YANGIN YÖRÜK KÜLTÜRÜNÜ TEHDİT Mİ EDİYOR?


Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümeti örnek bir mücadele anlayışıyla tüm mali ve insan kaynaklarını seferber ederek orman yangınlarını milli bir konu olarak ele almış ve yangınları kontrol altına almıştır. Bu kuşkusuz bundan sonra orman yangınları konusunda dünyaya örnek olacak teknolojik müdahale uygulamalarını geliştirmek ve farklı yeni yaklaşımları öne çıkarmamıza da altlık oluşturacaktır.  Bu kapsamda ilgili bakanlıklar konuyla ilgili olarak kaybolan orman varlığının yenilenmesi, tarımsal ekonomik faaliyetlerin devamı için traktör, makine, sera ve diğer donanımların çiftçiye sağlanması, konutların eklentileriyle birlikte özgün yöresel mimariyle yeniden yapılması gibi girişimlere başlamışlar ve insanımızın ve üreticilerin maddi kayıplarının karşılanması yolunda hızla mesafe alınmaktadır.  
Tüm bu yapılanlar ve yaraların sarılması son derece önemlidir. Devletimiz bu konuda konuya hakimdir ve insanımıza sahip çıkmaktadır.
Ancak gözden kaçırılan bir şey olduğu açıktır. Hele hele kırdan kente göçün getirmiş olduğu bir sonuç olarak kırsal alanlardaki kültürel mirasın korunmasındaki güçlükler, yanan ormanlarla birlikte Yörük kültürünü ve yaşantısının Toroslarda devam etmesi karşısında ciddi bir tehdit olmuştur.
Şu soru önemlidir: Yangın sonrası ya daha büyük topluluklar beşeri coğrafyanın da şekillendirdiği kendi kültürünü yaşamaktan (yaşatmaktan) vazgeçerlerse  ya da yeniden  Toroslarda yaşantı kurmak yerine, büyük yerleşim merkezlerine doğru giderlerse ne olacak?
Burada açık ifade etmek gerekir ki; ormanı yeniden kurabilirsiniz, lakin insanın yaşantılarıyla oluşturduğu kültürü kaybettiğinizde yeniden kurmak mümkün değildir. Dolayısıyla beşerin yaşantılarıyla oluşturduğu kültür kaybolduğunda yeniden inşası mümkün değildir.
Bu nedenledir ki; Tarım ve Orman Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı başta olmak üzere ilgili paydaşların yanan bölgelerdeki (ve yanmayan ancak yaşantısını zor şartlara rağmen devam ettiren) Yörük kardeşlerimizi “sadece yardım yapılacak ve sorunları bu şekilde çözümlenecek bir kesim olarak görmemesi” gerekir ki böyle görmediğine inanıyorum.
Yapılması gereken “bütüncül bir anlayışla Toroslarda Yörük kültürünün sürdürülebilirliğini sağlayacak bir uygulama paketinin” oluşturulmasıdır.
Söz konusu oluşturulacak uygulama paketi “Orman yangınları sonrası Toroslarda yerel yaşamı yeniden kurmak ve sosyo-kültürel, ekonomik, çevresel tüm unsurları dikkate alan bir yaklaşımla sürdürülebilir bir Yörük yaşam döngüsü oluşturmak üzerine odaklanmalıdır.” Buna göre "Kültürel Mirasıyla İnsan Odaklı Kırsal Kalkınma Yaklaşımı” diye adlandırabileceğimiz bir bakış ve yaklaşımın sürece ve alana hakim olmasını sağlamak gerekiyor.