Son 6 aydır ülkemiz de çalışan işçilerin hak ve kazançları konusunda yıllardır kanayan yaraya dönüşmüş ücretlerinde ki alın terinin karşılığı memnuniyeti yüzleri güldürmektedir. Bir taraftan yatırım yapan, yatırım yaparken ülke sorunlarıyla ilgilenmek, sonrasında bu ülke içinde ki nüfusu oluşturan vatandaşın huzuru, mutluluğu ve kazançların dengesi noktasında da ekonomi alanında dev adımlar atılması yıllardır adeta diz üstü yürüyen vatandaşın ayağa kalkmasına, yeniden yürüyüşe geçmesine hatta koşmaya başlamasına etken durumları ortaya çıkartmıştır.
Bir bakanımızın yaptığı açıklamada dinlediğim önemli anekdotu paylaşmak istiyorum. Bir futbolcu (Amatör Küme de oynayan) transferine denk gelen bir çamaşır makinesine transfer olduğunu belirtmişti. Yani bir amatör futbolcu 20-25 yıl önce bir çamaşır makinesi ya da bir buzdolabına transfer oluyor muş. İnsanın inanası gelmiyor. Bu ne büyük bir enflasyon, ne büyük bir eziyet ve sabır karşılığı, alın terine ulaşabilmenin gayretiymiş. Düşünün tam 8 ay hiçbir ücret almadan, ek bir gelire sahip olmadan sadece bir buzdolabına anlaşma yapıyorsunuz ve bunu da sakatlandığınız da elde edemeyeceğinizi bilerek imzayı atıyorsunuz.
Bugün aynı evde 2 araba ile işe gelip giden aileler olduğunu biliyor ve görüyoruz. Evin her odasında artık televizyon görmek mümkün. Eskiyen eşyalar bir anda değiştirebiliyor ve yenisini alabilme fırsatı yakalanabiliyor. Bunların da ötesinde artık iki kişinin çalıştığı bir aile ev alabiliyor, banka kredisiyle bu hayalini gerçekleştirebiliyor.
Dün’ün Türkiyesine bakarak konuşmak gerekirse ne içi boşaltılan bir banka furyası, ne BANKERcilik, ne de faiz lobisi söz konusu. Borsa 2000 binli yıllardan sonra adım adım yükseldi. 2002’li yıllarda 25-30 bin aralığında ki borsa bugün 80 binlerde. Bunun adına istikrar denilir, bolluk bereketlik denilir, yatırım denilir, güven denilir.
1 Mayıs işçi bayramı bir kez daha kutlandı. Her 1 Mayıslarda emek gücü ve işveren gücü hep çatışma halindedir. Bugünkü para ile konuşmak istersek 2 bin TL asgari ücret olsa 3 bin TL olsun diye meydanlara çıkılır ve çalışma saatlerinin mevzularına varana kadar her konuda karşı atışmalar tarzı açıklamalar yapılır.
Dün’e bakmadan bugün Türkiye’nin büyüyen gücünü tanımamazlık da bulunmak gerçekleri bilip de bilmiyor muş gibi davranmaktan öte bir şey değildir.
Her şeyin bir dengesi var dünya da. Türk ekonomisi de hassas bir denge üzerinde bu dağılımları yapmaktadır. Birileri gibi çıkıp da bol keseden asgari ücret 5 bin TL olacak denilmedi. Bugün bakıyoruz da ya o zihniyet iktidara gelmiş olsaydı 5 bin TL olmuş bir asgari ücret sonrası ülkenin ne hale gelebileceğini görmek çok da zor değil.
Bir kez daha İşçi Bayramı kutlandı. Emekçiler hak ve hukukları konusunda düşüncelerini kamuoyu ile paylaştı. Gelecek yıl da aynı hassasiyet ve titizlikte yürüyüş gerçekleştirilecektir.