Dünya’nın dört bir yanı kızılca kıyamet kopuyor. Avrupa’da ve Dünya’da geçmişte yaşanan savaşlar sonrası kurulan yeni düzen ve yaşamlar yeni çizilen haritaların içerisinde kalmak zorunda bırakılmış olan düşünceler, ülkeler ve topraklar üzerinde yaşayanlar dedelerinin, babalarının ecdatlarının mücadele verdiği anlayışı da hiç unutmadığına tanıklık ediyoruz. Hala daha 100 yıllık kini içinde barındıran bir Avrupa, sömürü devletleri 100 yıl önce kaybettiklerini yeniden geri alabilmenin tezgahını kurmaya çalışıyor.
Ancak tüm bunlara rağmen etrafımızda olan bitenleri yakından takip eden Türkiye adım adım büyük yürüyüşünü sürdürmekte, yatırımlarını art arda yapmakta, Avrupa’nın göbeğinde yaşanan baş kaldırılar, 100 yıla yakın sömürü ülkeleri de koltuklarının altına alarak rahat bir yaşam süren ülkeler ki bunların başında Fransa geliyor 1970’li yıllarda ülkemizin 1 litre benzin için araçların kuyruğa girdiği günleri hatırlatır bir durumu yaşıyor.
Fransa’nın yakıtı bitti. Fransa da biten tek bu değil, önceki yazılarımda belirttiğim gibi birinci ve ikinci dünya savaşlarında birbirlerinden nefret eden ülkeler mecburiyetten kol kola girmek koşuluyla bugünlere girdiğini söylemiştim.
İşte şimdi tüm bu yaşanan ilkel görüntüler karşısında Türkiye’nin büyüyen hamlesi ve kalkınma hamleleri Avrupalıyı kıskandırmakta ve şaşırtmaktadır. Hala daha ülkemizi hasta adam ülke konumunda görme ukalalığını sürdürmeye çalışırlarken kendi battıkları ve boğulmaya başladıkları sorunları görmezden geliyorlar.
İşte Fransa 60 bin kişi yürüyüşe geçti. Yakıp yıkılmayan yer kalmadı. Maaşlar bölük pörçük verilmeye başlandı. Yunanistan’ı kaybetmek istemeyen AB tüm borçları silmenin hesabını yapıyor.
Bugün tüm bunları geçmişte ülkemizin başından geçenleri yaşayanlarca ibretle izlenmektedir. O yüzdendir ki kalkınmada son sürat yol alan ülkemizin önüne taş koymaya çalışanlar, art niyetliler bu yükselişin önüne geçemeyecektir.
Çünkü Türkiye ve Anadoluda yaşayan tüm vatandaşlarımızın 100 yıldır arzu ettiği ve insanca yaşam şartlarıyla bir hayat sürmeyi arzu ettiği beklentilerdi bunlar. Bunların ne olduğunu saymakla bitiremeyeceğiz yenilik ve yenileşme, çağdaş hamleler atılmıştır. En önemlilerinin ne olduğunu birebir yaşayan herkes en azından birkaç tane mırıldanabilecektir.
Ülkemizin yetiştirdiği en büyük şair Mehmet Akif Ersoy’un milli marşımızda 80-90 yıl önce gördüğü gerçekleri artık kabul etmek gerekiyor, Şair M.Akif Ersoy ne diyor du milli marşımızın sözlerinde.
Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.
Artık o sözü edilen medeniyet denilen ukala ve kibirli bir şekilde bakan ülkeler bugün değil dişini tüm uzuvlarını da kaybetmeye doğru gittiğini, tek başına kalacağı günlere yaklaşmıştır. Yıllarca yan gelip yatan yabancı ülke vatandaşları, haksızlıklarla elde ettikleri ekonomik kazanım ve sömürü anlayışının tıkanmasıyla gerçeklerle başbaşa kalmıştır. Yani Gerçekle yüzleşmektedirler.
Ve bu yüzleşmeyi sözümüz onlara güya Demokrasi adına yapıyorlar. Bugün Avrupada demokrasi dediğiniz şey de tek dişi kalmış vaziyettedir. Yani ülke yöneticileri koydukları yasa ve kurallarla yıllardır uyuttukları vatandaşlarına sormadan, sorgusuz bir şekilde geriye alıyor ve istediği gibi yasalar koyuyor. Gerçeklerle yüzleşen binlerce Avrupalı yakıp yıkıyor her tarafı. Bunları yapan Avrupa bir de utanmadan kendi ayıplarını ve yanlışlarını görmeden meclisimizde alınan dokunulmazlık yasası hakkında yorum yapma cüreti gösteriyor. İşte tam bu nokta da büyüyen ve güçlenen Türkiye ekonomisi ve büyüyen Türkiye’nin yeni yüzü ayağa kalkıyor.
Yine aynı ukalalığı bilmişliği ve kibirliği gösteren Avrupa’ya elinin tersini gösteriyor. Bu hareketi şimdiye kadar hiçbir hükümet, hiçbir ekonomi yapamamıştır. Anlayın ve görün artık. Türkiye ne hasta bir adamdır, ne de gücünü kaybetmiş otur deyince otur, kalk deyince kalk denilen bir ülkedir.
Bu yüzdendir ki bugünlerde başta Anayasa olmak üzere bir çok yönetim kademelerindeki önemli kararların alınmasının önüne geçilememektedir. Avrupa’ya karşı yasal zeminde yapılması gereken ne varsa hepsini yerine getiren bir Türkiye’ye karşı çelme atmaya çalışan Avrupa yaptığı hareketlerle oysa bugün kendi yerlerde sürünmektedir.