Bağırmak sanırım bizim genlerimde var.
Bu konu da nereden çıktı diye düşünebilirsiniz. Gün içerisinde ‘biz neredeyiz onlar nerede’ diye düşünmeden de kendimi alamadığım bir olay. Toplumumuzda en fazla bağıranların en tepesinde sanırım onlar gelecektir.
Semt pazarcı esnafı, bağırmazlarsa fazla satış yapamazlar çünkü. Dolayısıyla biz tüketicileri de çok fazla da rahatsız ettiği söylenemez, çünkü ucuz olanı hep sevmişizdir.
Başka kimler daha çok bağırır sokakta sıcak simidini satanlar, yine mahalle aralarında megafonla sebze ve meyve diyenler. Bunların dışında ne olabilir çarşıda tavuk döner, kokareç pazarlayanlar. Pasajlardaki çaycılara ‘Çayyy’ diye bağıranları ve turistik çarşılarda giysi satanları da buna ilave edebiliriz.
Sabah saatleriydi çarşımız yabancı turistlerin gelmesiyle birlikte küçük de olsa hareketlenmeye başlamıştı. Turistler çarşıda yer alan hediyelik eşya, giysi, şekercilerin ürünlerini inceliyordu.
İşyeri çalışanlarından birisi Çaycıya ‘Birisi açık ve kahve istiyorum sütlü olsun bak karışmam’ diye bağırırken turistler kendi aralarında konuşuyorlar yüzleri asık. Belki de kavga ettiklerini düşündüler. Bir başkası turisti mağazaya sokabilmek için dil dökerken neredeyse kolundan tutup içeriye yaka paça sokacak.
Rusya krizi sonrası turizm sezonuna iyi başladığımızı hiç kimse söyleyemez. Antalya en fazla ekmeği turizmden yiyor. Turizm sektörü çok geniş bir yelpazeye sahip tüm sektörlerle ilişkisi var. Bu yılı en az zararla geçirmek istiyorsak, herkes üzerine düşeni yapması gerekir.