Antalya’nın ‘Duraksama’ dönemi diye tabir edeceğimiz ve herkesin çok yakından bildiği Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Mustafa Akaydın’lı yıllardır.
Akaydın’ın sağında, solunda, önünde, arkasında her kim var, kim yok bugün dev adımlarla, yürüyüşünü sürdüren, dev projeleri hayata geçiren Büyükşehir Belediyesinin kalkınmış, şaha kalkıp kanatlanmış görüntüsüne kara bir çizgi çekip bakmaya devam ediyor.
Baktıkları ve gördükleri karşısında şaşkına dönenler, kara çizgiyi gözlerinin ‘Fer’inden inatla kaldırmamakta olduklarını görmekteyiz. Oysa bu inat, bu hırs ve hasımlık düşünceler insanı, kör yaşatır, körleştirir, kör bırakır.
Bunun öteki adı ‘Geçmiş dönemden medet ummaya çalışmaktır” Bu anlayışta olanlar fırsatçılar, okey masasında oyunu kenardan izleyen yancılar gibidir.
Yeniden eski günlerde ki Ağustos Böceği hikayesini okuyacaklarını düşünürler. Sazlar ellerinde yine vur patlasın, çal oynasın yapacaklarını beklemekte ve düşünmektedirler.
Bu anlayışta sıranın kendisine geleceğini bekleyen yancı anlayış ve ağustos böcekleri ‘Hin’ planları, Cin’lik peşinde olmaları, kin tutmuşlar kendi azap ve gazaplarında kaybolup gitmeye mahkum kalmışlardır.
Hala daha görmek istemedikleri Antalya’nın çağ atlayan, büyüyen ve sınırları artık birbirine bağlanmış, gıcır gıcır yollar, dağlardan yaylalara açılan yeni yollar, suyu olmayana su, hastaya, yatalak olana tüm ihtiyaçlar, aç açıkta kalana aş ve kalacak yer.
Tüm bunların ötesinde evi yanmış olana eşya, üreten ve koluna altın bilezik takmak isteyene eğitim kurumları. Yeter ki sen üret, yeter ki sen iyi niyetli ol.
Mevlam kapıları elbette sonuna kadar açacaktır. Ama niyetin bozuk, ha bire inatla Ağustos böceği hikayesini defalarca okunmasına rağmen yine de okumak istenmesine ne mevlam kadir kıymet verir ne de yaradan bu durumu görmezden gelir.
İnsanın içi neyse dışı da odur.
Bu anlayıştakileri seçmende iyi biliyor, memleket insanımız da….