Bir yarı yıl tatil zili daha çaldı.
2016 yılı soğuk ve karlı bir mevsim havası hakim. Karnelerini almaya giden oldu, gidemeyen. Kâh öğrenci velisi karneyi almaya gitti, ya abla abi, ya da akrabalardan her hangi biri. Karnenin soğuk ile mücadelesini yüz güldüren notlar ile evlerine dönenler bu notlar ile ısındı, bekleneni göremeyen ve alamayanlar ise buz keserek titreye titreye evin kapısını çaldı.
Eve ulaşamayanlar ise ya intihar etti, ya canına kıymak. Ülke eğitim müfredatımızda yapılan onlarca yenileme ve iyileştirmeye rağmen ne intihara kalkışmalar azaldı, ne de intihar eden öğrencide azalma yaşandı.
Bugünün sorunu değil elbette. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bu güne değin eğitimde en iyisi olması için yürütülen çalışmaların belli bölümlerinin yakın tanığıyım.
Öğrenci oldum. Yıllarca okudum. Üniversitesine de gittim, derslerin anlamsızlığına isyan da ettim. Sonra Baba oldum. Baba olunca öğrencinin ne hissettiğini ve hangi psikoloji içerisinde olabileceğini de asla unutmadım.
Ben bunları unutmadım ancak eğitim sistemimizde kimi öğretmenlerimizin sağ duyusu ve eğitimci olarak geleceğe hazırlanmaları için teslim ettiğimiz bilge insanların zaman zaman kuralcılaştıklarını, kurallar dışına çıkmak istemeyişlerine ve insiyatif gibi bir değerlendirmeyi yapamamaları gibi otomatiğe bağlandıklarına şahit oluyoruz.
Mesela
“İdare bir şey söylemesin, benden istenenler bunlar. Dersimi yaparım çantamı alır çıkarım. Sınavımı yaptım, notumu verdim”
Not, not, not… Ve sonucu ya intihar, ya teşebbüs ya da çok küçük bir yaklaşım ile sıfır nokta bilmem kaç numara verilmesi öğrenciyi mutlu edecekken öğrencinin ya teşekkürü engelleniyor ya da takdiri.
Sistem dedikleri internet üzerinden notların verilip ve bir daha geri dönüşü olmayan ve düzeltilmesi zor gibi görünen sistem. Hay o sistemin içine’ diyesi geliyor insanın ama işte İNSANIZ…
Ben bir öğrenci velisi olarak her geçen başarı grafiğini üst seviyeye çıkartmış bir öğrenci velisi olmanın gururunu yaşarken bir anda anlamsız, tarifi çok basit bir ifadeyi bile anlamsızlaştıran bir sistem ile karşılaşınca insanın insanlıktan çıkması an meselesi oluyor.
Okullarımız da öğretmenlerimiz ile ikili ilişkiler içinde bulunulmasını önemsemeyen öğretmenler, sistemin kara tahtasına kendilerini bağlayarak bir çok öğrencinin sevincini bu karne gününde de kursağında bıraktığına inananlardanım.
Yarım not, küçük bir yükseltme, ufacık bir gülümseme tadında başını okşar gibi iyileştirme. Bunları yapamayacak kadar ruhsuz ve bi berbat sistemleşmenin arkasına saklandığını düşündüğüm eğitimcilerin ruh hallerine not vermek gerekirse biz veliler nezdinde hiç birine ne karne verilir ne de geçer not verilir.