Bodrum ilçemizi bilenler çok iyi anımsarlar, Neyzen Tevfik Caddesinden marinaya kadar boydan boya büyük dev ağaçlar vardır. Özellikle yazın çok sıcaklarında insanlar onların gölgesinde Ege’nin ılık meltemi ile azıcıkta olsa serinlemeye çalışırlar.
İşte o ağaçların adı Bella Sombra (güzel gölge ağacı) dır. Dünyada en güzel gölge veren ağaç olarak bilinir. Ve bu ağaçlar Halikarnas Balıkçısı diye bildiğimiz, Cevat Şair Kabaağaçlı tarafından kendi elleri ile teker teker dikilmiş ağaçlardır. Balıkçı bence ülkemizin en büyük filozofudur diyebilirim, balıkçıya eski Bodrumlular denizde Deniz Adamı, karada ise Ağaç Adamı lakabını uygun görmüşlerdir.
Denilir ki pantolon cepleri özellikle büyük ve geniş yapılırmış ve her zaman küçük tohum ve veya ağaç fidanlar bulunurmuş yanında. Ege ve Akdeniz de sahillerde Valencia portakalını ve Greyfurt fidanlarını yurt dışından getirtip kendi ellerin ile diken adamdır balıkçı.
Ülkenin ilk profesyonel turist rehberidir. İzmir veya Bodrum’a gelen yabancı görevlileri, hep balıkçı gezdirmiş ve tercümanlık yapmıştır. 60’lı ve 70’li yıllarda başladıkları ve adına mavi yolculuk dedikleri deniz gezilerini Sabahattin Eyüpoğlu, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve son aşkı Azra Erhat ile birlikte yapmışlar ve daha sonra dev bir sektör haline gelen yatçılık ve yat turizmin temellerini atmışlardır.
Bodrum başta olmak üzere ülkemizin deniz zenginliklerinin tanıtılmasında çok büyük gayretler harcamış, Anadolu’nun nasıl bir yurt olduğunu kitapları ile tüm dünyaya tanıtmıştır.
Bir keresinde İngiltere Kraliçesine bir mektup yazarak Dünyanın 7 harikasından biri olan Mausoleum un. Londra’daki müzeye değil de Bodrumda o güzelim maviliklere yani gerçek yerine çok yakışacağını söylemiş ve geri getirilmesini talep etmiştir.
Bir süre sonra Kraliçeden bir yazı gelir, denir ki ‘evet çok haklısınız mavinin ve ışığın çok yakışacağını bizde tespit ettik ve Mausoleum un duvarlarını bodrum mavisine boyattık ve ışıklandırmayı sağladık gerçekten muhteşem oldu bir daha ziyaret etmenizi rica ederiz.’denilmiştir. 1980 yıllarda rahmetli Özal’ın gayretleri ve çabaları ile çıkarılan Turizm Teşvik Kanunu ile ülkemizde büyük bir turizm yatırım seferberliği başlamış bugün de ülkemiz milyonlarca misafir ağırlayan ve 30 Milyar dolara varan turizm gelirlerine ulaşmış bulunmaktadır.
Evet çok net olarak denilebilir ki ülkemizin petrolü Turizmdir.
Menderes Türel başkanımızın rahmetli amcası Sudi TÜREL’ in de bakanlık yaptığı ve büyük hizmetler verdiği Özal hükümetleri ile başlayan turizm bugün kendisi ile birlikte yaklaşık 40 sektöre ivme kazandırmış ve dev bir ekonomi haline gelmiştir. Bütün Şehir Yasası ile ikinci büyük devrim diyebileceğimiz bir yapı ile Antalya mız yapılacak yatırımlar ile gerçekten turizmin başkenti olmayı hak edecek düzeye gelecektir.Menderes Türel hep diyor ya ‘arkadaşlar bol bol fotoğraf çektirin. Antalya’yı 5 yıl sonra tanıyamayacaksınız.’
Kurvaziyer limanı, nehir marinaları büyük Antalya marinası, Demre marinası, Kumluca marinası yatırımları bittikten sonra Antalya yeniden bir deniz kenti olma yolunda büyük adımlar atmış olacaktır. Denizci ülke olmayı bir türlü beceremeyen insanımız belki de Antalya da yeniden denizle buluşacak ve denizin nimetlerinden olabildiğince yararlanmaya başlayacaktır.
Deniz otobüsleri ile başlayan denizcilik yatırımları artarak devam edecek ve Antalyalı ve Antalya’mıza gelen çok değerli misafirlerimiz denizle buluşmaya devam edecektir.
Bunsan sonraki yazımızda deniz otobüsleri ve denizcilik ile ilgili yatırımlar hakkındaki görüşlerimi sizlerle paylaşacağım.
Sevgi ve dua ile,
Allah selamet versin.
28 Ocak 1981 de yitirdiğimiz aşkı sevmeyi, sevdayı ondan öğrendiğimiz Özdemir Asaf’ ı rahmetle şükranla anıyorum. Unutmak mı? ‘delisin’ derdin ya bizde seni unutmadık,
Işıklar içinde yat…
Denizin Delisi
Unutmak mı, delisin,
Gitmesem de bekler orada deniz.
Gelirsem, bilmelisin
Benim beklememdir burada deniz.
Gitmek gibi geleceğim
Denizin delisine.
Delinin denizi gibi
O ne kadar giderse.
Özdemir Asaf