Türkiye buluşmalarında bu haftaki konu yeni anayasa ve konuklarımız Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekanı Prof. Dr. Muharrem Kılıç ve Çukurova Üniversitesinden Serdar Kurucu idi her zamanki gibi keyifle izledik.
Yeni bir anayasanın yapılması artık ülkenin en önemli gündem maddesi haline gelmiş bulunmaktadır. Demokrasi kültürüne uymak amacı ile bu konu olabildiğince geniş platformlarda tartışmaya açılmıştır. Yeni anayasa konunun önemi ve hassasiyeti göz önünde bulundurularak gerçekten sadece konunun uzmanları tarafından bir taslak hazırlanmalı ve meclis gündemine getirilmelidir. Sokaktaki herhangi bir vatandaşımızdan yeni anayasa nasıl olmalıdır sorusuna yanıt aranılamaz. Hukukta bile uzmanlık gerektiren yeni anayasa çalışmaları sulandırılmamalıdır.
Çok temel prensiptir, azınlık haklarının korunması mutlak sağlanmalıdır. Ama şu gerçek asla unutulmamalıdır. Anayasanın gerçekleşmesi için referanduma götürmek için nitelikli çoğunluk dediğimiz 3/5 330, direk yasalaşması içinde 2/3 367 kabul oyu gerekmektedir. İktidarı elinde bulunduran ve veya birlikte bu sayılara ulaşılabildiği takdirde yeni bir anayasaya kavuşabileceğiz. Toplumsal uzlaşmada yüzde yüz rakamına dünyanın hiçbir ülkesinde ulaşılamaz. İktidarı elinde bulunduran güç ve veya bu rakamları bulan uzlaşmada yeni anayasa yapılabilecektir. Anayasa profesörlerinin dahi birçok açık oturumda birbirleri ile nasıl çeliştiklerini ve karşıt görüşler olduğunu hepimiz çok net biliyoruz. Dememiz odur ki iktidarı elinde bulunduran güç bu konuda elinden geleni yapmak durumundadır. Son hükümetimiz hiçte meclis geleneklerine uygun olmayan bir şekilde bir uzlaşma komisyonu kurmuş, tüm partilerden eşit sayıda üye alınarak çalışmalar başlamıştır. Bence zaten bu şekilde bir anayasanın yapılmayacağı çok net idi.Ama AK parti çok demokrat bir tavır izleyerek hiçte yasal hakları olmadığı halde tüm partilerden eşit sayıda üye alarak anayasa komisyonunu kurdu.Yaklaşık olarak 2 sene kadar süren bu çalışmalar her zamanki gibi oyun bozanlık yapan CEHAPE ve MEHAPE’ nin anlamsız muhalefetleri sayesinde fiyasko ile sonuçlandı. Zaten bütün işi istemez ülkücülük olan CEHAPE ve onunla işbirliği yapan MEHAPE yeni anayasanın yapılmasına direndiler ve komisyon işi bitmiş oldu.
İktidarı elinde bulunduran güç anayasayı yeniden yapabilecek sayıya ulaştığı takdirde bu süreç inşallah tamamlanmış olacaktır.
Yeni anayasamız öncelikle olabildiğince az maddeden oluşmalıdır.Kanun yönetmelik vs ile halledilecek konular anayasada yer almamalıdır.Temel hak ve özgürlükler,insan hakları,ifade özgürlüğü, siyasi rejim gibi temel unsurlar yer almalıdır.Yeni anayasamızın dili çok net, yalın ve anlaşılabilir olmalıdır.
Yeni anayasa derken birazda ceza yasalarımızdan bahsetmekte yarar olduğu düşüncesindeyim. CMUK denilen bir yasamız var ki evlere şenliktir. 48 madde B fıkrası, 57 inci madde Y fıkrası mucbince diye başlar ki anlayabilene aşkolsun.Yeni anayasa ile birlikte devrim niteliğinde yeni ceza, ticaret, medeni, aile hukuku vs ile kısacası kanunlarımız mutlak surette çağın şartlarına uygun, çok net, açıklayıcı olabildiğince yoruma gerek bıraktırmayacak şekilde yeniden yapılmalıdır.
Özellikle tutuklama gibi en gaz kaçırdığımız konu mutlaka yeniden düzenlenmelidir. Kuvvetli şüphe denilerek insanlar tutuklanmamalıdır. Hukukta hepimizin bildiği temel bir prensip vardır. Şüpheden sanık yararlanır. Böyle bir durum var iken kuvvetli şüphe gibi sunjektif bir kavram ile hakimin vicdanına uygun olarak karar alınarak tutuklama kararı verilebilmektedir.
Son yeni anayasa seminerin de bir vatandaşımız şöyle bir soru sordu hocalarımıza. '' Kanunlarımız herkese eşit olarak mı uygulanıyor, A mahkemesi hakiminin vermiş olduğu bir kararı bir diğer mahkeme hakimi tamamen tersi bir karar veriyor'' diye. Doğal olarak ki sn hocalarımız bu soruya yanıt vermekte çok zorluk çektiler. Gerçekten ve özellikle ceza kanunumuz mutlaka yenilenmeli ve yoruma yer bırakmayacak şekilde çok açıklayıcı ve dili anlaşılabilir hale getirilmelidir.
Cezaevlerimizdeki tutuklu sayısı olağanüstü boyutlardadır. Tutukluluk sanki infaza dönüşmüş durumdadır. Ülkemiz hakkında AIHM de en çok davamız bu sebeplerdendir. Ve davaların birçoğu ülkemiz hakkında ceza verilerek sonuçlanmaktadır.
Yeni anayasamız ile birlikte adli kolluk sistemi kurulmalıdır. Hakim adı üstünde yargı makamıdır. Savcılar ve savunma oturma yerlerinden başlanılarak yeniden biçimlendirilmelidir.
Savcı ve avukatlar aynı düzeyde oturmalıdırlar. Hakim karar verecek makamdır.Savcı iddia makamı avukatlar ise savunma makamıdır,
Hakimler ve savcılar yüksek kurulları birbirinden ayrılmalıdır. Tüm askeri mahkemeler kaldırılmalıdır.
Şüpheliyi tutuklayıp daha sonra delil toplama saçmalığından vazgeçilmelidir. Deliller toplanıp hakim gerek gördüğü taktirde tutuklama yoluna gidilmelidir.
Tutuklamalar tekraren söylüyorum infaza dönüştürülemez. Hakimlerin yanlış kararları sonucunda mutlaka sorumlu olmalıdırlar.
Tüm bu nedenler ile artık yeni bir anayasa yapmamız kaçınılmaz olmuştur.7 Haziran seçimlerimiz çok önem azmetmektedir. Yeni anayasa için referanduma götürecek çoğunluğu yani 330 u bulması çok muhtemel olan AKPARTİ’ nin hedefi 367 yi bulmaktır.
Yeni anayasası ile başkanlık sistemine geçmiş bir Türkiye umudumuz ile sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
sevgi ve dua ile
Allah selamet versin.
Dicle kıyılarına tren varınca
Büyük bir gökyüzü git Allah’ım git
Genel olarak önce kaşları görünür
Sonra bütünsüz uykuları kaşla göz arasında
Yanaklarında çıban izi taşıyan kadınlar
Gül kurusu
Bir gün sizin de yolunuz düşer memlekete
Siz de görürsünüz bunları kadınlarda
Ödevleri yenilmek olan hep
Bıçakla kemik arasında
Susmakla ağlamak arasında
Yenilmek
Kadınlar
CEMAL SÜREYYA