Antalya bu yıl en çok göç alan ve göç almaya devam eden iller arasında birinciliği kimseye bırakmadı. Turizm kenti olmasından dolayı olsa gerek iş bulabilirim ya da geleceğimi burada kurabilirim hayalleri ile Antalya’ya Türkiye’nin her bölgesinden gelenler oldu. Fakat beklediklerini bulabildiler mi?
Bana göre hayır.
Neden mi?
Çünkü Antalya turizm kenti olmasından ötürü her iş isteyene iş verebilecek kadar iş sahası olmadığını herkes çok iyi biliyor.
Antalya’ya büyük hayallerle gelenlerin hayalleri yıkıldı.
Gelenlerin çoğunluğu sıkıntıların burada da olduğunun farkına vararak geldikleri memleketlerine geri dönmeyi tercih ettiler.
Ya kalanlar.
Antalya’da kalanlar geçimini sağlamak için ufak tefek işlere mecbur kalarak az maaşla da olsa, sıkıntılıda olsa hayatlarını bir şekilde sürdürmeye devam ediyor.
Peki ya kalanların diğerleri.
Diğerleri ne yapıyorlar sokaklarda perişan halde vatandaşların yaptıkları yardımlarla yarı aç, yarı tok, şehir merkezinde buldukları eski evlerde yatıyorlar.
Ama önümüz kış. Bu mevsimin yağmuru ve soğuğu var bu şekilde hayat devam eder mi?
Bunların çoğunluğu anne ve baba evini terk eden daha yaşları 18- 19 yaşlarında sokaklarda sigara, ekmek parası, memlekete döneceğim yardım edin diyen genç çocuklar.
Bunların toplanarak memleketlerine annelerine babalarına teslim edilmeleri en doğru karar olmaz mı? Yoksa aldıkları çeşitli ilaç ve maddelerle yok olup gidecekler.
Bir de bu göze hoş görünmeyen görüntüler Antalya’ya tatil için gelenler tarafından yadırganıyor.
Yaptıkların hiç hoş değil
Kalekapısı ile Cumhuriyet Meydanı arasında genellikle özürlülerin durduğu küçük tezgâhlarda geçimini sağlamaya çalışanlar bazılarının yaptıkları da hiç de hoş değil
Bunların içerisinde özürlü olan bir kardeşimiz var ki! Özürlü bisikleti ile ne bulsa ekmek parası için incik, boncuk, tarak, çakmak, şemsiye satarak geçimini sağlamaya çalışır.
Ama geçtiğimiz gün Cumhuriyet meydanında çevresine köpük sıkan tabanca satıyordu, orada havuzun başında oturanlar bu şahsın yanına giderek kibarca oğlum bu tabancanın içinden çıkan ilaçlı su üzerimize, ağzımıza geliyor ve bana dokunuyor biraz ileride satarsan sevinirim diyerek uyarır arabadaki özürlü kardeş bozulur.
O satmak istediği tabancayla kişilerin üzerine üzerine hem sıkıyor hem de söyleniyor.
Orada oturan kişiler kalkarak bunlara acıyanın, bunlara vatandaşın arasında köpüklü su sıkmasına izin verenlerin diyerek söylenerek oradan uzaklaşıp gidiyorlar.
İçerisinde ne köpüğü olduğu belli olmayan yaşlılara ve çocuklara zarar verdiğini hiç düşünmeden bu kişiler elindeki tabancayı satabilmek için içinde ne tür bir maddenin bulunduğunu bilmediğimiz bir maddeyi vatandaşın yoğun olduğu yerlerde rahatsız edecek kadar çok sıkıyorlar.
Bu köpüğün zararlı olduğunu bilen vatandaşlar çareyi buradan uzaklaşmakta buluyorlar.
Bu günlük bu kadar…
Hoşça kalın…