Daha ilk yürümeye başladığımız zaman annelerimizin bize ördüğü yün ipi yumağı ile başlar bu sevgi.
Sevmeyen var mı?
Oynamak istemeyen var mı?
İzlemek istemeyen var mı?
Bunları kim istemez ki?
Size yinede hepimizin çok sevdiği futbolu şöyle kısaca bir hatırlatayım.
Ama isterseniz yazının sonunda yorumunu da siz yapın.
Futbol, on birer oyuncudan oluşan iki takım arasında, kendine özgü küresel bir topla oynanan takım sporu. 21. yüzyıl itibarıyla 200’ün üzerinde ülkede 250 milyonu aşkın oyuncu tarafından oynanmaktadır ve dünyadaki en popüler spor dalıdır.
Futbol maçları dikdörtgen şeklindeki, yapay veya gerçek çimle kaplı sahada oynanır.
Sahanın kısa kenarlarının ortalarında birer kale bulunur.
Oyuncuların amacı, temelde ayak olmak üzere vücudunun belli kısımlarını kullanarak (eller ve kollar hariç) topu karşı takımın kalesine sokarak gol atmaktır.
İstisnai olarak, her iki takımın kalesini koruyan kaleciler, ceza alanı olarak adlandırılan kendileri için belirlenmiş alanların sınırları dahilinde topa elle müdahale edebilmektedirler.
Topun; sahanın uzun kenarlarından saha dışına çıkması durumunda taç atışı (topa son olarak hangi takım oyuncusu temas etmişse karşı takım kullanır), kısa kenarlarından dışarı çıkması durumunda ise köşe (bir oyuncunun, topu kendi kale çizgisi dışına çıkarması durumunda karşı taraf lehine kale çizgisi ile yan çizgisinin kesiştiği noktadan kullanılır) veya aut atışı (topun, hücum oyuncuları tarafından kale çizgisi dışına vurulması sonucunda ceza sahası içinden aut vuruşu yapılarak top oyuna sokulur) ile oyun tekrardan başlar.
45’er dakikalık iki devreye ayrılan 90 dakikadan oluşan maçlarda karşı takımdan daha fazla gol atmayı başaran tak
Bazı organizasyonlardaki kurallara göre normal süresi berabere tamamlanan maçlarda 15’er dakikalık iki devre halinde oynanan uzatma dakikaları, eşitliğin bu sürede de bozulmaması durumunda penaltı atışları sonucunda galip gelen taraf belirlenir.
MÖ 300-200 yıllarında Çin’de ortaya çıkan ve günümüzdeki futbolla benzerlikler taşıyan cuju, oynanış bakımından futbola benzeyen ilk oyun olarak kabul edilmektedir.
Yıllar boyunca dünyanın farklı yerlerinde futbola benzeyen oyunlar oynansa da modern futbol kuralları ilk olarak 1863 yılında Futbol Birliği tarafından sistemleştirilmiş olup, günümüze kadar birçok değişikliğe uğramıştır.
Efendim işte futbol bu.
Daha ilk yürümeye başladığımız zaman annelerimizin bize ördüğü yün ipi yumağı ile başlar bu sevgi.
Sevmeyen var mı?
Oynamak istemeyen var mı?
İzlemek istemeyen var mı?
Sevmeyen olabilir o yine de gönlünde bir takım yatıyordur mutlaka.
Oynamak isteyen dünyaya gelip gözlerini açan her şahıs oynamak ister ama oynamak için nerede oynayacak?
Her yer bine her yer otopark tehlikeyi göze alarak sokakta oynuyorlar. Seçildikten sonra her mahalleye eşit hizmet diyen Başkana duyurulur.
Bu gün Antalya’da daha parkı olmayan Mahalle var.
Değil ki futbol sahaları olsun.
Ya izlemek istersen her seriyi bir TV kanalı malmış onu da paran varsa alabiliyorsun çünkü ödenecek rakamlar hiçte az değil.
Her maç kanalına üye olsan herhalde bir maaşta oraya gider sanıyorum. Kahvelere gitsen ya kahve manyağı olursun.
Ya da bira içmekten alkolik olursun.
Hani futbol sevdan futbol aşkın ne oldu.
Bana kalırsa sen yinede futbolu ve sporu sev kendi sporunu Antalya’nın o güzel parklarında yap.
Masraf edipte her müsabakayı izleyeyim diye her yayın yapan TV kanalına da abone olma. Bazı kanalların verdiği özetlerle yetin derim.
Bu günlük bu kadar…
Hoşça kalın…