Antalya’nın nüfusu o kadar arttı ki, şehir girişlerindeki şehrin nüfusunu gösteren tabelaları neredeyse her gün değiştirilecek durma geldi.
Desem herhalde yanlış olmaz.
Her ülkeden, her Milletten insan var.
Ama bunların içinde en çok rahatsız edici olanların da Suriyeli olan vatandaşlar dilenen onlar, Antalya’nın yeni yapılan parkların da 3-5 çocuk yatan onlar, sahillerde deniz kenarında yatan da onlar, grup grup dağılmışlar her yerde onlar, otel bilmiyorlar pansiyon bilmiyorlar nerde akşam olursa orada yatıyorlar.
Artık vatandaşlarda rahatsız oluyorlar ve üzülüyorlar.
Bunlar büyük illere getirilip sokağa bırakılacaksa sahip çıkılmayacaksa neden getiriliyor
Sokaklara neden bırakılıyor?
Dilenmesine veya kötü yola düşmelerine neden izin veriliyor?
Kusura bakmayın biraz ayıp olacak ama, Antalya’da havalar biracık ısındı mı akın başlıyor, parklar, sahiller, Belediye’lerin yol kenarındaki koyduğu oturaklar, mahalle aralarındaki boş eski evlerin altı yanlarında bir de alkol şişesi odlumu onlar için bulunmaz bir pansiyon oluyor. Daha Türkçesi ipini koparan geliyor.
Çöpten ekmek topluyor, dileniyor, ama bir şekilde iyi ve ye kötü yaşamını sürdürmeye çalışıyor.
Ne yapıyorsun, nerede yatıyorsun diyen yok. Lütfen sayın yetkililer bunlar biraz denetlensin kontrol altına alınsın, Antalya turizm kenti, esnafımızın büyük bölümünün geliri turizmden kötü görüntülere izin verilmesin.
Antalya için kötü imaj yaratılmasın.
Uzadıkça uzuyor.
Kalekapısın da tezgah açanların sonu gelmiyor.
Kalekapısında Sakatlar Derneğine ait birkaç tezgah vardı.
Şimdi uzadıkça uzuyor .
Cumhuriyet Meydanındaki havuzun oraya kadar vardığı gibi birde karşılarına kurulmaya başlandı. Vergisini veren kirasını veren esnafların işlerine engel olan tezgahlara ATSO’dan tezgahların düzenleme yapılsın veya kaldırılsın kötü görünüyor diye bir ses yükseldi fakat oda kısa sürdü sonu gelmedi.
Yol her geçen gün daralıyor.
Yakın bir zamanda Vatandaş ne yürüyecek, nede oturabilecek yer bulamayacak Esnaflar gibi vergi yok, algı yok, masasını sandalyesini kapan sıranın en sonuna koşuyor.
İncik boncuk ne bulursa satıyorlar. İçlerinde kedi köpek maması ve canlı hayvan kedi ve köpek satan dahi var.
Kapalı yol kime ait
Kapalı yol Antalya’lılaramı? Yoksa esnafa mı? Ait olduğunu bir türlü anlayamadık bildiğimiz kadarı ile gezi yolu, dinlenme yolu olarak biliyoruz. Ama öylemi? Kuyumcu, parfümcü, çamaşırcı, dahi yol kenarına benim dükkanımın önü diye masa sandalye atıyor, “özeldir oturmayınız” yazısı da masanın üzerinden eksik olmuyor.
Ya… lokantalara ne diyelim yol falan dinlemiyor dükkanında ne kadar masa sandalye varsa hepsini caddeye sıralıyor.
Çünkü ona da bir şey diyemiyorsun onunda dükkanın önü yürümek isteyenler nerde yürüyecek nereden yürürse yürüsün, Kapalı yol akşam üzerleri esiyor emekliler bu cadde de oturacaklar nerde oturacaklar. Bana ne kardeşim benim dükkanımın önünde benim masamda sandalyemde oturmasında nerede oturursa otursun.
Zihniyetinden artık bu caddeyi kurtaralım.
Çok zor değil Zabıta Müdürleri bir el atsalar Kalekapısındaki tezgahlarda, Kapalı yoldaki lokantaların masaları sandalyeleri de bir saate temizlenir, gezende orada oturmak isteyen de rahat bir nefes alır cadde de vatandaşa kalır.
Bu günlük bu kadar…
Hoşça kalın…