Antalya’da ve Türkiye’de Turizm, uzun yıllar “deniz, kum ve güneş” üzerine kuruluydu. Ancak zamanla insanların turizmden beklentileri değişti, talepleri arttı. Özellikle artan nüfusla birlikte ortaya çıkan sosyal, kültürel, çevre ve diğer sorunlar, insanların dinlenmek için çok daha farklı turizm türlerine yönelmelerine yol açtı.
Böylece “alternatif turizm” yani “planlı turizm” ortaya çıktı.
“Kitle turizminin” yani “Plansız Turizmin” yarattığı gürültü kirliliği ve çevre sorunları da “alternatif turizme” olan talebi artırdı.
Yani bir yerde “alternatif/planlı turizm”, “kitle/plansız t
Plansız Turizm, en kısa zamanda en çok fayda sağlamaya yönelik, hızlı büyüyen, bölgesel toplumun dışında idare edilen, sürdürülebilirlik ve doğaya saygı kavramlarını önemsemeyen bir turizm anlayışı iken Planlı Turizm tam tersine, para hırsı güdülmeksizin bölgesel toplumun bire bir katılımı ve turistlerle yöre halkının kaynaşması amaçlı, kültürlerin tanışması, sürdürebilirlik ve doğaya saygı kavramlarını savunur.
Plansız turizm, hızlı hareket gerektiren ve en kısa zamanda en çok faydayı amaçlayan turizm olarak tanımlanabilir. Bu yaklaşım, turizmi kişisel zenginleşme ve öğrenme deneyiminden, basit bir kabullenmeye dönüştürdü.
Plansız turizm, tarihi, yöresel bölgenin yakınında, yeni ve büyük ölçekte binalar veya yerleşimler gerektirir. İşte plansız turizmin olumsuz etkisi de çok insan barındıran böyle yerleşimlerden kaynaklanır.
Plansız/Kitle turizmi, büyük ölçekli, kontrolsüz, plansız, bedel bilincinde, ithal yaşam tarzını benimsemiş, kısa süreli, değişime dirençsiz, sabit programlı turizm türüdür.
Geniş topluluklara hitap eden plansız turizm, ilgi alanları birbirinden farklı insanları bir araya getirir ancak sınırlı alanlarda hizmet verir.
Plansız turizmde toplu halde ayarlanmış paket tatiller, turistlere belli sınırlar çerçevesinde hizmet ederek sadece binanın içinde fonksiyonlar sunar ya da çok az bir şekilde bina dışındaki aktivitelere katılım sağlar.
Bu turlar, gidilen yer üzerinde yoğunlaşır ancak giderken geçilen yerler veya doğal, sosyal ve kültürel çevreyi tanıtma kaygısı taşımaz.
İspanya, Plansız turizme verilebilecek en güzel örnek ülke iken, Türkiye’nin dünyaca tanınmış turistik bölgesi Bodrum da plansız turizmden nasibini almış bir şehir.
Turizmi ekonomik kalkınma aracı olarak gören ülkeler ilk somut adımını 1951’de Enformasyon ve Turizm Bakanlığı’nı kurarak attı. İspanya’nın dünya turizm pazarına yeni girmeye başladığı bu yıllarda temel tanıtım politikası “Akdeniz kıyıları” ve “deniz-kum-güneş” turizmiydi.
Kendini “yaz tatili” ve” deniz-kum-güneş” ülkesi olarak konumlandıran İspanya, 1960-70 yılları arasında turist sayısında çok ciddi bir artış kaydetti. 1960 yılında 6 milyon olan turist sayısı 1970’te 24 milyona yükseldi. 1972’de ise bu rakam 32 milyona ulaştı.
1980’li yıllara gelindiğinde artık İspanya dünya turizm pazarında “deniz-kum-güneş” destinasyonu ve yoğun kitle turizmi yapan bir ülke olarak konumlanmış oldu.
Fakat bu konumlanma İspanya’ya pahalıya mal oldu. İspanya, kıyılara çok turist çeken, kalabalık, aşırı kapasite kullanımı nedeniyle çevrenin tahrip edildiği ve hizmet kalitesinin düşük olduğu bir destinasyon haline geldi.
Bu olumsuz algıyı değiştirmek isteyen İspanya, 1985’li yıllardan itibaren tanıtım kampanyalarında ve stratejilerinde ürün yelpazesini genişletmeye başladı.
Fakat bu ürün yelpazesinin temel taşını da yine “deniz-kum-güneş” oluşturdu.
Bu günlük bu kadar…
Hoşça kalın…