AİLE GİDİYOR! DİKKAT!!!
NASUH BOZTEPE

NASUH BOZTEPE

AİLE GİDİYOR! DİKKAT!!!

12 Şubat 2019 - 09:27

Aslanla öküz ormanda karşılaşmışlar. Biraz hoşbeş ettikten sonra;

-“Bana müsaade” der aslan.

Ancak öküz:

-“Yaa otur, ya nereye?”

-“Acelem var. Evde bekleyen var”

-“Yahu! Sen ki ormanlar kralısın. Sen kime hesap vereceksin? Seni kim bekler? Otur” der.

Aslan oturur, biraz daha sohbet ederler. Bir müddet sonra tekrar aslan kalkmak ister.

-“Ya sen aslansın, herkes senden izin alır. Otur şuraya, ormanların kralı sensin” der öküz.

Aslan yine oturur, aradan üç beş dakika geçince aslan tekrar; “Bana müsaade” der.

Yine öküz: “Ya sen aslansın. Kralsın. Niye böyle yapıyorsun?”

-“Evde beni bekleyen var”

-“Olsun. Yaa herkes senden izin alır. Herkes senden korkar. Bırak evi, kal şurada”

-“Doğru. Ama seni evde bir inek bekliyor. Beni ise bir aslan bekliyor” der.

Herkesin evinde bir aslan bekler.

ÇOCUKLAR VE GENÇLER NEREYE KOŞUYOR?

Maalesef istatistiklere bakıldığı zaman, Türkiye’de en fazla boşanmanın olduğu iller İzmir, Muğla ve de Antalya’dır. İstatistiklere göre her dört kişiden birisi boşanıyor. Antalya’da on tane boşanma mahkemesi var.

Gençler evleniyorlar, kısa süre sonra da ayırıyorlar. Bu nedendir?

Şöyle baktığımız zaman, insanlar sadece kendilerine değer veriyorlar. Karşılarındaki kimseye değer vermiyorlar.

Gerçek hayattan habersiz, duygusuz ve bencil bir nesil oluştu. Kıymet bilmiyorlar. Vefasızlar. Sanki herkes onlara hizmet etmek zorundadır. Tek kişilik aile olmuşlar.

Anne, babalarının gösterdiği fedakarlıkları onlar hiç kimseye göstermiyorlar.

Evlilikte elbette farklılıklar vardır; kültür farklılığı, yöre farklılığı, tahsil farklılığı, yaş farklılığı vs. gibi…

Hz.Adem’in  (A.S) 60 çeşit çamurdan yaratıldığından bahsedilir. Bizler kendimize bakmıyoruz. Başkalarının hamuruyla, çamuruyla ilgileniyoruz.

AYNI DİLİ KONUŞMAK

Herkes, kendi gül bahçesinde gezmeli, kendi gülleriyle meşgul olmalıdır.

Evliliklerdeki sıkıntılardan birisi; insanların karşısındaki kişiyi anlamamasıdır. Türkçe konuşulmalı. Anlaşılmayan bir lisanla konuşulmamalı. Kavga lisanıyla değil, sevgi lisanıyla konuşulmalıdır. Sevgi dili olmazsa, geçimsizlik olur.

Gaye; aklı değil, kalbi açık tutmaktır. Yürekteki sevgileri karşılamaktır. Maalesef insanlarımızda sevgi açlığı var.

Akıl ve kalbin konuşması değil, el ve dil ile bazı şeylere engel olunuyor. Aşk gülü olalım. En büyük mesele konuşmak. Buğz etmeyelim. Karşılıklı konuşalım.

Sevgi ve aşk karşındakinin istediğini yapmaktır. Aynı vadide otla, aynı semâda uç. Sevgi budur.

Sevgi yitik malımızdır. Sevgiyi kaybetmeyelim. Hazinemize sahip çıkalım. Sevgi kapısını açık tutalım. Sabır taşımızı daima başımızın üstünde taşıyalım. Sevmek oturup birbirine bakmak değil, beraberce aynı yöne bakmaktır.

Ailelerde huzurun temini karşılıklı iletişim, anlayış ve hoşgörüyle olur. Frekanslar tutmalı, aynı dil konuşulmalıdır.

Sevgisiz geçim, aşksız hayat olmaz. AŞK, HER YAŞTA İNSANA MUSALLAT OLAN BİR HASTALIKTIR. GÖNLÜ, YUVASINDA OLMAYANLARIN MUTLULUKLARI OLMAZ.

Hediye anahtardır. Eşinize mutlaka onun seveceği hediyeleri alın. Siz ne kadar da güzel hediyeler alsanızda, “Al bunu” diye suratına atarsanız bu hediye olmaz. Basit bir hediye de olsa, nezaket kuralı içerisinde verirseniz, işte onun kıymeti vardır.

Her insanın da bir sabrı vardır. Bu sabrı zorlamamak gerekir. Gül bahçesindeki gülde birçok diken vardır. O gülün hatırına dikenlere katlanırsınız.

Benim sevdiğim acaba çiçek mi seviyor? Onun sevdiği nedir? Ben bunu biliyor muyum?

Her zorluğun bir mükâfatı vardır. EVLİLİĞİN MÜKÂFATI DA MUTLULUKTUR. Kişi seviyorsa sevdiğinin isteğini vermeli. Mecnun için diken, çöllerde gezmektir.

Maalesef biz de aşklar iki yıl sürüyor. Sonra da anlaşamadık deyip ayrılıyorlar. Biz sevgi aşısını değil, kavga aşısını yapıyoruz.

Eşinizin çok sevdiği ve sevmediği beşer tane şeyi yazınız. Aynı şeyi eşinizde yapsın. Karşılıklı mutabakat yapın.

KİMİNLE EVLİSİN?

Evlilikte hanımla, eşinle akit yaparsın. Arkadaşlarınla, annesiyle, babasıyla değil. Sıkıntı burada başlıyor. Anne, babalar çocuklarını kendilerine göre istiyorlar. Çocuklar da özgürlüklerine kavuşmak istiyorlar. Burada çatlak başlıyor.

Gemiyi yürüten iki kaptan olmaz. Gemiyi bir kaptan yürütür. Mutfaktaki yemeğin tadını beraberce alırlar, başkalarıyla değil. Biz daima evimizde hoşgörümüzü takınalım.

Geçimin ana temeli örftür, dindir, gelenektir. Dine aykırı bir iş yapmayalım. Örfümüze aykırı bir iş yapmayalım. Toplumdan dışlanmayalım.

Peygamber Efendimiz’in (S.A.V) hayatını okursak, onun eşlerine tavrı bizi yönlendirecektir.

Biz önce kendimizi düzeltelim. Sonra toplumu düzeltelim. Kendimizi düzeltmeden toplumu düzeltemeyiz. Gönül kapısı olalım. Gönlümüzü ıslah edelim. Terbiye edelim. Mutluluğun ve aşkın kapısını açmış olalım.

Aileyi korumak için çıkartılan yasa, kadın ölümlerini engelleyemedi. Maalesef, aileyi yıkma yasası gibi uygulanmaktadır. Sanki kadını korumak için değil, aileyi yıkmak için var.

Komşunla kavga edersen af var. Eşinle tartışırsan şahitsiz, ima yolu dahi olsa af yok.

Niyet iyi. Yasa ve uygulama bizim inanç ve kültür yapımıza ters.

Batı yasaları bünyemize uymamaktadır. Şahitsiz yargılama olmaz.

MUTLULUKLAR YASA İLE DEĞİL, SEVGİ İLE OLUR.

GENÇLİĞİN HEDEFİ NE?

Temel felsefe eğlenmek, gırgır, şamata üzerine oturmuş. Buna en büyük ilave, telefon ve sosyal medya hastalığı hakim olmuş. Sevgisiz, duygusuz, acımasız, ruhsuz bir nesil doğdu.

“Dilediğin gibi yaşa. Nasıl olsa öleceksin”. Kural bu.

Anne-babalar; “Aç kalmasın, kılık kıyafetleri en güzel şekilde olsun, mükemmel bir eğitim verelim, kurslara gönderelim.” diye her türlü sıkıntıya girmişler, gençlere yokluk göstermemeye çalışmışlar, açlık göstermemeye çalışmışlar.

Aileler çocuklarının kölesi, hizmetkarı olmuşlar. Aile içi kuralları koyan çocuklar oldular.

Çocuklara manevi bir hayat, edep ve ahlak verilmeyip, maddiyat üzerine bir yapı oluştu.

Bir stres ve depresyon sözü; “Üstüne gitmeyelim” mantığı her şeyi değiştiriyor.

Aileler çocuklarını arkadaş gibi görmek istiyor. Çocuklarda ebeveyni hor görme, aşağılama, “mecbursun düşüncesi”, mutluluğun sadece kendileri için olacağı düşüncesi oluştu.

Artık önlenemez bir çöküş var. İlkokul çağında zararlı madde kullanımı ve cinsel sapıklıklar oldu. Evliliğin yanında birlikte gayrimeşru yaşamak, hatta Lut Kavmi gibi yaşamak cazip hale getirildi.

Aile gidiyor. Dikkat!!!

Kalın sağlıcakla…

 

Bu yazı 258 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar