AİLEDE YANGIN VAR  
NASUH BOZTEPE

NASUH BOZTEPE

AİLEDE YANGIN VAR  

19 Nisan 2019 - 06:49

 

Türkiye çapında birlik mecmuası Mart sayısında yayınlanan yazımı sizlerin okuruna sunuyorum..

İnsan hakları evrensel bildirisinin 16. maddesi: “Aile, cemiyetin tabii ve temel unsurudur, cemiyet ve devlet tarafından korunmak hakkını haizdir” der. Ailenin korunması, ahlakın korunması ile olur.

Her milletin beka sorunu vardır. Türk Devleti’nin ise her zaman beka sorunu vardır. Ailenin kaybolması da bir beka sorunudur.

Türk milletinin çok güçlü bir aile yapısı vardır. Yıllardır birçok mihraklar çeşitli oyunlarla ve sebeplerle aileyi yıkmak, bizi biz yapan değerleri yok etmek istediler. Aile korunmazsa millet ve devletten bahsedilemez. Ülkede birlik, ailede birlik ile sağlanır. İktidarıyla, muhalefetiyle bütün siyasi partiler bu konuda hassasiyet göstermelidir.

AİLEYİ BOZDUĞUNUZ ZAMAN, HER ŞEYİ KAYBEDERSİNİZ. BİZİM İNANCIMIZ AİLEYİ KORUMAYA YÖNELİKTİR. Batının inancı, ferdi yaşamaya yöneliktir. Allah(c.c); aşkı, muhabbeti, sevgiyi, rahmeti, acımayı, duyguyu bize vermiştir.

TÜRK AİLE YAPISINDA ÖRNEK ALACAĞIMIZ TEK KİŞİ PEYGAMBER EFENDİMİZ HZ.MUHAMMED MUSTAFA (SAV)’DIR. O, her şeye sevgi ile yaklaşmıştır. Hz. Peygamber(sav)’in hayatını bilmeliyiz. Örf ile dini karıştırmamalıyız.

Ülkemizde evlenme oranları her sene azalırken, boşanma oranları artmaktadır. Antalya’da on tane boşanma mahkemesi var.

İstatistikler toplumun iyi bir yere gitmediğini gösteriyor. Türkiye’de boşanma oranlarında ilk üç sıra da yer alan iller; Antalya, Muğla ve İzmir’dir. Ahlaki deformasyonun çok olduğu bu illerde evlenen her dört kişiden biri boşanıyor. Boşanmalar ilk beş yılda oluyor. Ailelerde, boşanma tahrik ediliyor. Boşanmayı tetikleyici şeyleri mutlaka ortadan kaldırmalıyız.

DEVLET EVLİLİĞİ KOLAYLAŞTIRICI TEDBİRLER ALDIĞI GİBİ, BOŞANMAYI CAYDIRICI TEDBİRLER DE ALMALIDIR.

BOŞANMA MODA OLMUŞ. KADININ EKONOMİK ÖZGÜRLÜĞÜ BOŞANMA SEBEBİ OLMAMALIDIR. MODERN KÖLELİĞİN ADI “ÖZGÜRLÜK” OLMAMALIDIR. ERKEK KADINA, KADIN ERKEĞE MUTLAKA VE MUTLAKA GÜVENMELİDİR. ÇÜNKÜ AİLE GÜVEN TEMELİ ÜSTÜNE OTURUR.

AİLEYİ NASIL KORURUZ?

Evlilik, özelin resmileştirilmesidir. Bir denge oyunudur. İki cambazın bir ipte yürümesidir. Nikah hayatın sigortasıdır. Allah’ın takdiridir. Evlilik berekettir, evlat olur, akraba artışı olur.

Evlenen çiftlere yapılan bir dua “Oğlunla ordu, kızınla komşu ol” dur.

EBEVEYNLERİN-BÜYÜKLERİN YAPMASI GEREKENLER:

Evlilikte eşinle akit yaparsın. Arkadaşlarıyla, annesiyle, babasıyla değil. Sıkıntı burada başlıyor. Anne, babalar çocuklarını kendilerine göre istiyorlar. Çocuklar da özgürlüklerine kavuşmak istiyorlar. Burada çatlak başlıyor.

Gemiyi yürüten iki kaptan olmaz. Gemiyi bir kaptan yürütür. Mutfaktaki yemeğin tadını beraberce alırlar, başkalarıyla değil. Biz daima evimizde hoşgörümüzü takınalım.

Aileler eskiden evliliklerde “Gelinliğinle gittin, kefeninle çıkarsın.” derlerdi. Olağanüstü bir problem olmazsa evlilikler bitirilmezdi. Şimdi en küçük bir olumsuzlukta hemen boşanma öne sürülüyor. Birliktelik değil, ayrışma gündeme geliyor.

Ebeveynlere sevgi ve saygı duyulmalıdır. Kavga ortamı oluşmasına müsaade edilmemelidir. Hayat çekilmez hale getirilmemelidir. Hiçbir zaman karamsar, kötümser, negatif olunmamalıdır. Düşünceler, endişelerden arınmalıdır. Elimizdekinin kıymetini bilelim.

DEVLETİN YAPMASI GEREKENLER:

Aileyi korumak için çıkartılan yasa, kadın ölümlerini engelleyemedi. Maalesef, aileyi yıkma yasası gibi uygulanmaktadır. Sanki kadını korumak için değil, aileyi yıkmak için var.

Kadın kocasından memnun değilse delilsiz, belgesiz şikayetiyle kocaya evinden uzaklaştırma cezası verilmektedir. Olayın gerçekliği araştırılmamakta, kadın şikayetinden vazgeçse de kamu davası devam etmektedir.

18 yaşından küçük evlenmeler için tecavüz kavramı getirilmiş, 15-20 yıl hapis ile cezalandırılmıştır. Kadın cinayetlerinde ise, caydırıcı cezalar verilmemektedir.

Komşunla kavga edersen af var. Eşinle tartışırsan şahitsiz, ima yolu dahi olsa af yok.

Niyet iyi. Yasa ve uygulama bizim inanç ve kültür yapımıza ters.

Batı yasaları bünyemize uymamaktadır. Şahitsiz yargılama olmaz.

MUTLULUKLAR YASA İLE DEĞİL, SEVGİ İLE OLUR.

Ahlaki değerlere saldırıda sınır yoktur.

Yıllarca gayrimeşru aşk yaşayanlar, resmi evlilik yerine seviyeli birliktelik veya eşcinsellik, cazip normal bir durum gibi değerlendirildi. Nikahsız hayat yaşayan artist belediye başkanı, resmi nikah kıydı.

Evliliğin yanında birlikte gayrimeşru yaşamak, hatta Lut Kavmi gibi yaşamak cazip hale getirildi.

Allah(c.c)’ın emri “Zina yapmayın” değil, “Zinaya yaklaşmayın”dır. Zina yasası derhal yeniden çıkartılmalıdır.

Televizyon dizileri ise devamlı ahlaksızlığı işlemektedir. Amcasının hanımını, ablasının kocasını, kocalarını aldatan kadınları, kocası öldürülen kadının başkasının kocasını ayartmasını, hep gayrı meşru ilişki yaşayan mafya babalarını, gayrimeşru ilişkiden doğan çocukları ve bunların intikamlarını anlatmaktadır. Bu diziler tamamen ahlaki deformasyona yol açmaktadır.

Aileyi bitiren film ve programlara Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, RTÜK ve savcılar derhal müdahale etmelidir.

İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilmeli ve 6284 sayılı yasada inanç ve kültür değerlerimize uygun değişiklikler yapılmalıdır.

TOPLUMUN YAPMASI GEREKENLER:

Arı, edebi, ahlakı, saygıyı kaybettik. Bir insanın ar damarı çatlayınca her şey normal görünür. Müspet yönde yapılan mahalle baskısı, insanların yanlış yapmasını önlüyordu. Mahallede yanlış yola sapanları uyaran insanlar vardı. Yanlış yola sapanlarda bu uyarıları dikkate alırdı. Dikkate almayanlar dışlanır ve bulundukları ortamı terk ederlerdi.

Mahallede insanlar birbirlerine saygılıydı. Huzur ve mutluluk vardı. Mahalledeki rol model ağabeyler ve ablalar bazen tatlılıkla, bazen sertlikle hem güveni, hem de huzuru sağlardı. Aleni sarhoşluk, fuhşiyat ve gayri ahlakiliklere yer olmazdı. Çocuklar büyüklerden korkar ve saygı duyardı. Aileler arasındaki kırgınlıklar, kavgalar büyüklerin araya girmesi ile önlenirdi.

Mahalleler kalabalıklaştı. Bir sitede bir köyden fazla insan oldu. Tabiri caiz ise kim kime dum duma bir hayat oldu. Kimse kimseye karışamaz oldu.

Yanlış yola sapanların fıtratında da bunlar vardır. Ortam bulunca neşv-ü nema buluyor.

Bazı erkekler de altlarında haşema, üstlerine tişört ile gezmekte, eşleri de çarşaflı veya pardösülü dolaşmaktadır. Tezatlıklar hoşnutsuzlukları getirmektedir.

EŞLERİN YAPMASI GEREKENLER:

Yanlış eş seçimleri, tahsil, kültür, din, maddiyat zıtlığı, evlenirken aşırı borçlanmalar, ailelerin müdahaleci olması, çocuk olmaması boşanma sebepleri arasındadır. Üslup, tarz, konuşma çok önemlidir. Eşler bunlara çok dikkat etmelidirler. Empati yapmalıdırlar. Kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi, eşinize yapmayın!

Eş mi? Eşya mı? İlk geçimsizlik böyle başlar…

Evlilikte motivasyon önemlidir. Yuvayı bal mumu ayakta tutar. İnsanlara küçük bir sevgi sözü, milyarları vermekten daha iyidir. Gönül önemlidir. Gönle hitap etmek gerekmektedir. Gönle söz geçmez.

Kapıyı açan kocaya karşı başı ağrıyan, asık suratlı bir kadın kavga aşısı yapar. Güler yüzlü bir hanımefendi sevgi aşısı yapar. Normal hayatta 1+1=2’dir. Ama evlilikte 1+1=1’dir. Burada hoşgörü ortamı olmalı, öfke yok edilmelidir. Evlilik iki zıt karakterin birlikte yaşama sanatıdır. İki beden bir can yaklaşımıdır. Karşılıklı fedakârlıktır. Aslında “iki beden, bir can” derken ruhların birleşmesi, gönlün birleşmesi, huzura varmasıdır.

AKILLI KADIN, KOCASINI KRAL YAPAR. KRALIN KARISI OLUR. APTAL KADIN KOCASINI KÖLE YAPAR. KÖLENİN KARISI OLUR. Bunun tersi de olabilir. Dolayısıyla insanlar bu hususa da dikkat etmelidir.

EŞLER EVLENDİKTEN SONRA BİR BAŞKASINI SEVME HAKKI YOKTUR. KADINDAN DAHA GÜZEL KADIN, ERKEKTEN DAHA YAKIŞIKLI ERKEK VARDIR. AMA EVLENDİKTEN SONRA BAŞKASINI SEVME HAKKI, BEĞENME HAKKI YOKTUR.

“Bu benim arkadaşım. Ben bununla Facebook’ta tanıştım, Twitter’da tanıştım” böyle bir şey olamaz. Siz eşinizin böyle bir şey yapmasını istemiyorsanız, sizde böyle bir şey yapmayınız.

Herkes, kendi gül bahçesinde gezmeli, kendi gülleriyle meşgul olmalıdır.

Evliliklerdeki sıkıntılardan birisi; insanların karşısındaki kişiyi anlamamasıdır. Kavga lisanıyla değil, sevgi lisanıyla konuşulmalıdır. Sevgi dili olmazsa, geçimsizlik olur. Buğz etmeyelim. Karşılıklı konuşalım.

Ailelerde huzurun temini karşılıklı iletişim, anlayış ve hoşgörüyle olur. Frekanslar tutmalı, aynı dil konuşulmalıdır.

Her insanın da bir sabrı vardır. Bu sabrı zorlamamak gerekir. Gül bahçesindeki gülde birçok diken vardır. O gülün hatırına dikenlere katlanırsınız.

İnsanlarımızda sevgi açlığı var.

Sevgi ve aşk, karşındakinin istediğini yapmaktır. Aynı vadide otla, aynı semada uç. Sevgi budur.

Sevgisiz geçim, aşksız hayat olmaz. AŞK, HER YAŞTA İNSANA MUSALLAT OLAN BİR HASTALIKTIR. GÖNLÜ, YUVASINDA OLMAYANLARIN MUTLULUKLARI OLMAZ.

Her zorluğun bir mükâfatı vardır. EVLİLİĞİN MÜKÂFATI DA MUTLULUKTUR. Kişi seviyorsa sevdiğinin isteğini vermeli.

Maalesef biz de aşklar iki yıl sürüyor. Sonra da “Anlaşamadık” deyip ayrılıyorlar. Biz sevgi aşısını değil, kavga aşısını yapıyoruz.

Evde huzur ve sükûn; sevgidedir, barıştadır, karşılıklı hoşgörüdedir. Kavga, hırçınlık, geçimsizlik, uyuşmazlık, tartışmalar, beğenmeme, aşağılama, küçümseme, nifak, zan, küskünlük, kıyas, geçmişi gündemde tutmak, kin ve intikam, “Dediğim, dedik” deyip inatlaşmak, zıtlaşmak, sürtüşmek, aşırı kıskançlık ayrılma sebebidir. SEVGİ, SAYGI, SABIR VE SADAKAT AİLE BİNASININ TEMELİDİR. Sağlam kurulmalı, yıkılmamalıdır.

Ortak paydayı bulmak (İslam), bütün mesele bu. Huzur İslam’dadır. İslam dışında kırmızı çizgiler olmamalıdır. Lüzumsuz kurallar, talepler, israf, kopuşun sebeplerindendir.

Sabır şeytana atılan bir tokattır. Herkesin bir imtihanı vardır. Ne mutlu sabredenlere…

Kavgayı başlatan bitirsin, şeytana uymayalım.

                Kalın sağlıcakla…

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar