12 Eylül 1980 darbesini yaşamış olanlar 36 yıl geriye gitsin.. Hafızaları biraz yoklayın ve hatırlayın. Kime ne yapıldı ? Kim nereye götürüldü ? Kim tutuklandı ? Kimlere işkence yapıldı ? Kimler dayaktan geçirildi ? Kime demokrasi ? Kime hak hukuk sağlandı ?
1980 12 Eylül askeri herakât tam bir parçalama ve temizlik hareketiydi. Her düşünceden, her kesimden yok etme planı. Hukuk kurallarının hiçe sayılıp evlerinden alı konulanlar, nereye götürüldüğü belli olmayan gençler, büyükler, amcalar, dayılar… Ve geri dönemeyenler… Bir mezarı dahi bulunamayanlar… O analar, aileler ellerini gök yüzüne açıp kaybettiklerine dua ediyor. Bir karış toprağı da olsa üzerine kapanacak bu acıyı hafifletecek hissiyatları ellerinden alınan aileler…
Ekonomi’nin kalp durduğunda ki çizgi uzun yıllar sırat köprüsünde yürür gibiydi. İşsizlik, belirsizlik, güven ortamının kaybolduğu, yatırımların durağanlığı, paradan para kazanmanın marifet sayıldığı ve faizlerin tavan yaptığı yıllar.
Hatırlayın 15 Temmuz darbecilerinin bir çoğu altınlarını bozdurup dolarlara çevirdiklerini. Ve 15 Temmuz 2016 da darbe kalkışımı işte 1980 de yaşananların ülkeyi daha da beter duruma sokacağı gün gibi ortaya çıkmıştır. Spor salonları mahkeme salonu olarak hazırlanışı, vatan ve bayrak sevgisini yüksek sesle dile getirenlerin yargılanması, kendilerinden olmayanların toplanıp bir gece vakti götürülmesinin hazırlığı yapılmış. Götürüleceklerin ne olduğu hakkında tek bir bilgi sahibi dahi olamayacağımız günler yeniden yaşanacaktı.
Yaygın Görsel Yayın yapan bir çok kanal da 15 Temmuz Kalkışımının unutulmaması gerektiği konusunda gösterilen görüntüler dünya döndükçe hafızalarımızda yer etmesi gerektiğinin bir sorumluluğudur. Bu sorumluluk ve duyarlılığı gösteren yayıncı kuruluşlar anlatmak istediği de tam da bu yaşananlardı. Çok şükür ki bu yayınlar ve ülkenin içinde bulunduğu durum nedeniyle millet olarak ‘Toplumsal Hafızayı’ hep sıcak tutmuştur. Eğer ki bu çalışmalar olmasaydı, eğer ki bu gerçekler millete doğru bir şekilde anlatılmamış olsaydı, birilerinin ekmeğine yağ sürülmüş, ülkenin teslimatı çoktan yapılmış olacaktı.
15 temmuz Darbe Kalkışımı sonrası millet olarak toplumsal hafıza konusunda beyinlerde ki sabitleşmiş, nasır ve örümcek ağı bağlamış tüm tabuları, sabit anlakları yıkıp atmıştır. Varsa yoksa Vatan, millet, bayrak, cumhuriyet !...
Bu darbe kalkışımına karışanlar hainler, ülkeyi satanlar, peşkeş çekenler bilmelidir ki artık bu ülke sokaklarında, bizim ortak söylemlerimizin tek bir kelimesi dahi olamayacaktır. Bugün adalet ve hak hukuk konularında yaşanan temizlik adaletin gerçekten tecellisinin yolunu açmıştır. Kimin nereye götürüldüğü ve yargılanmak için bekletildiği, kimisinin de kaçıp kimin kol kanatları altında bulunduğu ayan beyan açıkça bellidir. Kaçıp gidenler ve aralarında yazar çizerlerinde bulunduğu furya’ya bakıyor da insan yıllarca yalanlarına bu millet kanmış, izlemiş, dinlemiş ve kandırılmış. 15 Temmuz bize çok şey öğretti. Çok şey kazandırdı. Çok şeyimizi geriye verdi ve hatırlattı. En çok da Başka Türkiye Yok ! duygusunu bir kez daha yüksek sesle haykırmamızı hatırlattı.