Tam 15 yıldır bu milletin önüne sandık getirten muhalefet ve istemezükçüler her seçim sonrası boyunun ölçüsünü almalarına rağmen, yedikleri darbe verilen mesaja rağmen hala daha aynı zihniyette milleti Oyuna getirme çabası içerisinde. 1946 yılından sonra Türkiye de ki çok seslilik siyaseti memlekete küllüm zarar verdiği unutulmadı. Sokağa akşam ezanı sonrası çıkılamadığı günler, işe giderken ağabeylerin, ablaların konu komşu desteği ile okula bırakıldığımız günler. Merminin, kurşunun nereden geleceği belli olmayan yıllar. Tüp’ün, yağın, çay’ın, şekerin yokları oynadığı yıllar. Tuz’a yüzde 500 zam, çay’a yüzde 300 zam, una, ona, buna, şuna yapılan müdahaleler. Bir gece de baskın yiyen evlerden götürülüp ağabeylerin, ablaların akıbetinden haber alınamayan yıllar.
O zaman ki memleket kimin memleketiydi ? Bizim mi ? Şaşırtmayın. Ejderhanın ellerine teslim edilmiş, ipler bir başkasında içerde oynayan kuklalar ülkeyi yönetiyordu. Derin Devlet Dedikleri mevzu dış güçlerin yarattığı ve oluşturduğu yönetim anlayışıydı. Ülkeye siyasi ve ekonomik olarak müdahale edilebilecek yöneticiler, işte bu hırsızlar ve vurguncular tarafından belirlenmekteydi. Şimdi bunun önü kesildikçe, banka hortumlamak başta olmak üzere tüm yolların tıkandığı ve sızmaların önlendiği bir Türkiye den rahatsızlık duyanlar ‘Saldım Çayıra, Mevlam Kayıra’ günlerine geri döndürmek istemektedirler.
CHP’nin yönetim kadroları, genel sekreterlik ve genel başkanlık makamlarında bulunmuşlar ise bugün şaha kalkmış, ülkenin dört bir yanında başlatılan kalkınma hamleleri ile baş döndüren bir yükselişin adresi olmuş ülkemizin gireceği bir önemli viraj da vatandaşa seslenişleri 30-40 yıl bizleri geri götürdü
Dün’ü unutan, dün hiçbir şey yapmayan, 30-40 yıl partisinde siyaset yapanlar ülkeye dirhem katkı vermeden ortalama her 1.5 yıl da bir hükümet değişikliği yaşatanlar bugün vatandaşlık görevini başarıyla yerine getirmiş seçmene, vatandaşa ve millete ‘Vatandaşa oyunun kıymetli olduğu’ algısı ve hatırlatması yaptığına tanıklık ediyoruz.
15 yıldır bu millet sandığa gidiyor. Sizin talebiniz, sizin hırçınlığınız, sizin yaramaz çocuk misali davranışlarınız yüzünden gündem sürekli bu boş işler yüzünden vakit kaybı yaşıyor. Ne yaptınız da ne istiyorsunuz ? Ne yaptınız da vatandaşın akıl hocalığını yapıyorsunuz ! 30-40 yıldır aynı zihniyet ülke de sadece kendine çalışan, kendi egosu üzerinde yönetim anlayışını uygulanması baskısını yaptığı pekala bilinmektedir. 15 yıldır bu milleti sandığa gelmesini söylediniz vatandaş geldi sandığa kullandı oyunu verdi cevabını hala daha ‘Vatandaş oyunun kıymetini bilir’ mevzusu yapılıyor. Yahu vatandaş tabiî ki biliyor oyunun kıymetini. Bildiği için de Oyuna gelmemektedir. İstikrarı isteyen Türkiye, yükselişinin devam etmesini isteyen Türkiye, ferah ve müreffeh ülkeler seviyesinde güçlü ekonomisi ile parmakla gösterilen Türkiye….
Daha düne kadar Güçlü Ülkeler Zirvesine izleyici olarak davet edildiği bilgisinin başbakanlıklara ulaştığın da gazetelerin böylesine aşağılayıcı bir durumu ‘Manşetten Verdikleri’ günler unutulmadı. Bugün davet değil Güçlü Ülkeler organizasyonu ülkemizde düzenlenmektedir. Davet almıyoruz tam da masanın ortasında oturuyor ve bu organizasyonları yönetiyoruz. Konuşuyoruz çünkü değişen dünyanın bir oyuncusu olarak değiştiğimizi açık ve net bir şekilde ortaya koyuyoruz. Bunlar elbette tek başına olmamaktadır. Millet ve sandığa yansıyan iradenin kararı ile olmaktadır. İşte bu yüzden Vatandaş oyunu biliyor, 15 yıldır da oyuna gelmiyor” …Ne güzel ne güzel…