Darbe’yi gören Türkiye Cumhuriyetinin yarım asırı aşmış partileri AK Parti’nin uzlaşı ziyaretleri öncesi ve sonrasında yaptıkları açıklamaları anlamak oldukça zor. Ne ilginçtir ki 1982 anayasası nedeniyle ifrağı devrilen sanki bu partiler değildi. 1982 anayasası adeta kişisel düşünce ve uygulamaların dayatıldığı anayasa ülkemizin kalkınması başta olmak üzere sosyo ekonomik ve siyasi alanda ortaya koyduğu katı ve aşılamaz maddeleri ülkemizin çağdaş ve müreffeh ülkeler seviyesine ulaşılmasını da engelleyen detaylar ile dolu.
Yani aynen şöyle
-Yapılmaz, mümkün değil, anayasa da var, bu maddeye göre, şu açılıma göre, bundan dolayıdır ki….
İşte ucu bucağı iki tarafı yanık sopalı bir duruma dönüşmüş ve neredeyse tutulacak yeri kalmayan bir anayasa ile bugünlere kadar gelinebildi. Rahmetli Başbakan ve daha sonra da Cumhurbaşkanlığı da yapmış olan Süleyman Demirel döneminde yapılan düzeltmeler ve eklemeler, DSP’nin iktidar olduğu ve Başbakanlık yapmış olan Bülent Ecevitli yıllar da yapılan düzenlemeler, MHP, ANAP ve DYP’nin koalisyon döneminde yapılan anayasa ek maddeleri ile çağdaş ülkeler seviyesine ulaşılmak istenildiyse de maalesef yapılan tüm müdahaleler gereken modernizasyonu sağlayamamıştır.
Aslını koruyan ana önemli maddelerin dışında dokunulmamış maddesi kalmayan anayasamızın bugün gerçekten yeni bir anayasa ile net ve yalın hali ve 100 yılları kucaklayacak son şekline ihtiyaç vardır. Her değişen hükümetler ülkeyi bir adım ileriye taşıyacak uyarlama yapmak istemesi ve 1982 anayasasından kurtulma düşüncesi yüksek tezahür etmiştir. Ancak AK Parti hükümetinin bu konuda ki kararlılığını ve Anayasa’nın yenilenmesi gerektiği konusu sözü edilen bu tüm partiler ile yapılan görüşmeler, uzlaşı arayış çabasının arkasından farklı yorumlar ve görüşler öne sürülmekte.
Oysa bu anayasayı istemeyenlerin başında sıkıntıyı en çok yaşayan ve bu anayasa nedeniyle bir garip ülke partisi ve siyaset yapan partilere dönüşmüş olan siyasetçilerin olduğunu görmek tümden şaşırtıcı bir durumdur. Hemen kırmızı çizgiler çekiliyor, kara hatlar belirleniyor, acayip şekilde şartlar ve şurtlardan söz ediliyor. Oysa 1982 anayasası başta siyaset yapan tüm ergumanları ilgilendirdiği gibi bu ülke üzerinde yaşayan herkesin yaşam hak ve hukuku konularında da verdiği zararı hala bunların üzerinde sürdürmektedir.
Ya şimdi ya hiçbir zaman !
Asker’in yaptığı anayasa asker detayları ve beklentilerini içerirken, sivilin yapacağı anayasa biz düşüncelerin devamı niteliğinde olacağı muhakkaktır. Bu yüzden lafı fazla gevelemeden ve
-İstemiyom kırmızı çizgilerim var ama Sen yine de Yan Cebime sen koy” görüntüsü de hiç de iyi bir siyaset dili değil. Varım diyeceksin ardından ilistire dönüşmüş 1982 anayasası ile Dünya da güçlü ülkeyim demeye çalışacaksın. Yok böyle bir şey. Ya yeni anayasa, ya da Kenan Evren anayasasıyla yaşamaya devam.