Bir çok yaygın basın kuruluşunda görev yaptım. Yıllarca yazılı ve görsel yayın yapan kuruluşların tüm masalarında bulundum. Hangi konumda ne görev verilirse verilsin iyisini yapabilme ve okurlarına, izleyicisine, dinleyicisine en iyisini aktarabilme çabası içerisinde en iyisini yapmaya gayret gösterdim. Yaygın yayın yapan temsilciliklerden teklifler gelmesine karşılık yerel yayın yapan kuruluşlarda olmayı yeğledim. Vatandaşın tam da istediğini ancak ve ancak buralarda hızlı bir şekilde dile getirebilme şansına sahipsiniz. Bakkalın, manavın, kasabın, esnafın yani kısacası yayın yapılan bölge de her sektörde bulunanların sesi oluyorsunuz. Bir zaman sonra bu haberlerde vatandaş kendini gördükçe onlara yer verdikçe, onların istek ve taleplerini duyurdukça bölgenizin sevileni, bir zaman sonra babası, bir zaman da bu işi yapıyor olanın doğru adresi olarak gösteriliyorsunuz.
Çok şükür 26 yıldır meslek yaşantım boyunca mesleğimin ve ustalarımın bana anlattığı iyilerin rotasında başımı öne eğdirecek bir harekette bulunmadan bulunduğum şehir de memleket bellediğim tüm duygularımla sahip çıkmaya, kurum ve kuruluşlar ile vatandaşın arasında köprü olmaya devam ediyorum. Bu mesleğin öğrenilme ve tamamlanma süresi yoktur. Yaşadıkça, gördükçe ve dokundukça her gün yeni bir şeyler öğrendikçe hala daha öğreneceğiniz çok şeylerin olduğunu anlıyor ve hiçbir zaman
-Ben gazeteciyim, ya da ben gazeteci oldum her şeyi biliyorum tamam’ diyemiyorsunuz.
Diyenler varsa da ukalalıkları paçalarından akanlardır. Ukalalığa hiç tahammülüm yoktur. Mütevazilik mesleğimiz de yok olmaya yüz tutmuş bir değer oldu günümüzde. Ancak iyileri ve güzellikleri anlatan ve hayatta olan ustalarımızın bize anlatacağı hala bir şeylerin olduğu bilinciyle onların önünde saygıyla eğiliyor ve ellerinden hürmetle öpüyoruz.
Böylesine alüvyonu bol, zengin bir sektörün akışı içinde onlarca, yüzlerce, binlerce olaylarla karşılaşıyor ve iyileri seçip cebinize tecrübe olarak koyuyoruz. Kötüler ve iyi gibi görünen kötü örnekler hiçbir zaman ne cebimiz de bulunmuştur, ne de urbamız da yiyeceğimiz olmuştur. İşte tüm bu değer ve dengeleri, gazeteciliğin örf ananesi, hoşgörüsü, değer yargısını yerel yayıncılıkta sahip olduk. Elimizden geldiğince de niyetli olan genç arkadaşlarımıza aktarma arzumuz vardır. Fakat gazeteciliğe başlamak isteyen genç arkadaşımızın taleplerini duyunca 26 yıl önceki anlayışımızın müzelik olduğunu da şaşırtıcı şekilde şahit oluyoruz. Anlatmaya çalıştığımız buz dağının sadece görünen küçük bir kısmı. Yerel yayıncılık ta koca bir dünya var. Bu dünya’nın içinde yer alanları iyi hatırlamak ve iyi sahiplenmek gerekiyor. Tıpkı 66 yıl hiç ara vermeden yayın yapan İleri Gazetesi gibi. Antalyanın ve Antalyalıların dünya döndükçe hep göreceği ve hatırlayacağı marka’ya dönüşmüş en eski gazete. Antalya’nın en eski ve en değerli yayın organı Tam 66 yıl hizmet veriyor şehrine. İleri Gazetesi bu yüzden önemli ve değerlidir memleket için. Çizgisinde, hedefinden hiç sapmadan, eski olmanın değerini ve okurlarından aldığı güçle yoluna emin adımlarla devam ediyor. Bugün bin bir emek ve gayretle hazırlanan gazetemizin 21 bin 25’nci sayısını okundu. Nice binlerce baskı sayısına hep birlikte, güzelliklerle…Ne güzel ne güzel.