Hava da çarpışan mermileri Çanakkale savaşı sergisinde gördük. Savaşın nedenli çetin ve kurşun yağmuru altında bu mücadelenin verildiğine tanıklık ettik. Yani çok zor şartlar altında ülkemizin kurtuluşu söz konusu olmuştur. Çanakkale gazilerimizden son üç tanesini ilerleyen yaşlarında dillerinden dökülen son cümleleri hasta yataklarında anlattılar ve canlı şahitleri olarak bu bilgiler ışığında Çanakkale savaşını anlattıkların ışığında bir kez daha yaşamıştık. Birileri akıl etti de o şehitlerimizi hatırlayıp çekimlerini yaptı, gazetelerde tam sayfa röportajlarında dillerinden zor dökülen sözlerle Çanakkale de yaşananları anlattı.
Bu hatayı ozanımız Aşık Veysel’de de yaptık. Hep yanımızda olacağını, hiç ölmeyeceklerini düşünerek ertelediğimiz o müthiş yaşanmışlıkları sağlıklı bir şekilde kayda almadık. Aşık Veysel’in de son günlerinde dönemin şartlarına göre alınmış taş plak kayıtları da bizim ayıbımızdır. Bu hassasiyeti son zamanlarda biraz olsun düzeltmeye çalışmışsak da Neşet Ertaş usta da aynı hatayı yaptık ve usta’nın son zamanlarında biraz biraz kayıtlar yapılmışsa da o da yeterli olmadığını gördük.
Çanakkale’de kayıt altına alınmış ve o korkunç savaşın detaylarını bu yaşlara kadar hep aynı görüntüleri izleyerek gelmiş bir nesil olarak anlatılanların ve canlı tanıkların açıklamalarına az sayıda esere sahibiz. Çanakkale de ki destansı savaşın kazanılmasında ki detayları hiçbir zaman hikayeleştirilmemiş. Ancak yaşananlarda adı geçen olaylar ve mekanların hepsi gerçekçi olarak günümüze kadar gelmiştir. Tek eksiğimiz sadece o günün şartlarında kayıt altına alınması gereken binlerce Mehmetçiğin ölümsüzlüğünü ebedileştirecek binlerce detay’ın basit ve küçük şeyler olarak algılanarak kayıt altına alınmaması bize üzen yanıdır.
15 Temmuz 2016 tarihinde yaşananlar günümüz teknoloji ve iletişim çağının baş döndüren sistemin de en küçük detay kayıt altına alınmış, Çanakkale ruhunu en seçkin bir şekilde günümüzde yansıması birebir yazılmış, çekilmiş ve anlatılanlar gazete sayfalarında geniş bir şekilde yer almıştır.
Darbe kalkışımında yaşananların, Çanakkale ruhu’nun tıpkı kendisi olduğu açıkça ortaya çıkmıştır. Çanakkale de şehit düşenlerin ve gazi olarak son 20 yılımıza kadar gelenlerin anlattıklarıyla bu ülkenin vatandaşı ve bu topraklar üzerinde yaşamanın ne kadar anlamlı ve yüce bir duygu olduğunu anlamış bir nesil olarak geçmişimize, tarihimize, vatanımıza sahip çıkmanın sorumluluk olduğunu en iyi şekilde idrak etmişiz. Az sayı da eser, o şartlarda az sayıda çekimi yapılmış video kayıtları, Mehmetçikten kalan birkaç mektup… Biz bunlarla büyüdük, bu gerçek yaşanmışlıklar ve anlatılanlarla toprağımıza sahip çıktık.
15 Temmuz 2016 darbe kalkışımında işte bu okuduklarımız, bize miras kalan az sayıda doküman ve anlatıların ışığında Çanakkale ruhunu içimize işlediğimizin tam bir bütün hissiyatıdır.
15 Temmuz’dan itibaren kayıt altına alınan binlerce görüntü, on binlerce gerçek yaşanmış hikaye, darbeye karşı nasıl karşı koyulduğunu anlatacak ve gelecek kuşaklara aktaracak milyonlarca bir nesil var. Çanakkale de 8 metreye varan siperlerden yapılan savaş’ın daha da şiddetlisi ve korkunç olanı 15 Temmuz 2016 darbe kalkışımında yaşanmıştır. 8 metre den birbirine üstünlük sağlamaya çalışan Çanakkale savaşında ki mücadele taktiğinden daha da ileri gidilerek namlunun ucunda duran, öleceğini bilerek hedef olduğu namlunun önünden çekilmeyen, tankların altına yatarak bayrağına sahip çıkan, helikopterleri ilkel yollarla durduran bir Çanakkale ruhu ve cesareti Dünya döndükçe nesilden nesile aktarılacak bir zafer duruşudur. Çanakkale de ölümüne süngü takarak düşmanın üzerine yürüyor olmanın ‘Ben Size taaruz etmeyi değil ölmeyi emrediyorum” un ta kendisi 15 Temmuz da bir kez daha yaşanmıştır. Dünya döndükçe, dünya var oldukça bu topraklar üzerinde yaşayan her Türk evladı nesilden nesile 15 Temmuz vatana sahip çıkma savaşını anlatıp, ülkesine sahip çıkmanın değerlerine sıkı sıkıya bağlı kalınmasının vatan borcu olduğunu daima hatırlatacaktır. Dünya döndükçe ve binlerce yıl haykıracağımız dilimiz de hep aynı slogan, “Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez” … Ne güzel ne güzel…