Daha dün gibi… Antalya’da hizmet günlerimizin ilk günleri gözlerimizin önünden film şeridi gibi geçişini izliyoruz. Bu konuda kendimi hala daha bu şehrin en yenisi hissediyorum geçen 8 yıla rağmen. 10 yıla doğru yol almışken mesleğimizin Antalya da kilometre taşı olma saygınlığını elinden hiç bırakmadan yolumuza devam ediyoruz. Bayram şekeri yazılarımızla kucaklandığımız, acı biber tadında kaşıklattıklarımız, orta yollu ve değer yargılarımızı ön planda tutarak kentin sorunlarını ele aldığımız günlerimizin üzerinden tam 8 yıl geçmiş. Yaşca küçük ama yıl olarak Antalya ya daha önce gelip memleket ruhunu içinde büyütmüş herkes benim ağabeyimdir.
Geçen onca zaman içerisinde öncelikle Antalya’nın her bir değerine ve değer yargısına dokunmaya gayret gösterdim. Tarihinden, geçmişine, geleceğe taşınacak her bir kare fotoğrafına kadar görüp bilmek adına yıllarımı verdim.
Onun sohbetinden ve tarihe tanıklık ettiği yılların sözlü tarihçisi Hüseyin Çimrin ağabeyimizin arşivinden geçmemiş kimse yoktur. O arşivlerin içerisinde kaybolanlardan birisi de benim. Sohbetimiz hala bitmedi. Çünkü anlatacakları bitmiyor ki üstadımızın. Ben hala dinliyorum ve dinlemekten de büyük keyif alıyorum. Gördüğüm her yerde boynuna sarılmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Yaşıyorum çünkü bu şehri yaşadığımdan. Antalyalı değilim ama iyi bir Antalyacı olmak için çabalıyorum.
Tüm bu değer yargıların ve Anadolu ruhunun içinden geçerken kendimi bir anda bir zaman Tünelinin içinde buldum. İleri Gazetesinin yayın sorumlusu olarak görev aldığım ilk günden itibaren bu tünel içindekileri tek tek okuyor ve bilgi sahibi oluyorum. Tünelin içinden kimler geçmişşş kimler gitmiş.. Baki olan yüce yaradan. Yolcuyuz hepimiz… İleri’ye giden Tünel’in yapımında emeği geçen herkesi yürekten kutlar büyüklerimin ellerinden öper, küçüklerimin de gözlerinden.
Antalya’da ki açık hava müzelerine tanıklık etmenin bahtiyarlığını yaşadım her daim. Sonra çay sohbetlerinde ki şive deliliklerini dilime doladım. Saçına dokunmak için yarış içersinde olanlardan biriyim. Kim mi? Elbette ki Miloş (Recep) ağabey. Her bir karşılaşmamız 40 yıllık ağabey kardeş karşılaşması. VE diğer tribün gönüllüleri arkadaşlarım. Kucaklaşmalarda ‘Buba’ cümlesine alışmamak mümkün mü? Antalyacı olmanın da bir tezahürüdür bugün dilimde.
Sonra bir hazırlık duyumu aldı Antalya. Agam Karikatür Dergisi açık hava da sergilenecek. Antalya’da ki bu sergi çalışmaları Türkiye’nin hiçbir yerinde bu kadar çok derin ve içten, samimi bir şekilde ele alındığını sanmıyorum. Belki birkaç il dışında bu sağ duyuyu gösteren başka bir il yoktur. Antalya’nın geçmişine, tarihine uzanmak ve onu gelecek yıllara taşıma erdemliği gösteren herkes Antalyalıdır, Antalyacıdır… Kent Müzesinin çok değerli emekçileri ve kadirşinas tarih toparlayıcıları Antalya’nın öyle güzel bir değerine sahip çıkmışlar ki her bir emeği geçenleri saygı ve sevgilerimi yolluyorum. Agam Karikatür Sergisi Cumartesi günü sergilenecek. Buna da ilk kez tanıklık edeceğim ve tek tek o günlere dokunacağım. Böylesine güzel ve anlamlı çalışma içerisinde gecesini gündüzüne katarak Antalya’nın tarihine ışık tutulmasında emek ve çaba gösteren Kültür Daire Başkanlığını bir kez daha alkışlıyoruz. Ne güzel ne güzel