Büyükşehir Belediye eski Başkanı şimdi mecliste mebus olan Mustafa Akaydın hakkında İçişleri Bakanlığı belediyeye ait evrak yaktırdığı iddiasıyla soruşturma izni verdi. Akaydın soruşturma izninin verilmesinin ardından yaptığı açıklamalar yine ‘damar’ şarkılar gibi açıklamalar. Yani Akaydın’ın bildik dil ve üslup bildiğiniz gibi. Bir şehir de yönetici olduysanız, ya da bir masanın sorumluluğu size verilmişse yapacağınız hizmetler sizden bir adım önde olmalı. Hizmetlerinizden önce adınızı öne koymaya çalışırsanız ciddiye alınmaz, yaptıklarınız da paye biçilmez.
Akaydın’ın derdi hiçbir zaman Antalya’ya hizmet vermek olmadığı için belediye başkanlığı döneminde de zaten Ankara ağzı ile konuşmayı yeğlemiş, ülke meseleleri üzerine mevzular ve konular üzerinde basın açıklaması yapmış, kendini böyle ifade etmeye çalışmıştı. Yerel seçimler öncesinde söz verip de ‘dil sürçmesi’ diye ifade ettiği o seçim vaatlerinden hiç söz etmiyorum.
Yani söylemek istediğimiz hizmet yapanları bu memleket unutmaz ve unutmayacaktır. Hasan Subaşı’nın zor ve kıt imkanlar içerisinde Antalya’ya kazandırdıkları parmakla gösteriliyor. Bekir Kumbul’un Boğaçay Köprüsü vatana millete hizmet noktasında o dönem yapılmış en önemli proje. Hadi gel de şimdi Akaydın’ın bıraktığı eserlerden söz et. Akaydın’dan söz edilmeye başlandığında Büyükşehir Belediyesine ne zarar vermişse onlarla anılıyor. Yani memlekete hizmet edenlerin ve memlekete zarar verenler eni konu iyi tartılıyor. İçişleri Bakanlığının seçim arefesinde evrak yakılması konusunda soruşturma izni verilmesi de işte böyle bir durumdur. İyi insanlar ve memlekete hizmet edenler hizmetleriyle anılırken CHP li Mustafa Akaydın’da Antalya’da belediye evraklarını yakan adam olarak anılıyor.