Tam 5 yıl çal çal oyna, ye iç gez bira festivallerin de dans et, hizmet üretme, yaptığın hizmet bedeli 25 milyon TL iken 50 milyon TL eğlenceye bütçe harcaması yap, ardından Tüyü bitmemiş Yetim hakkının takibinde şehir menfaatlerine göre hareket etmeyiş sonrasında 2 milyon TL’lik bir zimmetin çıkmasına neden ol. Hem de adı şanı adresi ofisi bulunmayan A KENT diye bir firma. Kara kutu gibi. Arasan yok, sorsan söylenilmiyor, yeri izi yok. Bu yüzden zaten Kayyum’a gidildi. Binlerce Antalyalı daha kaliteli ve kesintisiz hizmet alabilmek için cebelleşirken işte bu bir önceki Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’ın Antalyalıların başına musallat ettiği Halkçı Kart adı altında gizlenerek kapalı kapılar ardında 20 günlük firmaya teslim ettiği sistemin sahipleri ile yaptığı alışveriş Adaletin takibine takıldı
Sen Belediye yi zarara uğrat özellikle ANTKART’ı terk edip Halkçı Kart yaparak Büyükşehir Belediyesinin kasasından 20 milyon TL (trilyon) paranın çıkmasına razı ol ve tazminat öde ardından da bu yüzdeler konusunda yapılması gerekenleri hukuken yerine getirme sonra da Antalyalılara hizmet ve iyi bir belediye başkanlığını yaptığını söylemeye çalış.
Sen iyi bir yönetici değilsin Mustafa Akaydın. Yolu engelledin, kavşakları durdurdun, raylı sistem için harekete geçmedin, hizmet bekleyen bu memleket insanına 100 bin kişiyi işe alacam diye bilboardlarda sözler verdin bi de tüm bu mesajlarına karşılık çok ilginçtir CHP den Antalya Milletvekili seçildin. Tüm bu basiretsiz bir yöneticilik tecrüben sonrasında partinin delegeleri nasıl bir destek çıkışı yapmıştır burası da ilginçtir. Sanırım bu delegeler başka bir şehrin delegeleriydi.
Sevgili Antalyalılar… Tam 5 yıl çal çal oyna, Ağustos Böceği ve Karınca hikayesini yazan Lafontene’ye yeni hikayeler yaratacak kaynak oluşturmuş olan Mustafa Akaydın’ın Antalya’yı nasıl zarara uğrattığını iyi görün. 100.Yıl statın yapılmaması için adeta yarış içine girilmesinden dolayı yüklenici firmaya da 30 milyon TL’nin (30 trilyon) ödeyen Akaydındır… Bu paralar bizim vergilerimizden kesilen alın terimiz paralardır. Allah aşkına bu şehre böylesine zarar vermiş, taş üstünde taş koymamış bir yöneticinin haklılığından söz edilebilir mi? Kendi meclis üyesinin bile dava ettiği bir belediye başkanına kim inanacak ? Akaydın’ın inandırıcılığı bu şehirde bitmiştir. İnatla hala daha resmiyette ki bulunuşlarının taciz duruşlarını inatla sürdürmek istemesine isim bile vermek mümkün değildir. Akaydın temyize gideceğini belirteceği iletisi ise inandırıcı gelmemekte olup, adaleti oyalayacak başvurular olacağı düşüncesindeyim. Akaydın'ın bildik dil oyunları yine devrede. Ama adalet tüyü bitmemiş yetim hakkının nasıl kollanmadığını, nasıl savunulmadığını temyiz başvurusu konusunda da hesabını soracaktır. Allah Akaydın’ı Antalya’nın yöneticilik makamlarından günün birinde yok olup gittiği günleri göstermeyi nasip etsin.