Antalya’nın başına kara bulut gibi çökmüş bir yöneticidir Mustafa Akaydın.
Şehrin kalkınmasının önünü kesmiş beceriksiz bir yöneticidir.
Antalya’nın 5 yılını çalmış bir yöneticidir. Sosyal Demokratlık, Sosyalizm, Komün denilen kavramlar eğer böyleyse yerin dibine batsın böyle ileri görüşlülük.
İleri görüşlülük şehre zarar vermek midir?
İleri görüşlülük bilboardlarda elektiriği, suyu bedava yapacağım deyip de 100 bin kişiyi işe alacağım mı demektir? Eğer Sosyal Demokratlık dil oyunlarıyla seçmenin ve yurttaşların aldatılmasıysa yerin dibine batsın böyle yöneticilik de idarecilik de politikada.
Türkiye hiçbir zaman o beklenilenler olamadı olmayacaktır da.
Mustafa Akaydın da ilk okuldan profesörlüğe kadar geçen süreçte okuduğu, kafa yorduğu konular ve kitaplar arasından sıyrılıp,
-‘Benim Mantaletem’ diye milleti uyuttuğu işte Sosyal Demokrat kimliği. Yine palavralarla dolu, yanıltıcı açıklamalarla dolu bir beyanatla basının karşısına çıktı.
Yüz ifadesindeki bitkinlik ve yorgunluk artık eni konu hissedilir derecede oldukça yüksek. Seçimi kaybedişin hırsı ve hizipliği hala içini kemirdiği bal gibi ortada.
Bilim adamlığı kimliği sanırım şimdilik rafa kaldırıldı. Koltuk sevdası heyecanı hala devam ediyor anlaşılan. Basın açıklamasında dile getirdikleri yine küllüm dil oyunlarıdır.
Bu bir profesyonelliktir. Keşke şehri yönetilmesinde de profesyonelliğini ortaya koymuş olsaydı Akaydın. Ama maalesef bunu beceremedi.
Şehir yönetmek üniversite kampusunda ki üç beş binayı denetlemeye benzemiyor. Şehir yönetmek herkesi kucaklamaktır.
Bakın ilk sürgünü başlatan Akaydın’dır. Mini City’nin arkasındaki bireketten çevirme bahçıvanların durduğu iki gözlü odaya Menderes Türel döneminin bürokratlarını oraya sürdü. Bugün yapılan atamalara hiç kimse sürgün demesin. Artık hizmetin ucu bucağı yok. Bu şehrin her bir köşesi vatan toprağıdır. Yeter ki çalışmak iste. Her yer senin.
Sözü fazla uzatmak istemiyorum. Akaydın’ın basın açıklamasında yine bildik üslup ve taciz var. Resmen taciz ediyor Akaydın. Üslubu davranışları, çok rahatmış gibi hareket etmesi tükenmişlik sendromunun ta kendisi.
Aslında Akaydın timsah gözyaşları döküyor. Ağabeyleri yok, cıscıplak yaptı herkesi. Çıplak kalanlar yok, şehrin vekilleri yok, seçimlerde omuzlarda taşıyanlar yok… Bir anda iniverdi, indiriverdiler aşağıya. Eksik yöneticiliğinin ayıplarını ve eksiklerini örtebilmek için dil oyunlarına devam eden Mustafa Akaydın kendine yer arıyor Antalya siyasetinde.
Ancak Antalya soruyor,
-Dosyaları klasörleri niye yaktın Akaydın?
–Ağır yargıda niye yargılanıyorsun Akaydın?
-Stat ihalesinde yüklenici firmaya ihaleyi iptal ettiğin için neden 30 milyon TL ödedin Akaydın?
-Ant Kart gibi şıkır şıkır işleyen bir sistem ihalesini iptal edip Halk Kart uydurmasıyla milleti zor durumda bırakarak bu ihale iptalinden neden 28 milyon TL ödedin Akaydın?
Sayın hocam konuşuyon konuşuyon da hikaye olmuşsun, tükenmişsin hala durumu kurtarmaya çalışıyorsun. Ortada durum falan kalmadı. Stat bitiyor, yollar yapılıyor, asfaltlar dökülüyor, köylere su fersah fersah ulaşıyor. Sen ne yaptın Allah aşkına 5 yıl boyunca.
Tayyareden konuşmacı bile gelse ‘Gala’ düzenledin, eğlenceye ağırlamaya 50 milyon para harcadın. Doldurdun doldurdun milleti şimdi de işçiler çıkartılıyor diye açıklama yapıyorsun. Belediye’ye adam almakla seçim mi kazanılır Allah aşkına hoca sen okumuş adamsın ya!.. Yani bence siz uzun bir süre sessiz kalın.
Şu stat bitsin, üst köprüler, yonca yapraklı yollar bi bitsin tamamlansın ondan sonra bi daha konuşursunuz. Daha neyi konuşacaksınız Allah aşkına konuşacak neyiniz kaldı ki? Ekmeleddin İhsanoğluna yapıştırılmaya çalışılan sloganın milletin ekmek iş aşla ne alakası olabilir? İşte bu tam bir CHP kafası sloganı.
Akaydın da ekmek fotoğrafını bilboardlarda paylaşmış Golf Turizmine hakaret eder gibi ‘Ekmek mi Golf mü” diye vatandaşı yanıltmaya çalışmıştı.
Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğluna giydirilmeye çalışılan kıyafette aynı.
Var bu işte bir dümen ama hadi hayırlısı.