Ak Parti'ye karşı olmanın omurgasızlığını bir kez daha gördük. Kadınlar plajından, ANSAN'dan, trafik kazasından, yıldırım çarpmasından, yerel meseleleri ülkenin tamamına yansıtıp AKP karşıtı siyaset çıkartmak ancak cılız, güçsüz, temelsiz siyasetin ürünü olabilir. Şaşırmıyorum ama, genel seçimler yaklaşıyor, aldığımız nefesten bile karşıt siyaset çıkartıp toplumu kışkırtıp oy hesapları yapacaklar, yapsınlar. Biz iktidara gelirsek ekonomiyle, barış süreciyle, kültürel yaşamla, eğitimle vb. ilgili planlarımız bunlardır demek yerine yine iktidara bel altı vuracaklar, şimdiden yazıyorum bunları. Gelelim yerel meselemize, yani ANSAN'a. Neden yerel onu da açıklayayım: 22 yıl da Antalya dışında var olmamış, bırak ülkeyi, bırak en yakınındaki ili, bir ilçesinde bile tanınmayan, çay bahçesi işletmesine dönüşmüş, dışa tamamen kapalı bir yapıya haline gelmiş bir ortam. Yazacağım anlamayacaksınız, yine de bir iki kelam etmezsem rahat etmeyeceğim. Bu ANSAN'a iyi gelecek, dirilecek, sanatla daha içli dışlı olacak, gerçek bir sanat derneği olacak ama tüm bunlar için spekülasyonların da bitmesi gerek. ANSAN kapanmadı, sadece yapması gerekenleri yapmadığı için Büyükşehir belediye hukukun ve yasanın uygulama rotasını izledi o kadar. ANSAN kapatılıyor haberleri kendi tabanını her zamanki gibi aldatan cılız siyasete yakışıyor. Yalan dolanla insanları sokağa döken, polisle halkı savaştıran, nefret tohumları eken bir siyasetin bunu anlamasını da beklemiyorum. CHP’liler ve yeni başkan Cavit Arı’da hukuk adamı olarak her şeyi bilmesine rağmen en önde olması ve sonucunu bilmesine rağmen milleti arkasına takıp görüntü vermesi işin daha komik olanıdır.
.........
Ve Osmanlıca konusu…
İngilizce zorunlu ders diye bu ülkede insanlar şakır şakır ingilizce konuşmuyor. İngiltere'ye, Amerika'ya uşaklık da yapmıyorlar, rejim tehlikeye de girmiyor. Geçtiğimiz günlerde Osmanlıca'nın zorunlu ders olarak kabul edilmesine basından ve sosyal medyadan eleştiriler yağdı. Üniversitelerin tarih, edebiyat vb. bölümlerinde Osmanlıca, Arapça, Farsça, Gagavus Türkçesi gibi dersler okutuluyor. O dilleri bilmek insanları gerici yapmaz, kaldı ki Osmanlıca bir dil bile değildir. Osmanlıca Türkçesi demek belki daha doğru olur. Günümüz Türkçesi'nden tek farklı Arap harfleriyle yazılmasıdır, yine Türkçe okunur. Bugün kullandığımız Türkiye Türkçesi'dir. Osmanlıca Arap ve Fars dillerinden etkilenmiş, günümüz Türkçesi Batı dillerinin etkisindedir. Tek fark budur. Şu an devlet arşivlerinde altmış milyon okunmamış Osmanlıca belge bulunmakta. Milyonları bulan okunmamış belge geçmişimizi ne kadar az bildiğimizi de bağıra bağıra söylüyor bize. Atatürk'ün bir değil üç sözüyle yazımı bitireyim ki, belki o zaman daha kolay anlaşılırım.
“Büyük devletler kuran ecdâdımız büyük ve şümullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur. Türk çocuğu ecdâdını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”
“Evvelâ millete tarihini, asîl bir millete mensup bulunduğunu, bütün medeniyetlerin anası olan ileri bir milletin çocukları olduğunu öğretmeliyiz.” (1930)
“Geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez”