1995 yılında Ali Nasuh Mahruki’nin çabaları ile bir araya gelen gönüllü dağcıların oluşturduğu bu oluşum, ilk kez aynı yıl Aralık ayında Uludağ Keşiştepe’de yapılan bir arama kurtarma operasyonunda AKUT adını kullanmış ve yoğun sis, dondurucu soğuk ve kar yağışına rağmen mahsur kalan kişiler kurtarılarak adını duyurdu. Dernek, 1997 yılından itibaren kuruluş amacının yanında diğer doğal afetlerde de arama ve kurtarma çalışmalarına katılmaya başladı. Türkiye’nin tam anlamıyla AKUT ile tanışması, 1999 Marmara depremi sonrasında olmuştur. AKUT Birleşmiş Milletler’in arama kurtarma organizasyonu olan INSARAG’a üye operasyonel bir ekiptir. Yunanistan, Tayvan, Mozambik, İran, Pakistan ve daha bir çok afetlerde görev aldı.
Oluşum tamamen gönüllülük esası ile yürütülürken Türkiye’nin önemli dinamizmleri, devlet kademesinden kendilerine verilen destek ve tanınan hoşgörü, bilinirlik Dünya da bu oluşumu markalaştıran unsur olmuştur. Devletin ilgili kurumlarının gösterdiği ilgi ve alaka desteğe dönüşmüş AKUT’a yapılacak yardımlar konusunda sınırsız fırsatlar yaratılmıştır. Bu destekler sayesinde güçlenen AKUT şube sayısını arttırarak bölgelerde ki müdahaleleri merkezden değil bulunulan bölgelerden hareketle gerçekleştirmeye başladı. Bu yüzdendir ki kaybolanların bulunmasından, mahsur kalmış olanlara kadar doğal afetin altında kalmış tüm canlılara hızla ulaşmayı başaran bir oluşum olmuştur. Yani her şey insanlığa hizmet.
Durum böyle olunca da ülkenin dört bir yanından duyuyan sempati ve sevgi her geçen gün artmaya, yazılı basın ve görsel yayın yapan kurum ve kuruluşlar da sık sık bu ülke gönüllülerini yayınlarına taşıyarak tanınırlıklarına inanılmaz bir güç verdi. Böylesine önemli bir görevi yürütürken artan ilgi, verilen destek, açılan kapılar karşısında Ali Nasuh Mahruki siyasi söylemlerde bulunması gönüllerde taht kurmuş olan bu oluşuma zarar vermeye başladı. Özellikle 8 Aralık 2015 tarihinde yaptığı açıklama ile oluşumun tüm birimlerin direnç noktalarını etkilemiştir. Bu konuda Antalya da bulunan Derneğin ikinci başkanı Yılmaz Sevgül’den hızlı bir açıklama gelmiş
-AKUT siyaset üstü bir oluşum ve kurumdur’
Açıklaması yaptı ancak geçen 10 ay süresinde Nasuh Mahru ki de değişen bir durum olmayınca yönetim kurulu başta olmak üzere şubelerde gerginlikler oluşmaya ve hatta kopmalar başladı. Bunun üzerine Yılmaz Sevgül bu gidişatın ve Mahruki’nin ısrarla sürdürdüğü söylemler karşısında tüm üyelerle birlikte bir karar alınması gerektiği yönünde görüş ortaya koydu. Verilen karar da Mahruki’nin haklı olarak istifası istenildi.
Eğer ki AKUT insanlığa hizmet için oluşmuş bir gönüllüler topluluğu ise burada siyaset olmamalı her renk, düşünce ve fikirin yer aldığı toplulukta bulunanların düşüncelerine de saygı duyulması gerekmekteydi. Ancak Mahruki Başkanlığın verdiği yetki, Derneğin kuruculuğunu üstlenmenin parmak ucunda yürümesi yönetim kurulunun görüşünü ve söyleyeceklerin fikrini almadan yaptığı açıklamalar görüldüğü gibi herkesi ve AKUT’un temel değerlerini bağlamadığı görülmüştür.
Demek ki AKUT içinde bulunan insanlığa hizmet için koşanların çoğu Mahruki’nin düşüncesinde değilmiş. Tüm üyeler ve şube yönetim kurulu üyeleri ile ortaya koyulan tepki sonrasında ikinci Başkan Yılmaz Sevgül de Mahruki’nin istifasını istedi.
Eğer ki Mahruki istifa etmeyip, ısrarla AKUT da bulunuşunu sürdürmek isterse Türkiye’de söylemi sadece insanlık olan diğer arama ve kurtarma birlikleri ve oluşumları ülkemizin hizmetinde, insanlığın hizmetinde olacak…