Cumhuriyetin ilanından sonra şehirleşmeye başlayan ülkemizin dört bir yanında bu etkileşimi gösteren yapıların başında Umumi Helalar gelmektedir. Bugün vatandaşların sokaklarda caddelerde zor durumda kaldıklarında icap sorununu giderecek daha modern Helalar bulunmakta. Yeterli olduğu pek söylenemez. Avrupa’nın orta göbeğinde insanların bu zaruri ihtiyaçlarını giderebilmelerini sağlamak için yerel yönetimler ‘Seyyar Tuvaletler’ kurmuşlar.
Helânın kullanılmasında Anadolu da bir kültür oluşmuştur.
‘Anadolu’ diyorum çünkü gelenek ve geleneğimizin kaynağıdır Anadolu; Bu bir ruhtur. Bu bir sağduyudur, samimiyettir, hoş görüdür…
Evet Anadolu Hoşgörüdür. Bitmez tükenmez bir samimiyetin fotoğrafıdır Anadoludur. Fıkradır, öyküdür, gerçek yaşanmışlıklardır. Bizim özümüzde Avrupalının devasa gösterdiği ve yaşanmış gibi gösterip kendini büyük göstermeye çalıştığı hikâyelerimiz yoktur. Bizim hikâyelerimiz gerçektir. Dedem Korkut Hikâyelerimiz gerçekleri anlatır. Öykülerimiz, romanlarımızda yazılan ve çizilenler de yaşanmışlıklar vardır.
Böylesine samimi ve doğrudur Anadolu ruhu taşıyanlar. Helaya girip çıktığınız da ücreti alan sorar icap yapmış vatandaşa
—Büyük mü, küçük mü?
Büyük ise 100 krş, küçük ise 50 krş öder çıkarsınız.
Yani burada büyük icap yapıp da küçük ödemesi yapmazsınız. Ya da icabınızı yapıp çıkarken
—Sadece elimi yüzümü yıkadım’ deyip de ödeme yapmamayı düşünmezsiniz. İşte bu düşünce ve davranış Anadolu ruhunun temiz kirlenmemiş hissiyatın tezahürüdür.
Bugün Anadolu ruhunu arar helâlar ve helâyı bekleyenler. Ancak mümkün olmamıştır.
Çünkü icap yapanlar doğruyu söylemediklerinden Helalar da tek fiyat uygulamasına geçmiştir. Büyük-Küçük 1 TL…
Bugün helâlar Anadolu ruhu fiyat uygulamasına geçer mi bilinmez. Şayet eğer bu uygulamaya geçerse helâlar, işte o zaman yeniden kendimizi kazanmış olacağız. Yani özümüzü yeniden fotoğraflamış olacağız.