Listeler, kampanyalar, vaatler derken 7 Haziran seçimleri için partiler son düzlüğe girdiler. Çevrenize şöyle bir bakın. Herkes fikrinin savunucusu ve herkese göre doğrular değişiyor. Kimi Ak Parti gitsin istiyor, kimi istikrar sürsün, Türkiye büyüsün...
Partiler iktidar mücadelesi veriyorlar. Siyasiler siyasette kalmanın mücadelesindeler. Partiler içerisinde de bir başka iktidar mücadelesi daha var. Herkesin mücadele gerekçesi farklı, isteği, düşledikleri için sandıktan çıkacak sonuç herkes için bir başka anlam ifade ediyor.
Ama şükürler olsun ki bugün artık herkesin umudu sadece sandık. Kimse sandık dışında bir umut beslemiyor. İktidar da muhalefet de sandıktan medet umuyor, sandıkta sonuç almak istiyor. İşte bunun adı “Demokrasi”dir. Sonuç ne olursa olsun, hangi parti kazanırsa kazansın, hangisi kaybederse etsin sandığa yansıyacak olan halkın iradesidir.
Bugün geldiğimiz bu noktada AK Parti’nin payını inkar etmek mümkün değil. Türkiye’nin geçtiğimiz 13 yıl boyunca kat ettiği mesafeyi küçümsemek, görmezden gelmek doğru olmaz. Dün yok sayılan Kürt kimliği bugün herkes tarafından kabul ediliyor. Başörtülü gençlere yönelik kurulan ikna odaları bir yana dursun artık kamuda çalışan, mecliste milleti temsil etmeye hazırlanan yani hayatın her alanında “öteki” muamelesi görmekten kurtulmuş kadınlarımız var. IMF kapısında para dilenen bir ülke değiliz artık. Kendi silahını yapan, kendi uçağını, otomobilini yapmaya hazırlanan bir ülkeyiz.
İnanın tüm bu gelişmeler, kazanımlar adeta birer devrim niteliğindedir. Türkiye’de siyasetin çıtası öylesine yükselmiştir ki artık tüm partiler lafla peynir gemisinin yürümeyeceğinin farkındalar. İlk defa bir seçimde muhalefet iktidara ideolojik suçlamalarla yüklenmek yerine ekonomik vaatlerle oy almaya gayret ediyor. Aslında bu bile Türkiye’nin hızla normalleştiğinin, geliştiğinin bir somut göstergesidir. Daha açığı Ak Parti iktidarı 13 yılda yavaş yavaş muhalefeti de değiştirmiş, geliştirmiştir.
Artık hiçbir siyasi partinin vatandaşın karşısına cek-caklı vaatlerle çıkma şansı kalmamıştır. Millet kendisinden oy isteyenlere somut projelerini sormakta, bununla da yetinmeyip bu projelerin uygulanabilirliğini ve kaynağını da sorgulamaktadır.
7 Haziran günü siyaset nasıl şekillenir, nasıl bir tablo ile karşı karşıya kalırız bilemiyorum. Nihayet kararı millet verecek ve milli irade o gün bir kere daha tecelli edecek. Ama şunu biliyorum ki Antalyalı tüm bu kazanımlara ve iradesine sahip çıkmalıdır, çıkacaktır. Ve sandıktan çıkacak neticeye beğenelim veya beğenmeyelim her birimiz saygı duymak mecburiyetindeyiz.