Bu şehir için yapılacak iyi ve güzel çalışmaların adımlarının atılacağı her proje de çirkin siyaset, çirkin üslup ve konuşma dili, çirkin mesajlar yüzümüzü kızartan fotoğraftır. Bakın Anadolu’da hangi vilayete gidersiniz gidin yatırım açlığı ve proje fakirliği çekilmesine son verilmesi için, kim yatırım yapacaksa yapsın yeter ki yatırımı yapsın mantığı ile inanılmaz destek ve kapılar açılmaktadır. Siyasette ve yasa da eğer ki engel teşkil edecek bir durum varsa da el birliği ile gidilip işin ana merkezinde çözüm yolları aranır
-Ne olur bu fabrika bu yatırım bizim vilayetimize gelsin…’ diye dil dökülür.
Dün böyleydi bugün de böyledir. İnanın böyle. Yani iktidarı muhalefeti yatırım yapacak her bir firmaya ve müteşebbise gerekli kolaylığı sağlar el birliği ile o fabrikanın kurulması için de o bölge yaşayanları el verirler tamamlanması için. Neden?
İstihdam, iş gücü, geçim derdi, kaynağın devamlılığı. Yıllardır Anadolu da metropol şehirlerin büyümesi ve genişlemesi izlendi. Ana haber bültenlerinde bu şehirlere yapılan yatırımlar ve fabrikalar konuşuldu. İşte bu yüzden göç başladı Anadolu’dan.
Antalya’da göç alan bir ilimiz. Her geçen gün bu konuda İstanbul ve Ankara’dan daha da zor günleri bekleyen bir şehir olmaya doğru da yol alıyor.
Ancak bu sıkıntıları ve çözüm yolları konusunda sağ duyulu yerel yönetim başkanları ve iş bilir proje insanları yarattıkları kaynak, yatırım ve davetleri sıklaştırmaya başlayınca Antalya için siyasetin muhalefet kanadı başta olmak üzere çok bilen STK’lar maalesef bu işleri engel düşünce ve yorumlarda bulunuyor.
Oysa Anadolu’da ki vilayetler yatırım gelsin de nasıl gelirsen gelsin anlayışındayken Antalya da ‘İstemezük’ mevzuları oldukça fazla. Bu yüzden sürekli her bir proje ve yatırım çoktan başlaması gerekirken mahkemelere yapılan itirazlar ve şikayetler bu hizmetlerin süratini kesebiliyor. Mahkeme sonuçlanması en az 6 ay ile 1 yıl sürüyor. Oysa bu büyük bir zaman kaybı. Oysa şimdiye kadar çoktan başlamış ve bitmiş olması gereken projelerdir.
Antalya’nın aslında özlediği Anadolu dayanışma ve Anadolu dil birliğidir. Ancak hizmet vermek isteyenler, proje adamları ve proje gerçekleştirmek için adeta yarış içerisinde bulunanların önü maalesef bu Dil Birliğini bilerek yapmayanlardan kaynaklanmaktadır. Bu engelleme girişimlerinde bulunmayı da marifet sayan zihniyete sorsanız en baba Antalyalıdır. Ama hiç de öyle olmuyor. Yani ses var görüntü yok. Bırakın Antalya hak ettiği hizmetler de yol alsın! Bırakın da yerel yönetimlerde hizmet adamları yapacaklarını bir an önce gerçekleştirsin. Antalya’nın özlediği bu duygu ve düşünceler umarız bir gün iyice anlaşılır da yapılan haksızlık erken fark edilerek Antalya ya yapılacak yatırımların önü açılır.