O hep vardı. Bu şehre kim giriş yapmış, kim çıkış yapmış herkesin görüp gördüğü ve dokunduğu şahsiyet. Recep Güler’dir… Namı Diğer adı (Miloş)… Hayatı hep futbol. Bizler gibi.
Dünyaca ünlü yazar Albert Camus spor ve futbola dair şu sözü baş üstünde gezdirilecek bir sözdür ve anlamı çok çok büyüktür
-Ahlaka dair ne öğrendiysem her şeyi Futboldan öğrendim….
Yani yazarımız bir dönem futbol ile uğraşmış ve dünyanın iğrenç pis fotoğrafından kurtulduğu ve sığınak olarak gördüğü sporun güzel duruşunu ve ahlakın bu atmosferde ne kadar çok önemli olduğunu ifade etmiştir.
İster kabul edilsin ister edilmesin değişen dünya normlarına ve değişimine rağmen yine de bu söz benim için geçerlidir. Spor’un hangi alanında bulunursanız bulunun karşınızda size bu eğitimi verene ‘Mutlak İtaat’ dışında başka bir düşünceniz yoktur. İşte bunun da beraberinde disiplin, sevgi, saygı ve hoşgörü gelir. Bu teknenin hamurunda yoğrulan herkes bu Ahlakın ve duruşun bir abidesi ve örnek insanı olarak gösterilir bir zaman sonra toplumda.
Recep Güler Ağabey de (Miloş) Futbolun ve sporun içerisinden gelen bir şahsiyet olarak bu Ahlaklı yolun üzerinde yürümüş bir değer. Yani Sporun onda ki Ahlaka dair etkisi bugün örnektir herkese.
O Antalya’nın her sahnesinde. Futbol’un da bir sanatın uygulandığı sahne olarak sahaları gösterirsek İnsan bir zaman sonra yaşanan üzüntü ve hüsran yaşanmışlıklar sonucunda bıkar. Ve şu cümleyi kullanması normaldir
-Benden bu kadar’ der ya da deme hakkına sahiptir.
Yoklukta, varlıkta, az ve çokta, yok olma anında, çoğalma yaşandığı durumlarda. Hiçbir şekilde yalpalamadan olduğu gibi sahnede bulunmak her sanatçının da yapacağı becerebileceği bir durum değildir. Öyle sanatçılar var ki Arabesk’in fırtına gibi estiği yıllarda kasetlerine üç beş arabesk şarkılar koyarak o kaset furyasında yok olmaktan kendini kurtarmayı düşünmüş ve hatta kasetin satmasından dolayı belki de dinleyicisini biraz olsun şaşırtmıştır.
Recep Güler’in dev Antalya sahnesinde sözünü ettiğimiz durumu kurtarmak cebini doldurmak için sahneye çıkan sanatçılar gibi hiçbir zaman olmamıştır, onların davranışı gibi sahne almamıştır. Antalya’yı hiçbir zaman kandırmamıştır. Hangi şarkıların sesi, hangi parçaların yüreğinde yer alması gerekiyorsa onları seslendirmiştir. Recep Güler’in (Miloş)’un bugün Beyaz Altın diye tarlaların baş ürününü kıskandıran Uzun Saçları ne Antalya’ya ihanet etmiştir, ne de bir dönemin modası diye sağdan soldan kestirip modaya düzene uyma durumu olmamıştır. İşte Bu yüzdendir ki Uzun Beyaz Saçlı adam olarak tanınır ve bilinir. Hiçbir zaman
-O muydu, bu muydu’ diye kimse tanımakta zorluk yaşamadan işaret edilen gösterilen şahsiyet olmuştur Antalya da.
İşte bu duruşun adı, şanı, vakuru Antalyamızı bir kez daha göklere çıkartmıştır. Aslolan duruştur, Antalyadır, memlekettir. İşte bu kararlılık bugün belki de yıllar öncesinden hak ettiği bir daveti geçte olsa almanın mutluluğunu hepimize yaşatmıştır. A milli takımımızın Fransa da ki karşılaşmasına Tribün Gönüllüsü olarak davet edildi. Antalya’nın kumdan, güneşten, çıtsak çıtsak gecelerinden başka ne çok büyük değerlerinin olduğunun bir duyurusu olmuştur Recep Güler. Antalya’yı bir kez daha tanıtımına katkı vermesi hepimizi mutlu etmiştir, gururlandırmıştır. Ne güzel ne güzel…