Davranışlarımızı ve hareketlerimizin idrakına vardığımız çok küçük yaşlarda, büyüklerimizin uyarıda bulunduğu her bir konuyu cebimize koyduk. Önemli addettiğimiz ne varsa tüm bu yaşam tecrübelerini başımızın üzerine aldık. Uyarılar, tenkitler, eleştiriler, yapıp ve yapmamamız gereken her konu bu yaşımıza kadar yaşam yol haritamız ve rehberimiz olmuştur.
Büyüklerin yanında sakız çiğnenmez, bacak bacak üzerine atılmaz, topluluk içinde yüksek sesle konuşulmaz, sinkaflı söz kullanılmaz. Dikkat ettiğimiz en önemli hususlardan bazılarıydı sözünü ettiğimiz konular. Yıllar geçti, genç olduk, erginleştik, olgun yaşlara çok şükür sağlıklı bir şekilde ulaştık. Hala daha ebeveynlerimizin söylediği ve anlattığı her şey hayata dair tüm detaylar yol haritamız olmaya devam ediyor. Şimdi bu detayları ve konuları bir gelenek görenek ahenkliğinde çocuklarımıza ve torunlarımıza aktarıyoruz.
Ve şimdi bugünlerde ülkemizin büyüyen ve her geçen gün kalkınma hamlesinde attığı büyük ve dev adımlarla bu kültür ve dil birliğimizin dayanışmasını, yüceliğini manidarlığını paylaşmaktayız. Ayıbı, yalanı, yapılmaması gerekenleri ve nelerin yapılması gerektiği bilinciyle yürüyüşümüzü sürdürüyoruz.
Tüm bunları içimizde hissederken ülke sınırlarımız etrafında ülkelerinden kopup ülkemiz de bulunanlara baktıkça Ne büyük bir ülke sağ duyusu ve ne büyük bir kültür örf ve ananesine sahip olduğumuzu daha net görebiliyoruz.
Sınırlarımıza yakın ülkelerinden aramıza katılan yabancıların davranışlarından söz etmek istiyorum. Ne otobüs’te yolculuk yapmasını, ne toplum da nasıl konuşulması ve hareket edilmesini, ne de esnafa nasıl yaklaşması gerektiği noktasında en küçük bir saygıya, etik ve örf ananeye yakışan bir davranış görülmemektedir. Aynı davranışı bir Türk yurt dışında yapmış olsa (Ki kesinlikle tüm bunlara dikkat ederek hareket etmekteyiz) Barbar derler, ülke görmemiş kültürsüz derler…
Oysa bugün Avrupa’nın bir çok ülkesinden turizm amaçlı dahi olsa gelen turistlerin nasıl bir ‘Barbarlık’ anlayışı ile hareket ettiklerine şahit olmaktayız. Otel odalarında yemek sonrası çantalarında yemekleri odasına çıkartıp sonrasında elini çarşafa silenimi ararsın, iç çamaşırını bertaraf edip çöp yerine yastığın altında tutanı mı ?
Biz Anadolu insanı, Müslümanlığın da, temizliğin de, adam gibi yaşama ve davranışı da en güzelinden Dünya ya gösteren ve bunu sunmaya devam eden örnek gösterilen bir milletin bireyleriyiz. Anlattığım bu konular yaşanan çokça olayların sadece küçük yüzeysel gerçekleridir. Bu ülkenin vatandaşı olmaktan ve bu topraklar üzerinde Dedem Korkut gibi bir değerin düsturunu okumuş olmaktan, ebeveynlerimin ve ecdadımın elini omuzlarımıza dokunuşundan dolayı şanslı ve bahtiyar olduğumuza inanıyorum.
Başbakanlık düzeyinde ve Devletler arası buluşmalarda dahi karşı ülkenin devlet adamının bacak bacak üzerine atmasının altında ezilmemek için mecbur kaldığımız’dan bacak bacak üzerine atıldığını da gayet iyi anlıyor ve biliyoruz. Ne elimiz cebimizde konuşuruz, ne de iki elimiz önde divan pençe bize söylenenleri dinleriz. Biz böylesine güçlü bir kültür geçmişine sahip ülkenin bireyleriyiz. Bu yüzdendir ki bizi her defasında yıkmak isteyenlerin çarptığı en büyük güç işte Türk insanının atasından miras olarak aldığı ve yarınlara taşıdığı Kültür Birliğidir. Bizim kültürümüz de sevgi, saygı ve hoşgörü hakimdir. Bu yüzdendir ki Dünya da bizim neslimiz gibi de bir nesil yoktur. Adap ve şereften söz edenler önce kültürlerinde ki gen bozukluğuna bakmalı, nerden gelip neyin havasını yapmaya çalıştıklarını iyice bir görmelidirler.