Her yeni bir yıl ile birlikte idrak ettiğimiz bir dini bayramımıza daha ulaşmanın huzuru içindeyiz. Şehitlerimizin acısı içimizde buruk kutladığımız Kurban Bayramında bölüştük, paylaştık, bölünmedik, ayrılmadık. Dünya döndükçe var oldukça bu duygu ve düşüncelerde nice bayramları kucaklayacağız, bu nefsi ve hissiyatı en yüksek şekilde idrak etmeye devam edeceğiz. Var olan el, ihtiyacı olan el ile kurbanını ve sofrasını bölüştüğü, fazlasını ziyan etmeyerek, yere atmayarak, nimeti koruyarak el üzerinde tuttuğu bir bayram mübarek eylendi.
Türk milletinin güçlü ve kudretli olduğu en önemli vasıf Kültür Varlığıdır. Yemek, sofra, adap, duruş, davranış, sevgi, saygı ve hoşgörü kültürü bizim ülkemizin köklerini binlerce yıl toprağa sıkı sıkıya bağlamış ve bu büyüyen ağacın kökleri beslendiği bu duygular nedeniyle asla çürümemiştir.
Çürütülmek istenilen bir çok oyun ve Avrupalaştırılmaya çalışılan yaşam tarzımız yok edilmek istenmiş ancak bunda başarılı olunamamıştır. Bu 90’lı yıllarda başlatılan algı günümüze değin şiddetle devam etmiştir. Gece yarısı Tutti Furittiler ile köklerimizin değerleri çürütülmek istendiyse de bugün o yıllarda yapılan davranışın yanlışlığı er ya da geç görülmüş ve bize uygun olmayan bir süreç olduğu anlaşılmıştır.
Bugün de aynı algı farklı yollarla sahip olduğumuz değerlerimizin çürütülmeye çalışılmasıyla ısrarla devam ettirilmek istenmektedir. Binlerce yıl nesilden nesile temiz bırakılmış ve kalmış olan maneviyatımız dini bayramlarda ki davranışlarımıza Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramında ki duruşumuza yansımış ve bu eserin devamı olmuştur. Türkiye, Anadolu, Yurdumuzun dört bir yanında bu hissiyatı içinde taşıyan bu ülke toprakları üzerinde yaşayan tüm bireyler sağ duyusunu eline alarak ülkemiz üzerinde oynanmak istenen oyunun asla gölgesi olmayacaktır. Oyuna gelmeyecektir. Ülkemiz ne oyun bahçesidir, ne de birilerine açık bir bahçedir. Ülkemiz’in bereketi, sahip olduğu değerleri, yer altı ve yer üstü zenginlikleri bugün Dünya ülkelerinin iştahını kabartmayı sürdürmektedir. Yer üstü ve yer altı nimetlerini, yaşam tarzlarını yiyip bitirmiş ülkeler bembeyaz bir sayfa açarak yaşam süren ve Cumhuriyetin ilanından bu güne yani 100 yılını dolduracak ülkemizin büyüyen ve yükselen grafiğinden oldukça rahatsızlık duyulmaktadır.
Ülke insanlarımız bu Bizans oyunlarını, ajan savaşlarını, algı operasyonları ile hükümet indirip hükümet kurulma olaylarının yakın tanığı olmuştur. Söz milletin denilen günden bu güne sadece 13 yıl da ayağa kalkıp koşmaya başlayan Türk Ekonomisi Avrupa’yı korkutmuş Dünya ya da mesaj vermiştir. Önümüzde daha çok 13 yıllar ve Türkiye’nin koşarak büyük dünya ülkesi olma yolunda adımlar atacağı muhteşem bir gelecek var.
İşte bunu sahip olduğumuz Kültür Birliğimiz ile başaracağız. Oyuna gelmeden, oyun içinde oyuncu olmadan. Sahip olduğumuz değerlerimizi ve toprağa sıkı sıkıya köklerini salmış değerlerimizi daha da çok besleyerek ve koruyarak bunu başaracağız…