CHP’nin Antalya Mebusu Çetin Osman Budak 1 Kasım Mektubu adı altında yayınladığı ileti tarafıma ulaşınca birkaç söz söyleme gereği hissettim.
Çetin Osman Budak mektubuna şöyle başlıyor
-1 Kasım seçim sonuçlarını ve halkımızın kararını saygıyla karşılıyor, daha iyisini yapmak için daha çok çalışmamız gerektiği mesajını alıyoruz.
Not: Hiçbir şey yapamazsınız
Mektuba devam ediyoruz. Ne demiş mektubun devamında Budak
-Bununla birlikte, siyasetin kısa süreli seçim yarışı değil, uzun soluklu demokrasi, hukuk, özgürlük ve vicdan mücadelesi olduğunu, bu mücadeleyi milletvekili olsam da olmasam da kararlılıkla sonuna kadar sürdüreceğimi belirtmek isterim.
Not. Uzun ince bir yoldayız. Ama yol bitmiyor. 2002’den 2015 yılına kadar yüzde 25 bandında değişen bir şey yok
Çetin Osman Budak mektubunda devam ediyor. Şöyle diyor
-Türkiye, tek parti devletinin oluştuğu, kuvvetler ayrılığının kalmadığı, bütün kurumların iktidarın emri altında siyasileştiği, medyanın büyük kısmının parti medyasına dönüştüğü, basın özgürlüğünün kalmadığı, toplumun bilinçli olarak ayrıştırıldığı, rant ekonomisiyle fırsatçılığın ve her türlü ahlaki yozlaşmanın arttığı, yoksul kesimlerin sosyal yardımlarla sömürüldüğü, yurtdışında hukuksuzluk ve yolsuzluklar yüzünden itibar kaybettiği bir dönemden geçmektedir.
Not: Peki neden bu millet AK Partiyi tek başına iktidara getirdi ? Kaldı ki özgür basın konusuna gelirsek ‘Beyinsizler diye’ başlık atılan bir gazeteyi okutma çabası içerisinde olunduğu görülmüştür. Bir sürü de 1900’lü yıllardan kalma köşe yazarları ile millet yanıltılmaya çalışılmış ve kimse bu yazıları ciddiye almamıştır
Normal koşullarda halkın alternatif siyasete yönelmesi gerekirken bunun gerçekleşememesi, dini ve etnik temelde ayrışmanın siyasette tıkanma yaratmasının, muhalefet partilerinin de bu tıkanmadan çıkamamasının sonucudur. Toplumsal kutuplaşma siyasi tercihlerde kemikleşme yaratmış, terör ve istikrarsızlık korkusuyla halkımız güç arayışına yönlendirilmiş ve tercihini iktidara en yakın partiden yana kullanmıştır. AKP'nin, iktidar sarhoşluğuyla sonucu yanlış okumamasını, oy geçişkenliğindeki artışı iyi görerek, önceki yanlışlardan kurtulacak biçimde, demokrasinin, adaletin güçlenmesine önem vermesini temenni ediyorum.
Not: Partinizin çok çalışması lazım, çoookkk
CHP bu süreçte, Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun liderliğinde, halkımızın güvenini kazanan bir siyasi çizgide ilerlemiş, tarihi önyargıları kırmaya, yeni bir umut olmaya yönelik adımlar atmıştır. Bundan sonra da yapmamız gereken, bugünden çalışmaya başlayarak halkımızın bütün kesimlerini içine alacak bir tartışma ile geçmişten gelen önyargıları kırmak, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu ortak akıl ve güven merkezi olma yönünde ilerlemektir.
Not: Hangi ön güven ? Ön güven kazanılmış olsaydı bu millet CHP yi iktidara taşırdı. Şimdi mi ön güven aklınıza geldi ?
Türkiye'de siyasi gerginlik, terör ve rant ekonomisi fırsatçılığıyla ahlaki yozlaşma yaşandığı ve toplumsal vicdanın yaralandığı açıktır. İdeolojik körlük ve iktidar hırsı nedeniyle siyaset; din, mezhep, etnisite, milliyetçilik faktörlerini ve sembollerini kullanarak, Türkiye'de ahlak ve vicdan temellerini zayıflatmıştır. CHP olarak en önemli görevimiz bu ahlaki yozlaşmayla mücadele etmek, toplumsal ahlak ve vicdanın onarılmasına öncü olmaktır.
Not: Bu ülkede ki özgürlük AK Parti sayesinde vardır ve devam etmektedir.
Sevgili okurlar CHP li mebus Çetin Osman Budak’ın 1 Kasım Mektubu görüldüğü gibi demogojiler ve ironi sözcüklerle dolu içi boş bir mektup olduğu anlaşılmaktadır. Antalya’nın CHP’si öncelikle Antalya’da ki kırgın CHP’lileri sandığa neden getiremediklerini düşünmeli. Öte yandan küskünlerin neden her geçen gün parti de arttığının cevabını bulmalı. Kaldı ki CHP 2002 yılından bu yana yüzde 25 bandında gidip gelişine son vereceğini söylediği konuşmalarına sadece kendisinin inandığı ve seçmene bu inancı geçiremediği ortaya çıkmıştır. Yeniden ve şimdiden aynı yol ve yöntemle çalışacağız söylemleri gelecek 5 yıl da yine aynı sonucu alınacağının da bir ifadesidir…