Savaş olduğunu söyleyen zihniyet karşısında savaşmayan bir güce karşı yaptığı haince saldırı ve kurduğu pusular ile verdiği zararlar neticesinde kendince zaferler kazandığı yanılgısıyla algı yaratma peşinde olduğu açıkça görülmektedir. Kalesi, techizatı, tüm savaş unsurları kat kat güçlü bir ordunun asayişi koruması için ülkenin huzuru ve bekası için oluşturduğu kurumlara ve o kurumların görevli askerine, polisine saldırmayı marifet sayanlar yaptıklarıyla bir yere varamayacağını da pekala bilmektedirler.
Uzunca bir dönem sınır nöbeti tutan askerlerin, polis merkezlerinde ki görevli nöbetçilerin şarjörleri dolu değildi. Yani ülkenin huzuru ve bekasının ne denli düşünüldüğü buradan anlaşılmalıdır diye düşünüyorum. Hatta Kıbrıs ta nöbet tutulan tellerle çevrilmiş alanlarda ki bir bölüm de nöbetçi askerlerimizin bile silahında dolu şarjör çok istisnai durumlarda bulundurulmuştur. Vatani görevini yapmış olanlar iyi bilirler dolu şarjör takılı bile bulundurulmazdı nöbet yerinde.
Böylesine vakur ve sağ duyulu düşünen bir ülke savunma mekanizmasında ülkemizin tamamını kucaklayan bir siyaset ve yönetim anlayışına hazımsızlık yapanlar kullanılan, ve şer güçlerin, şer odakların ülkemiz üzerinde ki parçalanma modelini sürdürülmesinde kullanılan maşalardır.
Ve ülke olarak bir kez daha lanetler yağdırdığımız terör ve teröristlere karşı çok iyi biliyoruz ki bu ülkenin her bir ferdinin yüreğinden geçen duyguların yol haritasında ve rotasında gereken her şey yapılacaktır. Bir fırsat, bir sağ duyu ile yaklaşılan tüm konuların hala daha anlaşılmamış olduğu ve hala anlaşılmak istenilmemesi konusu Türk insanının ve Anadolu ruhunu içinde büyütmüş her bir vatan evladının sabrı yeniden sınanmak istenmektedir.
Çanakkale’de bu ülkenin her bir bireyi vatan toprakları için yapılması gerekeni yapmıştır. Bundan sonrasında yapılan her bir eylemin ve çıkar hesaplı saldırıların adı kalleşliktir, vatan hainliğidir ! Bunun adı savaş değil ihanet, hıyanet ve delalettir.