Ülkemiz de Bürokrasiyi azaltabilmek ve kimi masaların çok küçük durumların çözülmesi noktasında dahi insiyatif kullanmama ve insiyatif duygusundan uzak hareket etmesi, bürokrasinin de Soyadını maalesef HANTAL yapıyor. ISO bilmem kaç numaralı detay ve sayısının iş yürütürlüğünün dışında insanların ve vatandaşın işinin görülmesine katkı koymak ISO 9 BİNİ DE 10 BİNİ DE 20 bini de ikiye katlar. EN BÜYÜK ISO rakamı işte bu iş bitirir BÜROKRATTIR.
Valilik makamının ilgili masaları başta olmak üzere, Kaymakamlıklarımız, Belediye Başkanlıklarının iş bitirir masaları ve makamları BİRAZ ellerini vicdanlarına koyarak ve kendilerini de o zor anda çıkış arayan vatandaşın yerine koyarak iş çözümcü kimliklerini göstermeleri ne muhteşem bir fotoğraf olacaktır oysa.
Hayatım boyunca ve hiç kimsenin hakkını yemedim, hakka ve adaletli olma konusunda ki duruşundan da taviz vermedim. Çocuğum için de bu böyle aile fertlerim içinde. Rahmetli Babamın futbol oynadığım dönemlerde transfer sezonu için söylediği bir sözü vardı
-Kız evi oğlan evine gidip de kızımı alın demez…
İYİSEN Gelir seni bulurlar transfer olursun anlamında bir cümle.
Hep bu anlayışla sıramızın gelmesini bekledik. Hayatım sıralarda geçti. Et kuyruğuna girdim. Tüp, yağ, şeker, babam için sigara kuyruğuna girdim. Ama hiçbir zaman kimin oğlu olduğumu, kimin torunu olduğumu söylemedim. Hep sıramın gelmesini bekledim. Eğitim aldığım yıllar boyunca, spor yaşantım boyunca hep kuyruklarda kaldım kim olduğumun havasını civasını yapmadan… Bekledim, bekledim…
Adını vermeyeceğim ama yaşadıklarımı adım adım sizlere bu kamu kurumumuzun yaşattıklarını tane tane bir bir sizlerle paylaşacağım.
Bir proje ve sanat çalışması adına yürüttüğüm Memleketimizin de adının duyurulacağı bir etkinlik çalışma koşturmalarım sırasında yaşadıklarımı ve bana bunları yaşatanları önce Allaha havale ediyorum.
Sıradayım, sıralardayım, tamimlerde ve devletimizin çizdiği sınırların detaylarındayım. Beklemekteyim, bekliyorum, yönlendiriliyorum. İmzalar atılıyor, onaylar alınıyor.
Olmadı eksiklikler var. Başa dön, yeniden hazırla yine aynı yerlere birkaç kere gidiliyor, güzel güzel anlatılıyor. Bir önceki örnek çalışmalar bu bürokratlarımızın ve iş yapan masaların önüne konuluyor. YOK ARKADAŞ… Hala daha insiyatif ve özgüven ve iş bitiricilik adına gram bir BÜROKRATLIK yok. İşin sonuna yaklaşılıyor. Alacağımız evrakı söylediğimiz müdürlük keyfiyet çiziyor, yolu yokuşa sürüyor, mesai bitiminde bizim işimizi takip ettiğimizi görerek memurlara talimat vererek işin daha da zorlaştırılması talimatı veriliyor. Ve ben hiçbir zaman kendimi Okan Dilek olmanın dışında bulunduğum ortamlarda tanıtmadım, işimi başka işlerin yürütülebilirliği kısmına tutunmadım.
Yani Vatandaşın uğraş verdiği masumane bir çalışma ve gayret Bürokrasimizin Hantallığı nedeniyle insanı çileden çıkartmakta, kişilerin memleket adına yapacakları güzelliklerin de önünü kestiği gibi hevesini kırmakta.
Sonuç mu ? Onu da bugün öğreneceğiz. Vatandaş okan dilek yaptığı girişimlerde nasıl zorluklar ve engellemelerle karşılaştığını çok küçük, küçükten de küçük basit işlemlerin memur olup at imzayı al maaşını zihniyetinin boyutunun nerelerde olduğunu sizlerle paylaşacağım…