AGC nin 3’te 1’lik bölümünde yer alabildim. Gönül isterdi ki çok daha önce ki yıllarda bu kucaklaşmayı yapabilmiş olsaydım. Siyah-Beyaz günlerden rengârenk yıllara… Akıp gitmiş öylece. Geçen 24 yılıma şöyle geriye dönüp bakıyorum da hangi yayın organında bulunmuşsak Biz olmuş, ben olmuş, evimiz olmuş.
-‘Ahh o yıllar’ diye başlayıp da imkansızlıklar içerisinde yaygın medya ile yarışa girdiğimiz anların en güzel karelerini anlatırken Hürriyet Gazetesi’nin unutulmaz ismi usta gazeteci büyüğümüz ve bir dönem Gazeteciler Sendikası Başkanlığı da yürütmüş olan Hasan Yılmaer’in hikayesini anlatarak son olarak yaşadığım anı sizlerle paylaşacağım
1960 İhtilali sıraları Hasan Yılmaer İstanbul Babıali’deki ofisten haber geçmeye hazırlanıyor. Henüz yeni gelmiş ofise. Bir telefon
-Hasan Yetişşş çocuk doğuyor.
Usta sakin. Yengehanım telefonun ucunda haberi veriyor. Ama öncelikli baskıya yetişecek olan haberi yazıp göndermek. Haber yazılacak, fotoğraf Telefoto ile geçilecek. Önce renkler tek tek kabul görecek sonra tın tın tın sesi bitecek ve fotoğraf karşıya yüklenmiş olacak. Nerden baksanız 45 dakika sürer bir fotonun geçmesi
Hasan Yılmaer mahallenin yakın karakolunu arıyor
-Alo Ben Hasan Yılmaer hanım doğurmak üzere. Acilen hastaneye gitmesi gerekiyor.
Der ve telefonu kapatır usta. Bizim karakolun polisleri alırlar yengehanımı götürürler hastanaye, yetiştirirler doğuma.
Aradan saatlar geçer. Hasan Yılmaer haberi, fotoğrafı geçmenin mutluluğu ve gönül rahatlığı ile hastaneye gider. Doğumhanenin önüne tam varmıştır ki doğumhaneden eşi çıkar
Cevap aynen şudur eşinden
-Hasan bu sefer de oğlan oldu
Bugün gazetecilik mesleğini yürüten ve gerçek gazetecilik mesleğinin duruşu ve etik değerleri ile harmanlanarak mesleğini sürdürenlerin eşleri de aynı duygulardadır. Kızmazlar, bağırmazlar, nerdesin nerde kaldın demezler. Öncelikli olan hep gazete olmuştur bizler için.
Tıpkı benim son 3 gün de yaşadıklarım gibidir Hasan Yılmaer’in o yıllarda yaşadıkları. Hastanede geçen günlerim, eşimin başında kalıp daha sonra koşa koşa gazeteye yetiştiğim ve kimsenin ruhu dahi duymadan gazeteyi ertesi güne hazırlayışım. Eşim mi,
-İşin daha önemli. Sakın beni düşünme…
Antalya Gazeteciler Cemiyeti niye başarılı sanıyorsunuz? Nice 30 yıllara. Kutlu ol senelerce…