Büyükşehir Belediye Başkanlığını yapmaya çalışmış ancak bunu yüzüne gözüne bulaştırmış mürekkep yalamış bir profesör, boyunun ölçüsünü almasına rağmen ve hatta partisinin taban ve tavanın da kendisine hiçbir şekilde destek vermemesine karşılık hala ortalıklarda dolaşmaya ismini öldürmemeye çalışma gayretinde.
Mefta olduğunun mezara gömüldüğünü ve başında dualar edildiğini kabul edemeyen Büyükşehir Belediye eski başkanı Mustafa Akaydın önceki gün dile getirdiğim konu bir kez daha doğrular söylediklerimizi. Akaydın bir gün önce konuştuğu ile bir gün sonra konuştukları tutmamakta. Bu ruh halinin iyiden iyiye daha da kötüye gittiğinin alametidir. Bu durumda ki insanlara hele hele bu ramazan günün de iyi davranmak gerekiyor. Bilindiği gibi Diyanet İşleri Başkanlığı bu yılı, “Kimsesizlerin kimsesi olun” diye de açıklamada bulundu.
Yalnız kalmış Mustafa Akaydın’ın kimsesi olmak isteniyor da seveni olmadıktan sonra ister kimsesiz ol, ister hiç kimsesiz. Ruh hali bozulmuş ve doğruları konuşmayan birine nasıl ‘Kimse’ olacaksın
Antalya CHP de yıllardır partiye gönül verenler Akaydın’ı Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterildiği 2008 yılından buyana içlerine sindirememiştir. Lakin seçim sonucunda bir takım işe yerleştirme, Belediyeden iş alma ve bazı şahsi çıkar ilişkilerinden dolayı yanında yer alanlar da olmuştur. Hatırlanacağı üzerine Akaydın’ın 5 yıllık görev süresince kendisini aday yapan eski genel başkan Deniz Baykal’a “Büyük Ağabey” diyerek çıktığı bazı yaygın görsel medya kanallarında yaptığı hakaretler ilk kopmaları beraberinde getirmiştir. Antalya da CHP cenahın da Deniz Baykal ismini bir kenara itmenin bedelini sanırız Akaydın öğrenmiştir.
Daha sonra Akaydın bir anda Kemal Kılıçdaroğlu’cu oldu. Saf değiştirdi. Yani oturduğu koltuğa, kimin oturttuğunu bir anda unuttu. Buna vefasızlık denilir siyaset Lügatı’nda. Yani Akaydın’ın koltuk sevdası Deniz Baykal cenahını bir anda tanımaz bir tutum haline itmiştir.
-Koltuğum canım benim. Ben senden nasıl ayrılırım” diye bir sarılmıştır ki koltuğa seçimi kaybettiğini anladığı gece bile belediyeye fazladan işe alıp da trilyonlarca zarara uğrattığı taraftarlarına mesaj atarak
-Gelin beni kurtarın. Oyuna sahip çık’ teranenesi yapmıştır.
Sonra Muratpaşa Belediye Başkanlığı adaylığının belirlenmesi sürecinde ayağında topu fazla tutunca rakip topu kaptı gitti kaleye golü attı. Akaydın bu süreçte tıpkı Devrim Kök gibi hatalar zincirini birbirine eklemeye devam etti. Şöyle bir açıklama yaptı,
-Sultan Yeğen’den haberim yok. Çorumlu olduğunu bende yeni öğrendim. Genel Merkez’in tercihi oldu…
Kargalar hala gülüyor bu açıklamaya.
Mustafa Akaydın daha sonra Devrim Kök ile kafa kafa verip abuk subuk seçmenini ve parti tavan tabanını yanıltıcı açıklamalarda bulundu. Yani doğruları net bir şekilde ortaya koyamadı. Devrim Kök bile,
-Adayımızın Ümit Uysal olacağından haberim olmadı” diyecek kadar bir basiretsizliğin içinde buldu kendini
Yani benim anlatmaya çalıştığım 1 tane, okurlarımızın ve partililerin o günün siyasetini yaşayanların bildiği BİN tane ayıpları var Akaydın hakkında.
Bu yüzdendir ki taban ve tavan’ın onay vermediği desteklemediği ve yalan beyanat ve kıvırmalarla CHP de siyaset yapmaya çalışan Mustafa Akaydın’a değil sandalye su vermezler artık. CHP enayi mi? Onca insanı birbirine düşürmüş ve karışıklık yaşatmış partiyi birbirine düşürmüş bir yerel yöneticisini yeniden omuza alacak ? Akaydın’ın Antalya Siyasetinde işi bitmiştir. Tüketmiş ve yok etmiştir kendini. Şimdi Milletvekili ve bilumum genel merkez çalışmaları için de kendine yer etmeye çalışan Akaydın ‘İki geri bir ileri’ siyaset üslubuyla bundan sonra ciddiye alınacak bir tarafı kalmamıştır. Çünkü bir gün önce konuştuğunu sonraki gün ya unutuyor ve cümle oyunlarıyla karşısında ki kitleyi alt etmeye çalışıyor. CHP ‘nin enayi olmadığı gibi Antalyalılar da aptal değildir Sayın Akaydın…