Doğduğu yıl o yılları takip eden ülkede ki gelişimlerin en küçük tanığı kızım televizyon reklamlarının yeni yeni biraz daha, şöyle renkli ve sözleri dikkat çeken şarkılı türkülü görüntülere kendini pür dikkat verdiği yıllar.
Dilinde bir “Capriii capriii saannnn” diye başlayan reklam müziği 2-3 yaşlarında diline dolanmış kapı zili çaldığı’nda bile bu nakarat ile açmaya gittiği yıllar. Daha sonra her gün ekranda göründükçe konuşan devlet adamları sesinden ve görüntüsünden etkilenip dikkatlice onları dinlenmeye başlandığı yıllar.
Hatta o yıllarda Tüp Reklamı ‘Aygaz dın dın dın’ diye araçların megafonlarından yükselen ses yeni konuşmaya başlayacak olan çocukların uykularından kalkıp tüp arabasını seyretmesi anne ve baba kelimesinden önce mırıldandığı, kendisine dost edindiği ve öğrendiği ilk kelime olmuştu.
Meydanlarda, yakınımızda, tanıtım afiş ve broşürlerde pankartlarda daha çok bu silüet görülmeye başlanınca bu adam kim diye sorulduğunda
-Özal, ‘Turgut Özal’ diye yine baba ve anne cümlesinden önce çocukların ilk mırıldanmaya başladığı isim olmuştu.
Hatta öyle ki komşular birbirine akşam oturmasına gittiklerinde çocuklarının televizyonda çıkan,
-Kim bu ton ton amca” diye seslendiğinde çocuklarının
-Özaallllll” diye söylemesinden aileler bir gururlanırlardı, bir göğüsleri kabarırdı ki…
Yıllar sonra bugünün sözünü ettiğimiz yaşlarda ki çocuklarımız ise daha da ilerlemiş teknoloji de her gün gördüğü ve artık evlerinin, ailelerinden bir parçası olarak görüp sahiplendikleri bir ismi daha yüksek sesle söylediğine tanıklık ediyoruz. Anne ve babalar ise 26 yıl önce Aygaz ve Özal isimleriyle büyüdüklerini ve ilk cümleleri kurmaya başladıklarında söyledikleri bu ismin ışığında bu kez Büyükanne ve Büyük baba olarak şimdi torunlarına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adını söylediklerinde havaya uçurmakta torunlarını.
Tıpkı rahmetli eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal da olduğu gibi bugünün çocukları ve yeni konuşmaya başlayacak olan çocuklara
-Bu kim söyle bakayım” diyen anne ve baba’nın göğsünü kabartan seslenişi yapan çocuklar tıpkı 26 yıl önce dede ve anneannelerinin yaşadıklarının bir devamı şeklindedir.
Bu zaman diliminde büyüyen çocukları etkileyen ve etkileyerek onların ilk seslenişleri arasına giren başka bir devlet adamı, başbakan, ya da bakan yok. Büyük devlet adamı olmak, çocukların dilinden anlamak ve onları kucaklayabilmiş olmak böyle bir şey işte. Ülkesini seven, vatanını seven, bayrağını sevenin kim olduğunu önce çocuktan haberi almak, öğrenmek ve duymak böyle bir şey işte…
Bu yüzdendir ki yeni nesil ülkesini ve vatanını seven bir nesil olarak dilin de bir büyük isim ve vatan sevgisiyle çalışanları nice 26 yıllar ve dünya döndükçe hep hatırlayacak, unutmayacaktır. Recep Tayyip Erdoğan gibi… Ne güzel ne güzel