Aslında bu bir deyimdir. ‘Dünya yı yeniden keşfetmeye gerek yok”… Yani var olan ve bilinen yöntem ve yolları takip etmek yeterlidir. O yüzden fazla hırpalanmaya ve yorulmaya da gerek yok. Bu deyim bunun için söylenmiştir. Antalya’da 1985-1995 yılları sonrasında Turizm’e sunulan konsepte bir monotonluk dönemi yaşandığını hepimiz görmekteyiz. Ülkemizi ve Antalya’yı tercih eden yabancı ülke ziyaretçılerine anlattığımız mağara, gösterdiğimiz Antik kent, sunduğumuz diğer alternatif mevzular hemen hemen tükendi. Hatta neredeyse deniz, kum ve güneş konusu da çok banal bir konu olmaya başladı.
Eğlence tam gaz. İster Brezilya geceleri deyin, ister Türk geceleri. Geceler de ki muhteşemlik Avrupa’nın dört bir yanında kinden farklı değil. Tek fark bu eğlencelere farklı ülke insanlarının bir arada bulunması.
Yazımızın konusu bizleri bir hayli mutlu eden ve sevindiren gelişmedir. Yıllardır yerel yönetimler başta olmak üzere, şehrin mülki amirleri ve onların önemli departmanları başta olmak üzere STK lar ve proje üreticilerin üzerine basa basa uygulamayı hayata geçirmek için çabaladıkları konu, “Sağlık Turizmi” Antalya’da artık marka olduğunu ortaya koymuştur. TURSAB tarafından yapılan açıklama da yıl da Antalya ya tedavi amaçlı gelen Avrupalı hasta sayısı 87 bin… İstanbul gibi bir metropol şehre sadece 68 bin kişi tedaviye gitmiş.
Antalya’da son yıllarda sağlık sektörüne yapılan yatırımlar, Avrupa ve Dünya ile entegre olmuş bir iletişim, kusursuz hizmet ve müşteri memnuniyeti sonucunda ortaya çıkan tablo Antalya’yı Türkiye de Sağlık Turizmin başkenti unvanını da eline almasını sağlamıştır. Bu başarıya ulaşılmasında bilerek bilmeyerek, bilinçli, dikkatli, koordineli bir şekilde adeta nokta atış yapar misali Yatırımlarını gözünü kırpmadan yapan ve bu medeni cesareti gösteren yatırımcıları ve sektör departmanlarını ayrı ayrı kutlamak gerekiyor.
Her gün devlet ve özel hastanelerimizle ilgili sürekli haberler ve açıklamalar yayınlamaktayız. İnanın bir çoğunu bizlerde hayretler içerisinde okumakta ve değerlendirmekteyiz. Yüz Nakli ile başlayan süreç geçen zaman süresi içerisinde farklı alanlarda ‘Mümkünatı yok olmaz’ denilen rahatsızlıklar yeni yöntem ve elde edilen sonuçlarla tedavisi yapılarak hasta ayağa kaldırılmış ve koşar adım hastaneden çıkmasına neden olunmuştur.
Avrupalı enayi değil hani. Onlarca miktar dövizi gelip ülkemizde bırakma meraklısı da değillerdir. Ama işin ucu sağlık ve sağlıklı bir yaşam olunca işte onun da DOKTORU ANTALYA olmuştur.
Hangi hastalıktan, hangi rahatsızlıktan şikayetiniz olursa olsun Antalya da bu rahatsızlığın tedavisi mümkündür. Yani artık böyle bir algı vardır. Ve bu algı doğru bir algıdır. Doktorlarımız, hemşirelerimiz, hastane yönetimleri ve ISO bilmem kaç bin mevzusunda ki hassasiyet tavan yapmıştır. İşte bu titiz çalışma ve içsel yönetim, İnsanlığa verilen değer ve önem böylesine güzel bir sonucu beraberinde getirmiştir.
Antalya kumu, güneşi, denizi, antik çağların lideri, müzelerinin yanında artık Sağlık alanında ki birinciliği ve öncülüğü de elde etmiştir. Bu sonuçlar elbet öyle 1-2 yıl da kazanılmıyor. Adım adım, tane tane, azar azar çoğalarak bu rakamlara ulaşılmıştır. İşte bu başarının elde edilmesinde, hastayı hastaneye götüren taksici kardeşimizden tutun da, hastaneden içeri girildiği andan itibaren başlayan sürecin bir sonucu olmuştur. Antalya’ya böylesine övgü dolu bir sonuç yaşatan herkesi bir kez daha yürekten kutluyorum. Dünya’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Çare Antalya da, doktor ve tedavi Antalya’da…