Altın Portakal Film Festivali’nin adına yaraşır bir şekilde yapılmasından rahatsızlık duyanlar yaptıkları eleştiriler ve davranış bozuklukları ile gündemde kaldı.
Piyano Festivali’nin başlamasıyla birlikte de adına yaraşır bir şekilde gerçekleştirilmesinde de aynı rahatsızlıklar gündeme gelmeye başladı.
Devlette Ast olan devamlılıktır. Güzel olan her şeyin elinden tutulur. Daha da güzel olması için de çaba harcanır. Antalya Piyano Festivali de böyle bir şeydir. Birileri başlatmış, bugünkü anlayış çıtayı daha da yukarı da tutmak ve en iyisi olması için kusursuz organizasyonun altına imza atmaya devam ediyor.
Ast olan birilerinin bu festivaller üzerinden rant elde etmesi, milyon dolarlar bilmem kaç yüz bin dolarları cebe indirmesi değil, şehrin adına yaraşır ve adıyla anılır festivalin kimseye peşkeş çekilmeden, kimsenin cebinin dolmasını sağlamadan nasıl yapılabildiğini başarısını göstermektir.
Altın Portakal Film Festivali de, Piyano Festivali de sözünü ettiğimiz anlayışın devamıdır. Çalana dur, parmak yalamaya çalışana hopp, nemalanmak isteyene ‘ne diyon hemşerim’ diye duruş gösterildiği organizasyonlardır. Borç edebiyatı yapmadan, Büyükşehir Belediyesinin önceki yönetim tarafından adeta içinin boşaltıldığı bir dönemden sadece geçen 7 ayda yollar, katlar, binalar, ihaleler, festivaller yapıp toparlanacaksın sonra da festivalin ve organizasyonların neden Ahmet’e verilmedi, neden o organizasyoncuya verilmedi diye hayıflanılacak mevzularıyla yükleneceksin.
Kadir Dursun Antalya’da sanatın içerisinde kendini gören herkesin dostu. Benim de dostum. Ancak şu gayet iyi bilinmelidir ki Fazıl Say’ın piyanosunun tuşlarının dışında düşüncelerini siyasete notalandırması Piyano Festivali’ni kendinden uzaklaştıran unsurlar olmuştur. Enver Aysever yazmış. Bir türlü nerden nasıl gelip bir gecede ekranlara çıkıp, aralara girip lafını söylemeden tamamlamadan konuşmacıya soru yönelten böyle bir adamın gündemde yazar çizer sektör içinde yer alabildiğine hala şaşırıyorum.
Bu bir formattır. Birileri bugün bu anlayıştaki gazetecileri sektörde tutmayı uygun görüyor. Her gün yazıyoruz. Kendisi gibi bende her gün yazıyorum. Ama yazıp çizdiğimiz yerler maalesef farklı illerde ve yayın kuruluşlarında olmamızdır. Yazdığı çizdiği anlattığı şeyleri ülke genelinde okur kitlesinin yüksekliği kimi düşünceleri kabul ettirecek anlamına da gelmeyecektir. Kadir Dursun konusundaki mütevazi açıklamasının bir yerine kadar kabul görmek mümkün ancak Fazıl Say ile anlattıklarının tamamı ise kabul edilecek yanı yoktur.
Fazıl Say bal gibi siyaset yapmıştır. Bu şehri yöneten ve bu şehrin öz be öz kimliğinin bulunduğu makama ve şahsiyetine, bağlı bulunduğu siyasi düşüncesine hakaret etmiştir.
Enver Aysever kardeş, yüreğinde memleket sevgisi olmayan hiç kimseyi Antalya’da göremezsiniz. Hepsinin de yüreğinde bayrak ve toprak ve hatta hatta Antalya sevgisi yüksektir. Bu yıl gerçekleştirilen Altın Portakal Film Festivali’nin gelecek yıl için yapılması düşünülen ancak yetişmeyen hazırlıkları mutlaka vardır. Piyano Festivali için ise onu yere düşürmeye çalışmak basitleştiren cümleler kurmaya yeltenmek de bakış açısıyla alakalıdır.
Biz gerçekten her iki festivalin de adına yaraşır ve sloganlaştırılmadan, gerçekleştirilen kusursuz bir şekilde sürdürülen organizasyonlar olduğunu düşünüyoruz. Bunu bugün Antalya Büyükşehir Belediyesi gerçekleştiriyor. Hem de bir önceki yönetimce bırakılıp gidilmiş trilyonluk batık bütçelerin içinden çıkarak. Sen ne konuşuyonnnn ne anlatıyon. Bizim derdimiz Antalya’yı kurtarmak senin derdin Do Re Mi Fa’nın tuşlarına basacak adamı aramak, organizasyonu kimin yapması gerektiğinin satışını yapmak…