Türkiye’nin son 15 yıl öncesine dönüp bakıldığında insanca yaşamın ve yaşamaya çalışmanın, insanca yaşam haklarına dair tek bir gölgenin dahi bulunmadığı, ülkeden kaçan kaçana, bir durumun hakim olduğu yıllar ne çok çabuk unutuluyor. Yerin altında kalan madenciler için ‘YAS’ denilen olgunun unutulduğu, acıların maddi ve manevi paylaşım adına zerresinin yaşanmadığı, temizlikci camdan düşmüş, inşaatta çalışan işçi boşluğa düşmüş güvenlik adına hiçbir yasal düzenlemenin bulunmadığı ülkemizden bugün gelinen noktayı görmezden gelenler bugün kum taneciğinden de küçük bir durum karşısında yani ‘Bir kaşık suda’ fırtına kopartmayı marifet saymaya çalıştıkları görülmektedir.
Ne rahmetli Süleyman Demirel döneminde, ne Bülent Ecevit, ne de Koalisyon dönemlerinde insan odaklı çalışmadan söz etmek mümkün değildi. Bu topraklar üzerinde yaşayanların balık hafızalı olmadığını düşünüyorum. Çok değil sadece 15 yıl öncesini hatırlaması yeterli olacaktır. Yazar kasaların başbakanlık önünde atıldığı yıllar, soyunup da yolun ortasında ulu orta çıplak protestolara kalkışanlar… Böylesine karanlık ve bitmiş bir ülkeye dönüşmüş Türkiye den bugün şaha kalkmış ve yer altı, yer üstü yatırımları ile Dünya’yı bir kez daha şaşırtan Türkiye’den söz ediliyor olmak ve hele hele Dünya’nın en güçlü ve zengin 20 Ülkesi sınıfına girmiş olmak (buna da G20 deniliyor), bu gücü göstermiş olmanın muhteşemliğine nasıl ihanet edilir ?Tüm yapılan yatırım ve ülke menfaati çalışmalara darbe vurulmak istenir ?
Bunu yapanlar Anadolu Selçuklularından sonra ülkemizin büyüme ve küllerinden yeniden doğmaya başladığı süreçte bile üzerinde oynanmak istenilen oyunların bir devamı niteliğindedir. Çanakkale savaşları, Büyük Taaruz, İnönü savaşları, birinci ve ikinci dünya savaşları hep aynı düşünceye karşı verilen mücadeleydi.
Türkiye Cumhuriyeti Kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ülkenin ufkunu açacak verdiği siyasi kararlar ve çok partili yönetim ve siyaset anlayışına bile çomak sokmak isteyenler işte bu fırsatçılar olmuştur. Fırsatçıların 100 yıldır devam eden saldırısı Haçlı Seferlerinin değişik versiyonudur. Bir oyun daha oynanmak isteniyor. Ancak işte sözünü ettiğimiz tüm bu konular, yüzeysel de olsa dile getirdiğimiz bu birkaç konu dahi ülke insanının ve özellikle 1980 öncesi başta olmak üzere 2001 krizlerini yaşamak istememektedir. Çalışanı, memuru, işçisini kandırıp, sokağa dökmek isteyenler işte tüm bunları yaşamış bir neslin beyin, kalp ve gerçekler konusunda ki hissiyatının yere sağlam basan duruşu sayesinde ayakta kalmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde yaşayan tüm vatandaşlarımızın sağ duyu sahibi olduğu ve kararlılıkla bu sağ duyunun arkasında durması neticesinde yatırımlar devam ediyor, insan odaklı hizmetler kesintiye uğramıyor. Hatırlayın hasta olduğunuz da hastaneye yattığınız yılları. Daha tam iyileşemeden bile ‘Yatak sayısı azlığı nedeniyle’ erken eve gönderildiğiniz yıllar. Şimdi hastaneye gelemeyen hastaların ayağına gidilip tedavi yapılıyor, fizik tedavi hizmeti veriliyor. Eğer Türk insanının, Anodulu ruhunu içinde taşıyan her bir vatandaşımızın içinde biraz olsun ülke ve vatan sevgisi varsa tüm bu yaşananların muhasebesini yapıyor olması gerekiyor. Her hangi bir iş kolunun yanlışlıkla ya da bilmeden her hangi bir konu da ‘Ayağı Burkulsa’ sokağa dökülmenin maksatlı bir nedeni olduğu açıkça görüldüğü iyi bilinmektedir. İşte 100 yıldır ülkemiz ile uğraşanların küçük kalıntılarıdır bu zihniyette hareket edenler. Bu durumdan beslenenler artık avucunu yalamaktadır. 2023’lere ulaşmamızı engellemek isteyenler amaçlarına ulaşamayacaktır. 100 yıldır yaptırdıkları ve uygulatmak için tepemizde tepinenlerin korktuğu budur. 100 yıllığına atılan imzanın sonuna yaklaşılıyor. Büyük ve güçlü Türkiye’den korkuyorlar. Ülkemize yapamadıklarını taşeron artıklarla, taşeron feverancılarla yapmaya çalışmaktadırlar. Avrupa bir çok kere çok kolay yoldan çözdüğü ve böldüğü ülkemize aynı taktikle, yöntemle girişimlerde bulunduğu müdahaleler duvara toslamıştır. Türkiye Cumhuriyetinin tek bir taktiği vardır o da milletin gücü ve vatanına, bayağına sahip çıkanların asla bu oyuna bir daha gelmeyeceğinin duruşu taktiğidir. Galibiyet böyle bir şey. Hazmedemeyenleri çıldırtan bir sonuç. Ne güzel Ne güzel….