Bugün ülkemiz büyük bir sınavdan geçmekte. Rutin yaşantının dışında yaşananlara göğüs gererek ülkenin zapt edilmeye, işgal edilmeye çalışılması, ele geçirilmesi çalışması milletin iradesine çarpmıştır. Elbette böylesi olağan üstü bir durum da bir takım günlük gelişmeler, günlük yaşantı da ki alışverişler, satış yapmalar, sektörel konular biraz olsun durağanlaşmış olabilir. Konu memleketse gerisi teferruattır söylemini dil ile değil yürek ve kalben dillendirmek gerektiğini düşünüyorum.
Kimi siyasetçiler hala daha ülkenin içinden geçilen süreci kendine fırsat çıkartma derdinde. Ülke resmen gasp edilecekken uçurumun eşiğinden dönülmüş, dengeler her şeye rağmen korunmuş, tüm bu beklenmedik durumların üstesinden ülke ekonomisi olarak stabil durumda seyretmesi sağlanmış hala daha işsizlikten, hala daha turizm de şu ülke gelmedi, bu ülke gelecek mi ? durumlarında dizlere vuruluyor.
Ülke elden gidiyorken kim düşünür gelecek gidecek turisti ? Ülkeyi ele geçirmek isteyen Humeyni zihniyeti bir irade, bu korkunç planını hayata geçirme savaşına girmiş durumdayken hangi iş öncelik olabilir ?
Evet ülkemiz bacasız sanayi ile elde ettiği döviz azımsanmayacak kadar yüksek ve ekonomimizin önemli bir bölümünü teşkil etmektedir. Kamyonların taşıyacağı yükler, pazara gelecek olan sebze meyveler, döşenecek raylar, havadaki yolcu kapasitesini yükseltmek için arttırılacak uçak sayımız, ebette çok önemli tüm bunlar.
Ancak bugün ülkenin içinden geçtiği bir süreçte hala daha fevri açıklamalara devam etmek, devenin altında buzağı aramak, memleket sevgisi ve ülkenin ele geçirilmesi konusunun kendileri için fazla mevzubahis konular olmadığı anlaşılıyor.
Bugün konuşulması gereken tek konu millet, her din ve ırktan ülkemiz topraklarda yaşayanların tek vücut olması ve bu süreci sağ salim atlatması konusudur. Bugün ne siyaset yapma günüdür, ne de agresifleşmenin günüdür. Bugün el ele, omuz omuza olma günleridir. Günlerdir meydanlarda bu darbe kalkışımnda bulunan hainlerin yeni bir hainliğin peşinde olabilir ihtimalleri nedeniyle meydanlar terk edilmiyor. İşte ülkesini seven, vatanını seven, bu topraklarda elinde avucundakilerle yetinerek yaşayanların yüksek hissettiği bu duyguyu maalesef kimileri işine geldiği tüm bunları görmeden gelip konuşmaya devam ediyor.
Savaş var savaş! Psikolojik savaş, manevi savaş, ekonomik savaş, dış güçler akrep gibi ! Ayağımız kaysa da üzerimize çullansalar diye hazırda beklemekte. Saldırı dört bir yandan. Ancak Büyük Türk Milleti, Yüce Türk Milleti, Bayrağını, vatanını seven, bu topraklarda yüz yıllardır yaşamayı onur sayan herkes bu savaşı durdurmak için meydanlarda. Ne savaşlar kazandık ! Biz Çanakkaleyiz, Biz Sakarya’yız ! Biz 30 Ağustos’uz biz hep birlikte Türkiye’yiz. Bu yüzdendir ki kimi sektörler içinde bulundukları durumun feveranlığını bir kenara bırakmalı, bu konularda yaptığı açıklamalar ile bir şey yaptığını sanan siyasetçiler bu söylemleri bir süre ertelemeli. Ülke elden gittikten sonra kime yarar turizm, kime yarar otomotiv, kime fayda getirir Tarım… Bugün ülkemiz sözünü ettiğimiz konularda ikinci bir kurtuluş mücadelesi vermektedir. Bu yüzden sağ duyumuzu elden bırakmadan, birilerinin ekmeğine yağ sürülecek beyanatlar, açıklamalar, görüşler bir süre ertelenmelidir…
Allah korusun bu kalkışım karşı taraf için başarılı olunmuş olsaydı ne millet kalırdı ne de Devlet. Bu hiç beklenilmedik şekilde sinsice hazırlığı yapılmış yüz yılın darbe kalkışımıydı. Türk milletini yok etme kalkışımı. Her şey müthiş planlanmış. Senaryo diyenler hiç şüpheniz olmasın ya onların adamlarıdır, Ya da her devirde olduğu gibi safdil ve ahmak kimselerdir. Bunlar darbe olunca hataları sıralarlar olmayınca da, senaryo diyerek basitleştirmeye kalkarlar.