Sataşmak ve laf atmak, atıf da bulunmak, hatta hatta hakaret etmek, hatta hatta daha da ileri giderek daha ağır bir üslup kullanarak ‘Varlığımı Hissettirmek” gibi bir derdim hiçbir zaman olmadı olamazda. Meslek yaşantımın 24.Yılını bitirmek üzereyken Mart ayından bu yana yaşadıklarım ve izlenimlerim sonucu doğru olduğuna inandığım çevrenin değer yargılarına da saygılı kalarak ‘Aynı Doğrularda’ yazmam gerektiğini bir kez daha gözlemledim. Hiç kimsenin özel yaşantısı ile ilgilenmedim. Bunları yazmak ve ‘Hııı bakın bu adam bunları da yapıyor. İşte size fotoğrafı belgeli melgeli” şeylerin içine girmedim girmem de. Kişisel hiç kimseyle bir husumetim ve hesaplaşmam yoktur. Kendimle barışık bir insan olduğum için her canlıyı sevmenin ötesinde yaptığım fazla bir şey yok. Bu yüzden işimi seviyorum sorumluluklarımı da bilerek yazıyorum, çalışıyorum, harmanlıyorum, değerlendiriyorum.
Gazetecilik bir yaşam biçimidir. Bugün her ne kadar da bunu kirletenler varsa da ben son anıma kadar bu kirliliğin karşısında durabilmek için çaba göstereceğim. Gazeteciliğin etik dengelerini bozanlara yapacak bir şey yok. Onlar zaman içerisinde ‘Silahı kendilerine doğrultarak’ kendileri öldürüyorlar bizim bir şeyler yapmamıza fırsat kalmadan. Çünkü doğru tektir ve bir tanedir. Adalet er ya da geç cezasını veriyor bu zihniyettekilere.
Lafı uzatmadan konuyu Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç’e getireceğim. Bundan sonra her meclis toplantına katılacağımı bildirmek istiyorum. Sana hiçbir zaman saygısızlık yapmadım yapmam da. Ancak senin ağzından çıkan seviyesiz bir cümleye de tahammül edemeyeceğimi bildirmek istiyorum. Makamına saygım sonsuz. Ama sana olan saygımı meclis toplantısından çıkarken mırıldandığın cümlenden sonra dibe vurdurduğunu hatırlamak isterim.
AK Parti Meclis Üyesi İsmail Tosun’a yaptığın zulmü cümle alem biliyorken bunu kamuoyu ile paylaşmamızın ve gazetemizde yer vermemiz seni niye rahatsız etti anlamış değilim. Hata yapıyorsun ki hatalı davranışlarla cevap vermeye çalışıyorsun. Her geçen gün hataların ve gafların seni o koltukta gittikçe küçültüyor.
Oradakilerin yalancısıyım. İsmail Tosun ve etrafında bulunanlara meclis toplantısından çıkarken Şöyle bir mırıldanma lafı ettiğiniz doğru mu?
-Silahşörlerine o haberi yazdırmasaydın?
Keşke silahşör olabilseydik. Keşke 24 yıldır yaptığımız işin bu yönünü becerebilmiş olsaydık. Bunları niye yazıyorum sana biliyor musun Turgay Başkan, çiğ yemedim ki midem ağrısın. Senin CHP tarafından ne de başka bir taraftan. İşim salt yayıncılık ve gazetecilik olmuştur. Tillahına da dersini veririm. Sana ders vermek niyetinde değilim. Zaten sen dersini alıyorsun. Daha meclis bile yönetimiyorsun. Meclis üyelerini ve İlçe Başkanlığında ki kavgayı önleyemiyorsun kırgınlıkları arttırıyorsun. Bu da genç oluşundan kaynaklanan bir durumdur. Boşa dememişler bu işler Ustalık ister. Belli ki kalan 4.5 yıl da senin bu acemiliğini daha çok göreceğiz.
Bak Turgay, Senin meclis üyeliğin döneminde Nurettin Tursun’un Meclis Başkanı olduğu dönemde yapacağın çıkışlar ve bağırış çağrışmalarda peşinde kimi getiriyordun?
Söyleyeyim ‘Birincisi Mustafa Yavuz, ikincisi de bizim Zeki Özer ağabey. İnkar edemezsin. Bak ben daha meclisine adım atmadım, meclisini izlemedim. Ama şart olsun ki bundan sonra meclislerini takip edeceğim. Ben güzel güzel çalışırken, güzel güzel işimi yaparken, salt işim gazetecilik ve memlekete biraz katkımız olsun diye savaşırken ne bulaştın ki bana Turgay… Anlaşılıyor ki gömlek sana büyük. Ee haliyle bu böyle olunca da üzerinde de güzel durmuyor idare gömleği. Bence çıkart da Ustalar giysin bak nasıl yakışacak Döşemealtına. Belediye yöneticiliği Belediye Başkanı yerine seni bırakıp gittiğin de iki gün yöneticilik yapmakla olmuyor muş Anladın mı Turgay… Gelecek mecliste görüşmek üzere…