Sizinle aşık atmam. Saygım her zaman dün olduğu gibi bugün de aynen devam edeceğinden şüpheniz olmasın. Profesör olmuş olsaydınız işin rengi değişirdi.
CHP’li bir milletvekili olmanız nedeniyle Ee haliyle hükümete yüklenmeniz ve bir takım iç ve dış gelişmelerde ki konuyu kendinize göre yorumlamanız gayet normaldir. Ancak sizlerde çok iyi biliyorsunuz ki gazeteci her bir hükümet döneminde bugün anlattığınız konuları sıkça yaşamıştır. Hatırlayın başımızda baretlerle gezdiğimiz günleri. Polis ağabeyler bir provakatöre bir de gazetecinin başına indiriyordu. Baretsiz dışarı çıkmak ne mümkündü.
Sizler de gayet iyi biliyorsunuz ki Gazetecilik her dönem bir demdir. Bir dönem den söz etmek gerekirse Başbakanlık görevinde bulunmuş eski Cumhurbaşkanımız sayın Süleyman Demirel döneminde biraz olsun farklılık ortaya konulmuştur. Bunu ben demiyorum gazeteci ağabeyler ve yaşları 60’ları aşmış üstatlar söylemekte.
Yani sizin bugün Gazetecinin ürkerek ve korkarak diye dile getirdiğiniz konu her hükümet döneminde olmuştur.
25 yıldır kesintisiz başka hiçbir işle uğraşmadan sadece gazetecilik mesleğini ifade eden bir kardeşiniz olarak siz kendi kulvarınızda yürürken bizler kendi çilelerimiz ve sıkıntılarımızla yolumuza devam ettik. Gazete harmanlamayı sanırım bilirsiniz. Sabah çalışıp akşamda okurlarımıza yetiştirmek için gazete katlardık. Tek bir fotoğraf makinesini 4-5 arkadaş kullandık. Maaşlarımızı çoğu zaman alamadığımız aylar oldu. Hatta SKK larımızın bile yatmadığı yıllara tanıklık ettik. Neyse uzaktan köşe yazan biri olarak bunları size anlatarak bir şeyleri anlamaya çalışmanızı sağlamak oldukça zor olacak. Gazeteci olmadığınız için bilmemeniz haliyle normal. ‘Bekâra hanım boşamak kolay’ denir buna. Bunları yaşamadığınızı düşündüğüm için birkaç satır ekleyeyim istedim.
Ecevitli yıllardan sözz etmek gerekirse Bülent Ecevit neden gazetecilerin hepsinin sendikalı olması için yasa çıkarmadı? Gazetecilerle en iyi geçinen ve anlaşan hükümet Ecevit dönemiydi de neden Gazetecilerin hakları hem CHP de hem de DSP iktidarı döneminde verilmedi?
Dün’ü anlatırken lütfen bunları da hatırlayınız sayın Acar.
Berlinde ki CHP’nin avrupada ki yıkım lobi çalışmalarında bir takım izlenimler edinmiş ve orada ki CHP’lilerin elde ettiği doküman ve bilgileri paylaşmışsınız.
Hatırlayacağınız gibi sizin belirttiğiniz konuların hepsini Nürberg de 20 gazeteci ile çıkarma yapıldı ve tam 10 gün boyunca tek tek her konu enine boyuna sayfa sayfa yazıldı. Türk milletvekillerinin ve Türk hukuk savaşçılarının verdiği siyaset yapmadan başlarını, gövdelerini koyarak yaptıkları mücadeleyi birebir yaşadık.
Orda ne CHP vardı ne de başka bir siyasi anlayış. Tek bir amaç vardı Tek Yumruk Türkiye duygusu. Sayfa sayfa yazdık. Okuduğunuzu sanmıyorum çünkü sizi ilgilendirmiyor. Çünkü bizim bu ziyaretimizde siyaset yoktu. Siz elbette siyaset yapacaksınız ama lütfen her şeyi CHP’nin yapıp bitirdiği ve sadece CHP’nin önemli tespitleri diye konuyu ele alarak değerlendirme de bulunmanız şaşırtmacadır. Nokta atış gittiğiniz özel bir programdan çıkarttığınız notlar Türkiye’nin tamamını değil sadece sizlerin CHP anlayışının bir arada bulunduğu topluluğu ilgilendirmektedir. Keşke yazdıklarımızı okusaydınız. Keşke bizim de tespitlerimizden bir dem alsaydınız.
Öte yandan güzel bir dörtlükle bitirdiğiniz iletinizin sonuna bende sizlerin beğeneceğini umduğum bir dörtlükle yazımı sonlandırıyorum
Bir İnsan ömrünü neye vermeli
Para mı onur mu kaç dikenli yol
Ağacın köküne inmek mi yoksa
Akıp gidiyor nehir dediğin
İçi seni yakar dışı da beni
Sona eklenmez mi sözün öncesi
Ayrılık günün kör dereleri
Tükenip gidiyor ömür dediğin…