Ülkemiz hep derin yerlerde yüzdü. Ve Yüzme derin yerlerde öğrenilir. Biz kulaç atmasını da derin yerlerde yüzmesini de iyi biliyoruz. Ülke olarak bilmediğimizin söylendiği, anlamadığımızın ima edildiği bir çok konuya aslında vakıfız. Yaptığımız sadece vakurluk, sağ duyu ve saygıdır. Saygısızlığa tahammülü olmayan bir milletiz. Bu yüzdendir ki ayakkabımızı dışarıda çıkartır, bayram da temizliği baştan aşağı yapar, şekerimizin de en tatlısını uzatırız. Böyle büyük bir iman duygusunu içinde taşıyan ülke yaşayanlarıyız. Daha düne kadar hayatlarına imrenerek baktığımız ülkelerin bugün içine düştükleri yalan ve hıyanet çemberi içinde bulunduklarını gördükçe artık ne Avrupa, ne de başka bir ülke’ye kendimizi yakıştıramamaktayız. Hak ettiğimiz ve düşüncelerimize en çok yakışan ülke ve toprak Türkiye olduğunu daha net görmüş durumdayız.
Arkadan vuran, ayağımız burkulduğunda bir de o ülkelerden salvolar atan milletleri gördükçe artık kendimizi o topraklara yakıştıramamaktayız. Hatırlayın 2002 ve sonrasında ki özelleştirme çalışmalarını. Yerden yere vurulmuştu hükümet çalışanlarını ve yöneticileri. Bugün Türkiye’nin refahı yakalayışında işte o kambur olmuş, salla başını al maaşını yapanların terk etmek istemediği sistemin yıkılmasının bir kazancı ve bereketi bugünlere dokunmuştur. Kriz yaratmak isteyenler, ekonomik değerlerimizi inadına ve bilerek düşük göstermek isteyen dünya finans ve puan belirleyiciler amaçlarına ulaşamamıştır. 2009 krizin de dünya da yaşanan ve Avrupa’yı kıskacı altına almış olan o kriz de dimdik ayaktaydık. Son 10 yıl da bu hain ve hıyanet çemberi içinde yer alanlar aralıksız ülkemizin tüm kılcal damarlarında ki iyi niyetli çalışmaları kendi amaçlarına döndürmek için çabaladılar, uğraştılar ama başarılı olamadılar.
Türkiye artık ekonomisi güçlü ülkeler arasındadır. Dünyanın en güçlü 20 Ekonomisi güçlü arasındadır. Hedef Süper 10 güç arasında yer almak. Adım adım 2023’e ulaşmayı çabalarken işte bu ayak seslerimizden korkanlar ya ilkel ve bi sapkın girişim darbeler ile bizi bölmek istemiştir. Oysa ülkemizin siyasi tarihimizin başlangıcında ki süreci yaşayan bir ülke değildir artık. Ve ülke olarak bizim hala Çanakkale ruhu ve o yılların İman’ını taşıdığımızı sanırım unutmuşlar.
15 Temmuz darbe kalkışımı ülke olarak tüm değerlerimizin dengelendiği, özümüzde ve kültürümüz de ki en derin mevzuları daha yüksek tezahür etmemizi sağlamış, daha çok kenetlendirmiş, birlik ve beraberliğimizin ne kadar çok önemli olduğuna katkı vermiştir. Şükürler olsun ki azalan, biten, tükenen hiçbir şeyimizin olmadığına da tanıklık ettik. İşte biz buyuz. Derin yerde yüzme bilmeyenler boğulur. Türkiye böylesine derin olaylar ve derin yerlerde oynanmak isteyen mevzuların altından kurtulmayı başarmış hem yönetim de hem de ülke insanı olarak bakış açısında hep tecrübeli olduğunu göstermiştir. Şimdi derin yerleri kolay kulaçlamış ülkemiz güzelliklere kulaç atıyor. Ne güzel ne güzel.