Güneydoğu’nun yıllardır sırtında kambur terör örgütünce yürütülen faaliyetler şiddetini arttırdıkça daha da dibe battıkları ortadadır. Ülkemizin dört bir yanında bu konuya tepki 40 yıldır ortaya koyulan iradedir. Son dönem de artan terör şiddeti artık hak-haksızlıklar ve haklar konusunda ki masumiyetini de kaybetmiştir. Bu konuda yapılacak bir açıklama, bir beyanat kimseyi tatmin etmemektedir. Kimin neye, kime göre haklarının olması gerektiği konusunda yürütülen çalışmalar eşitsizlik denilen konuların tamamında giderilmiştir. Güneydoğu da yaşayan vatandaşlarımızın özellikle sahip olmak istedikleri kendi dillerini konuşabilme konusunda ki özgürlük artık sorun değildir. Kendi dillerinde mahkemelerde savunma konusu artık sorun değildir. Kendi dillerini öğrenme konusunda verilen eğitimler ve öğretiler artık bu konunun sorun olmasından çıkmıştır. İhtiyaç duyulan her konuda özellikle yerel yönetimlerin hizmet payları ve aktarılan kaynaklar hiçbir bölgeden farklı değildir. Güneydoğu ya yapılan havaalanları, yollar ve çeşitli yatırımlar istihdam konusunda önemli katkılar sağlamıştır. Daha da ileriye gidilirse kendi düşüncelerinde bir partinin TBMM’de söz hakkına sahip olması mümkün olmuştur.
Eee başka ne istiyorsun peki ?
İsteyecekleri bir şey kalmayınca şer güçler devreye girdi. Dört yanımızı saran düşman anlayış duran otobüsü ateşe verdi, park halinde ki ambulansı kurşunladı, eğitim öğretim veren binalar kundaklandı, yoldan geçen vatandaşa kurşun sıkıldı. Sonra da bunun adına savaş ya da hak hukuk ve haksızlıklara karşı mücadele ya da başka bir kulp takılarak meselelerin çözümü arandı.
Artık bu konuda hak-haksızlık ve haklar arama mevzusu kimseyi inandırmamaktadır. Ülkemizin huzurunu sadece içimizde ki hainler değil dışarıdan özel getirilmiş katiller mevzi almış. Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Ordusu’nun büyüklüğünü ve gücünü hesap etmeyenler boyunun ölçüsünü almaktadır. Güneydoğu da ki çatışmaların hak haksızlık ve haklar konusunda ki arayış zemininin yalan ve uydurma olduğu açıkça anlaşılmıştır. Her geçen gün inandırıcılığını kaybetmiş olan bu zihniyet yeni taktikler ararken bitmişliğin ve tükenmişliğini gördükçe yok olmaya muktedir kalmıştır.