1 Kasım Genel Seçimleri sonrası ortaya çıkan netice sonrası birbirleriyle hesap kitap, alış veriş, alacak verecek mevzularında ki tüm muhalif anlayışta ki siyasi irade birbirine düşman, birbirine öfkeli, birbirini suçlar görüntüye bürünmüş durumda bugün. Bu duruma düşülmesi normaldir çünkü “Sıvası sulu evin boyası çabuk akar!”
1990’lı yıllar ve sonrasında Cumhurbaşkanı Rahmetli Turgut Özal ile başlayan birleştirici ve uzlaşı kardeş kardeşi kucaklama hadisesi sonrasında değişen dengeler son birkaç yıldır bu anlayışta ki beklentiler bir kez daha ülkemizi 1980 öncesine dönüştürme çabası içerisinde bulunduğu herkesçe bilinen gerçeklerdir. 1980 öncesi ve sonrasında da bir müddet devam eden, Tip tip tipsizler Allahsız Komünistler diye duvarlara yazı yazan MHP, Sosyalist anlayışta ki düşünceye sahip parti gibi görünen CHP ve bir takım sol fraksiyonların savunduğu düşünce ise Alparslan Türkeş’i ve MHP’yi hedef alan sloganlar duvarlara yazarak duvar yazıları mesajları ile kendilerince KIRMIZI ÇİZGİLERİNİ belirtmiş oluyorlardı.
Radikal Partilerin sloganlarında ise Ümmeti Millet Aşkına, Allah Aşkına diye başlayıp devam eden duvar yazıları ve mesajlar. İktidarda kim varsa muhalefetin karşı olduğu mevzular sonucunda 2 binli yıllara kadar gelindi.
Eskiler iyi bilir. Biz yaşlarda siyaset yapan tüm partici ağabeyler ve yaşdaşlarımız hatırlayacaktır, bugün sol cenahtan birisi dövülmüşse, ertesi gün mutlaka misillemesi yapılır ve sağ cenahtan bir başka genç aynı karşılığı verilirdi. Bu ölümlere kadar giden bir konu olmuştu. Eğer ki sol cenahtan biri ölmüşse mutlaka ertesi gün de sağ düşünceye sahip bir genç öldürülmekteydi. Televizyonda ve gazetelerde bunu okumak olağan durumlar olmuştu.
İşte o günlerin o yılların gençleri milenyum siyaset anlayışında siyaset ortamını görmüş olanlar bugün şaşırtıcı bir şekilde yan yana geldi. Bugün bu anlayışta siyaset yapan her iki kanadın gençleri o yıllar öldürülen, dayak yiyen arkadaşlarını unuttuklarını sanmıyorum. Tüm bu unutulmayan kareler üzerine çok ilginçtir özellikle CHP ve MHP’nin hükümeti yıkma ve al aşağı edebilme anlayışı ile birlikte hareket etme çabası bugün başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Dün’ü unutan anlayış bugün menfaat ve çıkarlar uğruna yan yana gelmesi böylesi yenilgiyi de kaçınılmaz kıldığı aşikardır. Olacağı da buydu zaten. Taşıma suyla değirmen döndürme çabası misali değirmen’e giden sular kurudu. Çünkü farklı anlayış ve fraksiyonlara ait düşünceler menfaat ve çıkar ilişkileriyle bir araya gelişlerinin kendilerine bir fayda sağlamadığını acı bir şekilde görmüştür. Yürümeyeceğini herkes gayet iyi bilmekteydi.
MHP’nin oy potansiyeli bellidir. CHP’nin oy potansiyeli bellidir. Radikal sol ve sağ partilerin alacağı oy bellidir. Yükselse yükselse işte o kadar yükseliyor. Sıksan, itsen, uğraşsan bundan daha yükseğini alabilme şansın yok. 70 yıldır bu böyle gelmiş böyle gidiyor. Ancak ucuz ve basit hesaplamalar ile Dün’ünü unutan siyasi ideolojik anlayış bugün seçmenin de gözünden düşmüştür. O yılların hala acısını içinde taşıyan milyonlar var. Ancak Düşmanımın Düşmanı Benim Dostumdur mantığı bu kez dibe vurmuştur. Bundan sonra izlenecek yol Sol cenahın savunduğu düşünce ve ülke yönetim politikası çizeceği rota da devam etmesi gerekirken, sağ cenahın savunduğu düşünce ve ülke yönetim politikasında çizeceği rota taraftarlarına, destek verenlerine hitap edecek anlayışta sürdürülebilir şekilde olmalıdır. Yapılan bu evlilik ve nikah taaa baştan yanlıştı. Acısı olanların acısı bir kat daha artmış, üzüntüler katmer katmer katlanmıştır. Herkes çizgisinde, sağ duyu ile vatandaşın emrinde parti siyaset anlayışının çizgisinden şaşmadan ülkeye hizmet verebilme gayreti içinde olmalı. Aksi takdirde ucuz ve çıkarcı birleşmeler, dış güçlerin oyunları ile yan yana gelişmeler bugünkü gibi hüsranla sonuçlanmaya devam edecektir. MHP, MHP’liliğini bilecek, CHP de sağdan soldan yandaş toplayarak gücüm budur demeyecek. Bu süreçte ortaya çıkan neticeye,
-Harç Bitti Yapı Paydos’ denilir…