AB ülkelerinin Türkiye’nin AB ye girmesi için yıllar öncesinden kriter ortaya koyduğu ve idamın yasadan çıkartılmasının şart koşulması nedeniyle meclisimiz aldığı karar ile idamı kaldırımş bu tutum ve davranış ülkemizde de olumlu karşılanmış ancak her zaman olduğu gibi AB’nin bu konuda ki iyi niyetliliği ve samimiyeti bir kez daha tartışılmaya başlanmıştı. İdamı kaldırdığımız için AB ye girişimizin artık daha kolay olacağı gibi umut veren söylemler son 25 yıldır dillerde. AB eski bakanı Volkan Bozkır’ın görev yaptığı döneme rastlayan AB’nin bitmek tükenmek bilmeyen dayatmaları bu kez 70 madde ile karşımıza geldi. Öne sürülen yapmamız gereken 70 maddenin 68’nin yerine getirmiş olmamız Avrupalı yukardan bakan zihniyeti yine memnun edemedik.
15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ortaya çıkan İDAM’ın gerekliliği eni konu ele alınan ve ciddi ciddi düşünülen bir durum oldu. AB’li ülkeler ve AB’nin omurgası ülkeler artık ne düşünürse düşünsün umurumuzda olmayan bir durumun tüm çıplaklığı ile karşı karşıyadır.
Ülkesini satan, gizli çalışmalarını satan, savunmada, teknolojide, bilim ve ilim de ülkesinin cevherlerini peşkeş çeken her kimse vatan hainliği ile suçlanmanın ve cezalandırılmanın yanında İdam’ın bu durumda ülkemizde kaçınılmaz olduğu bir gerçekliği ortaya çıkmıştır.
Bebeklere, çocuklara, kadına tecavüz ve sinkafta dahi bulunma idamın sınırları içinde olması beklentiler olurken, 15 Temmuz Darbe girişimi ve bu gibi girişimlerde bulunmaya meyil durum da idamı kaçınılmaz kılmıştır.
Gece gündüz vatanı, bayrağı, ülke savunması, milli servet savunması, iyi vatandaş olma konusunda tüm ödevlerini ve sorumluluklarını yerine getirenlerin yanında bu hainlerin yanında nasıl anıldı yıllarca ? Bu anlayışta çalışan ve çalışmayı bir ibadet sayarak evi, ülkesi, devleti ve milleti için saçını süpürge edenlere bu özel konuşma frekanslarını kullananlar nasıl bakıyordu ? Ve ne diyordu acaba ötekilere ?
Şimdi biz gibi düşünenler doğup büyüdüğümüz bu topraklarda, alın terimizi akıttığımız işlerimizde, ekmeğini yediğimiz, suyunu içtiğimiz ülkemizin dört bir yanımızda ki şehirlerde ortaya koyduğumuz bayrak, vatan ve ülke sevdası suç sayılacak, abartı denilecek,
birileri de çıkıp bunun üzerinden mazlumların rolünü oynayacak Küçük Emrah film karekteri rolüne bürünecek.
Acır mısın ?
Neler mırıldandığınızı duyar gibiyim.
Bugün hala işlerinin başında bulunan, işine gücüne bakan, vergisini veren, çalışmanın karşılığında alın teri ile bir yerlere görevlendirilen, görev alan, terfi eden, geliri de bu başarısından dolayı yaşam standartları seviyesine yükselen emekçi, çalışan, işçi, memur kem gözle bakılacak, öte taraftan ülkeyi satan, bilgilerimizi satıp özel görüşme programları ile kendilerine grup kurup darbe girişiminde bulunup tüm bu iyi niyetli çalışma, iş gücünü, ekonomiyi, dünya da ki ülke prestijini yerle bir etme adına kendine fayda ve kolay yoldan para, makam sağlamaya çalışarak menfaat sağlamaya zemin hazırlayacak, bunu gerçekleştiremeyeceğince Küçük Emrah’ı oynayacak, mazlum ayakları yaparak ülkeyi terk ederek kendini farklı ve masum göstermeye çalışacak. Ne denir buna peki ?
Bu ülkede yaşamaya kendini adamış, kaçıp gitmemiş, bayrağına sahip çıkmış bu millet, ihanetin ne ömür boyu cezası ile yaşadıkları hafifler, ne de acısı diner. Tüm bu art niyetli kalkışmalar, önceden yapılmış hazırlıklar, ülkeyi ele geçirip kazanç elde etmek isteyenlere başka bir ceza verilmesi gerekiyor. İşte onun adı da Vatana İhanet Suçu işleyenlerin hak ettiği cezadır. O da İdamdır…
Öte yandan kadına, çoluğa çocuğa haa bir de sapıklar var ki hayvanlara yaptıkları eziyet ve iğrençliklerin de cezası ülkemiz de İdam’ın geri gelmesi istenilen durum…
Allahın verdiği canı ondan başka kimsenin almaya hakkı yoktur !
Evet bu hissiyatı derinden hissediyoruz. Ancak artık ülkemiz üzerinde oynanmak isteyen hain girişimler ve planlar, ayak oyunlarının, vatan, bayrak, toprağını satan ruhsuzlara da hak ettiği ceza verilmesi millet olarak ‘İdam’ beklenilen ortak düşünce olmuştur. Son söz yüce meclisin. Yüce meclisten beklenen sonuç çıkmazsa millete sorulursa milletin cevabını bilmek çok da zor değil…