Seçmen tercihi ve iradesiyle iş başına gelmiş olan hükümetin yöneticileri bir dönem sonra birileri tarafından (Derin İktidarlar)ca hizmetleri ve çalışmaları hazmedilememeye başlanıyor. Sonra bir kumpas ve oyun kurgulanıyor. Bülent Eceviti hatırlayın. Televizyonlarda milyonlar izlemişti o görüntüleri. Rahşan Ecevit ile masa tenisi oynuyordu. Gayet iyi ve sağlıklı olduğunu işaret eden görüntülerle vatandaşlara ve partililere mesaj veriliyordu.
Masa Tenisi oynayan bir devlet büyüğü, sağlıklı olduğunu beyan eden bir Başbakan Masa Tenisi maçı sonrasında 1 ay sonra yaşama gözlerini yumdu.
Turgut Özal… Sağlıklı ve bir o kadar da canlı kanlı mesajlar, ülkeye yapılacak hizmetler ve barajlarla ilgili açıklamalarda bulunurken hatta şortuyla tişörtüyle sahil de Semra Özal ile görüntüler verirken bir anda hayatını kaybetti.
Çok basit ve yüzeysel fikir cimnastikleridir bunlar. Öte yandan Yaser Arafat’ın Orta Doğu’da dengeleri değiştirecek girişimlere 1 adım kala hayatını kaybetmesi.
Ülkemiz de ve dış ülkelerde dengelerin kuramcıları bir anda grip oldu, ateşlendi, hasta olup öldüler…
Ülkemizin yaşam kaynağı birlik ve beraberliğimizin yegane temeli olan Ülkü ve Kültür Birliği kimliğimizi güçlü kılan unsurların başında gelmektedir. Örf ananelerimizin derin sağ duyusu, davranış biçimi, duyguları, bağlılık, dayanışma, hoşgörü Türkiye’yi Türkiye yapan kavramların en önemlileridir. Böylesine güçlü bir kimliğe sahip Türkiye’de demokrasinin kuralları çerçevesinde iş başına gelmiş siyasetçilerin işini de kolaylaştırmaktadır.
Duygusal, fedakar ve vefalı insanlarız vesselam. Böyle bir ülke de kim başbakanlık yapmakta zorlanabilir ki?
Bu duygusallık kimi iktidarları, kimi koltukta oturanları, kimi çıplak kralları haddini bildirmiştir çoğu zaman. Eğer ki bu davranış şekli seçmene ve vatandaşa kalmış olursa sonuç böyle çıkmaktadır. Ancak işte böyle sonucu belli davranış şekilleri de derin iktidarların huzurunu bozmakta ve tadını kaçırmaktadır. Bu durum karşısında illegal güç ve davranışlar, başıboş hareket etmeler sandıkla iş başına gelenlerin hakkını da elinden almaktadır çoğu zaman. Bunlar bayrak düşmanı, ülkenin bekasına kast etmiş zihniyetlerdir. Süleyman Demirel hükümeti ve Ecevit dönemleri zincir bozan’ı terk edişler de yaşananlar bu derin iktidarların marifeti olmuştur.
Bu durum hiçbir zaman ülke yöneticilerin ve hükümetlerin başarısızlıkları olmamış ülkeyi yönetenlerin vermek istemediği halde ortaya çıkan fotoğraf olmuştur. Bugün 11 yıl ülkeyi yöneten AK Parti iktidarı gücünün her geçen gün büyümesi ve bunu katlayarak yarınlara taşıması işte yine birilerini rahatsız etmeye başladı.
Ne Ecevit döneminde, Ne Demirel Döneminde, Ne Özal döneminde, Ne de Koalisyon döneminde, hatta Tansu Çillerli Türkiyenin yönetildiği yıllarda bile o dönemin başbakanlarımızın beceriksizliğinden söz edilemez. Onların yaşadıkları bugün AK Partiye yaşatılmak istenenlerdir. Güçlerini kaybedenler, zamana ve derin iktidarlara yenilmeyi kabullenmiş bir duruş ortaya koydular ve son oldular.
AK Parti gücünü seçmenden ve sandıktan alması ve ülke insanının ekonomi ve siyasi alanda ki üretkenliğini her bir vatandaş görmekte ona göre iktidarına ve partisine sahip çıkmaktadır. AK Parti’nin bugün tüm bu illegal, derin iktidarlara ve güçlere karşı mücadele vermesinin, ayakta duruşunun fotoğrafıyla vatandaş ile kucaklaşmaya, vatandaşın da partisini kucaklamaya koşması kenetlenmenin gücünü ortaya koymaktadır.
Bu ülke bugün çizgi film kahramanı Hemaan’in kılıcı havaya kaldırdığında ‘Güç Bende Artık’ deyişi ile bugünlere gelmedi. Tam 11 yıldır Türkiye’yi dünya da saygın bir ülke yapan unsurların ortaya konulmasında adım adım, hayata geçirilen bir programın sonucunda ülkemizin kariyeri Dünya da ki yeri alması sağlanmıştır.
Bugün yapılmak istenen çizgi film kahramanının kılıcı havaya kaldırıp göklerde şimşekler çaktırıp fırtınalar kopartarak gücün kendinde olduğunu sananlar oysa sadece yaktıkları yeri aydınlatan zavallılardır.