Gündem Gazetesi Haber Müdürü sevgili meslektaşım Recep Aktepe Haber Türk Gazetesi Antalya Bölge Temsilcisi şimdi Trabzon’a tayini çıkan ve yeniden Trabzon’da mesleğe kaldığı yerden devam eden Tekin için samimi ve bir o kadar da sıcak duygu yüklü yazısını birkaç kez okudum. Recep’in Tekin için yazdığı yazının içeriğine girmeden önce Recep nasıl ki Tekin’i anlatmışsa bende birkaç söz Recep Aktepe’den söz etmek isterim.
Sabah Gazetesinin Güllükte ki yerindeyiz. Ofiste herkes işini yapıyor. Onun dışında herkes sakin ve haberini yazıyor. Bir tek o küfür ediyor, bir tek o isyanda. Altından giriyor üstünden çıkıyor. Antalya da kimi sorsanız anında külliyatını ortaya koyar sorduğunuz şahsiyetin ne mal olduğunu anında öğrenirsiniz. Delilik hali de diyebilirsiniz buna. İşte adamımı buldum. Karadenizlilik halidir… Yani biz gibidir. … Ben saklamadım. Aynen onun dilinden kucakladım kendisini.
Bir dönem adliye ye bakan arkadaşımızın rahatsızlanması nedeniyle 3 gün Adliye muhabirliği yapmıştım. Dördüncü gün ve sonrasında geçen 23 yılım da bir daha mı Adliye Muhabirliği deyip yanından bile geçmedim o görevin. Zor ve meşekatli. Gergin ve zahmetli. Belgesel ve araştırma haber yapacak olanların bence önce Adliye Muhabirliğinden felan geçmesi gerekiyor. Sorgulayan, soran, konuşturan, doğrulara belgeleriyle ulaşan, belgesiz atıf da bile bulunmayan emekçilerdir Adliye Muhabirleri.
Recep Aktepe de ki ‘Abdal’ olma durumu bundandır. Keşke herkes Recep’in Abdal’lığı samimiyetinde buluşsa, Antalya yı kucaklasa. Memleketimizin de böylesine yürekli ve sahiplenen gazetecilere ihtiyacı oldukça çok. Tekin’in Deliliğini hiç saymıyorum. Kısa zaman da O da Antalya Abdal’ı oldu çıktı. Ama Karadeniz’de olmak ve o havayı teneffüs yeniden ediyor olmak başka bir duygudur muhakkak. Tekin Trabzonlu. O da kısa zamanda iyi bir Antalyacı oldu. Aslolan da budur zaten. Karadenizi düşünürken ekmek yediği yerin dengeleri ve değerleriyle bütünleşmek ülkenin her yerini toprak bellemektir. Tekin’i şimdiden yüksek sesle özlediğimizi mırıldanırken Recep’e de Karadenizli olmanın çok da zor bir şey olmadığını bir şiirle bu sıcak vedanın arasına girmek istiyorum…
Sevgili Recep;
Karadenizli olmak çok da zor değil aslında
Karadeniz kadar sakin, sonra birden hırçın
Biraz coşkulu,
biraz da delidolu olacaksın
Biraz şakacı olacaksın,
gülmeden güldürebileceksin
Günlerce yağmur yağsa da
Güneşin yüzünü görmeye umudun,
güneşin doğacağına olan sabrın olmalı
Güçlü olcaksın
Karadeniz kadını kadar çalışkan
ama vakur
Karadeniz erkeği kadar gözüpek
ve cesur olacaksın
Elin silah tutacak belki, ama savaşmak için değil
Bakışların keskin olmalı bir kere
Bıldırcın kadar çok,
atmaca kadar çevik...
Ve sevdiğinin elini tutmaya korkacak kadar da narin olmalı yüreğin
Denizi yar,
yaylayı diyar bileceksin
Burnun belki uzun olabilir, tamam
Ama burnun havada olmasın sakın
Yoldan geçeni tanrı misafiri
Yolda kalanı can yoldaşın edeceksin
Fındık bahçesinin yolunu,
çay toplamanın usulünü,
İnek sağmanın da kolayını öğreneceksin
Ağaca çıkmam,
odun kesmem,
Mısır da yemem demeyeceksin
Pancarın tadına,
sahilin rüzgarına,
Yaylanın da sisine doymayacaksın
Kemençeyle horon tepmeden
Tulumla aklın başından gitmeden
Sevdiğine de türkü yakmadan
Ben sevdim arkadaş demeyeceksin
Hemşin’de, Görele’de, Fatsa’da
Yayla düzünde, taka başında
Ce buraya bakayum,
Az gel daa, hadi da…
Karadenizli olmak çok da zor değil aslında
Biraz can,
Biraz insan...
Sevgili Recep Seni kemençenin en güzel sesiyle kucaklasın şimdi Tekin… Ne güzel ne güzel…