Son 10 yıldır çam ormanlarının içerisinde yaşananları dinleyerek bölge hakkında bir takım bilgiler edindik. 10 yıl öncesinden daha da öncesini bu kentin yerleşik vatandaşları çok daha iyi bilmektedir. Hep söylerim, anlatırım öyle bir misafir perver milletiz ki bir de masum ve duygusal yönümüz keşfedildiğinde neyimiz var neyimiz yok paylaşırız. Bugünlerde kredi kartımızı bir arkadaşımıza vererek, ya da bir bankaya arkadaşımız için kefil olarak, ya da vereceğini düşündüğümüz ekmeği, tası tarağı, kabı, kaçağı bölüşürüz. Ama gerçekler ile çok yakın zamanda tanışırız. O masum ve duygusal yanımız millet olarak maalesef içimizden söküp atamadığımız en köklü hissiyatımızdır. Bu yüzdendir ki yaşam boyunca hep bu eksik yanımızı toparlamanın ve açığı kapatmanın, zararın bedelini ödemenin derdiyle uğraşıp dururuz. 1970’li yıllarda özellikle Almanların ülkemize geliş gidişlerinde onlara sunduğumuz yemek, çorba, ekmek ve paylaştığımız sofra onları hayrete düşürmüş bu paylaşım ile bir anda Türkiye yi yeniden keşfetmelerine neden olmuştur. Bugün binlerce Alman işte bu keşifin zincir halkaları özellikle Antalya ve Alanya da binlerce yerleşik Almanlar’a dönüştü.
Böyle bir milletiz işte. Her şeyimizi ne var ne yok ayan beyan anlatıyor, dünya da eşi benzeri olmayan Tahranın tarifini bile veriyoruz elin milletine. Oysa Almanlar o yıllarda ‘Alman Hesabı’nı çoktan keşfettiklerinden başlarını ağrıtmamayı öğrenmişler. Biz Alman Hesabı diye sofraya oturduğumuz da yine delikanlılığı kimsede bırakmayarak son bir hamle ile neyimiz var neyimiz yok ortaya koyar hesabı öder delikanlılığa laf söyletmeden kalkarız.
Durum böyle olunca ülke olarak millet olarak ağırlayan, bölüşen, mazlumun yanında olan, acıyan ve acıyı ortak paylaşma duygusunu yüksek tezahür etmeyi hiç ertelemedik. Hatırlayanımız olacaktır birkaç ay öncesinde ülkesinden çıkıp gelmiş bir Alman Manavgat’ta tekne de pasaportsız, nüfüs cüzdansız, oturma izni felan olmaksızın tam 10 yıl çalışmış ve yaşamış. Geri dönecek parası olmadığını söyleyen bu Alman vatandaş aslında Türkiye yi çözmüş. Ne arayan var ne yapıyorsun burada diye soran. Ne pasaport soran var ne şikayet eden. Ne ekmeğe karışan var ne suya. Yatıp kalkmış 10 yıl boyunca. Sonra gereken yapıldı tabiî ki. Sınır dışı edilde Pasaportsuz 10 yıl misafir ettiğimiz Alman.
Buna benzer örnek de burnumuzun dibinde ki Kundu Lara Çam Ormanları içerisinde körfez depreminden sonra Antalya da kalan, İkliminden, suyundan, insanların hoşbeş ve höşgörülü oluşundan kaynaklanmış olacak ki tam 16 yıldır Çadır içinde yaşamını sürdürmüş birine daha rastlanıldı. Sabah Sporu yürüyüşü yapanların dikkatini çeken bu durum ilgili ve yetkili kurumlara bildirilince durum ortaya çıkıyor ve şahıs huzur evine yerleştiriliyor.
Antalya İl Emniyet Müdürlüğümüz ve o bölgenin asayişi ile ilgilenen birimleri Lara Çam Ormanını 16 yıldır hiç mi dolaşmadı, denetlemedi ‘ desem işin ucu yine memleket insanı olmanın ve merhamet, hoşgörü ve acıma duygusu kapısına çıkacak. Bu yüzden söyleyeceğim Lara Çam ormanı eni konu bir kez daha taranmalı, o bölge de kim var kim yok, illegal, legal denilse bile tüm canlılar, art niyetliler, kimin ne yapıp ne ettiği bilinmezlerin hepsi temizlenmesi kaçınılmazdır. Bakalım son inceleme ve taramalarda çam ormanı içinden daha neler çıkacak.